Diş çürükleri için en basit yöntem

25 Şubat 2016 Perşembe

diş
Ksilitol, ağza alındığı zaman ağızda ferahlık hissinin oluşmasına neden olan ve tadı şekere çok benzeyen bir maddedir. Görüntüsü de şekere benzer ancak kan şekerini ani şekilde yükseltmediği gibi kalorili de değildir. Diyetlerde de sıklıkla karşımıza çıkan bu madde, diş sağlığı açısından da son derece faydalıdır.

Günümüzde sakız, pastil ve ksilitol tozlarından sağlanabilen ksilitolün dişler, diş eti ve çene kemikleri üzerindeki pozitif etkisini Diş Hekimi Pertev Kökdemir anlattı…

“Ksilitolün düzenli bir şekilde şeker yerine kullanımının etkisi bazı yönlerden pozitiftir. Ağızda çözünürken tükürük salgılanmasını uyarmaktadır. Bu durum, tükürüğün mine oluşumu ve sertleşmesi için gerekli olan çok miktarda kalsiyum fosfat içermesi açısından avantaj sağlamaktadır. Ksilitol minenin içinde minerallerin depolanmasını destekler. Ayrıca ağız içindeki asit içeriklerinin etkisini azaltır. Diş çürüklerine neden olan bakterilerin dişlerin üzerine yapışması ve orada kümelenmesi için düşük seviyede pH'a ihtiyaçları vardır. Çürük oluşturan bu bakteriler (s. mutans) sadece asit ortamda (pH seviyesi 4-5) zarar verici plak oluşturabilir. Ksilitol ağız içindeki pH seviyesini arttırarak dişlerin çürük oluşumuna karşı korunmasında önemli derecede katkı sağlar.”

KSİLİTOL SAYESİNDE ÇÜRÜK POTANSİYELİNDE AZALMA

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Ağız ortamında ksilitolün bulunması, şeker ya da nişasta gibi karbonhidratları laktik aside dönüştürerek dişte hasara sebep olan bakterilerden etkili bir biçimde korunma sağlar. Günlük olarak düzenli kullanıldığında, ağız florasının olumlu yönde değişmesine yardım eder. Bu yönden ksilitol, streptococcus bakterisi popülasyonunu etkileyerek çarpıcı biçimde çürük oluşma potansiyelini azaltır. Ksilitol, bakterileri öldürmez ama zarar verici içeriklerinin üretimine engel olur. Finlilerin yaptığı çalışmalara göre ksilitolün gün boyunca katkı sağlaması için kullanılması gereken optimal günlük miktar 9-12 gram arasındadır. Günümüzde ksilitol; sakız, pastil ve ksilitol tozlarından sağlanabilir” diyor.

KEMİK KAYBINA SEBEP OLABİLİR

Almanya'da tüm yetişkinlerin sadece yüzde 1’inin çürüğü yoktur diyen Diş Hekimi Pertev Kökdemir sözlerine şöyle devam ediyor; “Çürük, bakteriler tarafından üretilen asitlerin dişleri etkilemesi sonucu oluşur. Bu durum şeker ya da nişastanın metabolize edilmesinden kaynaklanır. Bakterilerin dişlerin yüzeyine yapışması için asidik ortam (pH 4-5) gereklidir. Eğer bakteriler dişlerin boyun kısımlarında birikir ve plak üretmeye başlarsa; periodontal hastalıklar görülebilir. Bu süreç boyunca yayılmış bakteri artıkları dişeti iltihabına (gingivitis) neden olur. Bu hastalığın ileri safhası periodontitis olarak adlandırılır ve sadece dişeti çekilmesi değil, dişler etrafında kemik kaybı da görülür.”

ÖNLEYİCİ TEDAVİNİN ÖNEMİ BÜYÜK

Diş çürükleri ve diş eti hastalıklarının önlenmesindeki en etkili yöntem, diş fırçalama ve diş ipi kullanımından oluşan ağız bakımını kapsayan mükemmel bir önleyici tedavidir diyen Kökdemir, “Aynı zamanda beslenme de önemli rol oynamaktadır. Sağlıklı ve mümkün olduğunca az şeker kullanımı olmalıdır. Özellikle bunlara ek olarak düzenli ksilitol kullanıldığında çürük oluşturan bakterilerin hiç şansı olmayacaktır” dedi.

BİR DAKİKA BOYUNCA AĞZINIZDA TUTUN AMA YEMEYİN

Her yemekten sonra yarım çay kaşığı ksilitolün ağza alınması tavsiye edilir diyen Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Ksilitol yenmemelidir” diyerek de özellikle uyarıyor. “Çünkü bu madde en iyi ağız boşluğunda çözündüğünde yarar sağlar. Bu süreçte pH seviyesinin yükselmesinde istenilen etkinin sağlanması için tükürük üretimi hızlanır. Dişlere yararı için bir dakika boyunca ağızda kalmalıdır. Ksilitol antibiyotik gibi çürük yapan bakterileri direkt olarak öldürerek etkilemez. Ama şeker ve nişastanın laktik asite dönüşmesini önler. Bunun ötesinde pH seviyesini yükselterek bakterilerin diş yüzeyine yapışmak amacıyla bir araya toplanmasına engel olur.”

DİŞ YÜZEYİ PÜRÜZSÜZ BİR HAL ALIR

“Ağzın ksilitol ile çalkalanması sonucu tükürük içeriğinde bulunan kalsiyum fosfat sayesinde meydana gelen remineralizasyonla (yeniden mine oluşumu) diş yüzeyinin daha pürüzsüz, kaygan bir hal alması dikkat çekici bir etkidir. Her gargaradan sonra diş yüzeyi daha da pürüzsüz bir hal alır ve bu da bakterilerin dişlere yapışmasını zorlaştırır. Birçok çalışma düzenli gargara yapma, sakız çiğneme ya da pastillerin kullanımının çürük oluşumunda bilinen en etkili önleyici tedavi yöntemleri olduğunu ifade etmektedir.”

Yeni İpana Pro-Expert ile Uzman Sizsiniz!

14 Ocak 2015 Çarşamba

ipana pro expert
İlk kullanımdan itibaren fark edilir temizlik… 

Sağlıklı diş ve diş etlerinin getirdiği bembeyaz bir gülümsemeye sahip olmak; kendinize olan güveninizi arttırmaya ve çevrenizdeki insanlar üzerinde daha iyi bir izlenim bırakmanıza yardımcı olur. Hızlı tüketim sektörünün öncülerinden global P&G firmasının yenilikçi markası İpana da güzel bir gülüşün hayatınızı değiştirebileceğinin farkında!

Tüketicilerin yaşamlarını iyileştirmeye odaklanan P&G markası İpana, Oral-B ve İpana araştırma laboratuarlarının geliştirdiği en iyi diş macunu teknolojsi YENİ İpana Pro-Expert Hepsi Bir Arada ile ağız bakımında bilimin sunduğu en yeni standartlarla tanışmanızı sağlıyor. Düzenli kullanımla ilk günden itibaren daha sağlıklı ve güçlü dişler* sunan YENİ İpana Pro-Expert Hepsi Bir Arada; Ekstra Beyazlık, Ekstra Ferahlık ve Doğal Ferahlık çeşitleriyle çürükler, diş eti problemleri, plak, hassasiyet, tartar, lekeler, ağız kokusu ve diş minesi aşınmaları gibi birçok probleme karşı üstün koruma sağlıyor.

Stabilize Stannus Fluoride ve mikro aktif tanecikler içeren ilk diş macunu olan YENİ İpana Pro-Expert, benzersiz formülüyle diş hekimlerinin ağızda en çok kontrol ettikleri alanlarda oldukça etkili. Florür özellikle diş çürüklerine karşı korurken Stannus, diş minesi aşınmasına, diş eti sorunlarına ve hassasiyete karşı koruma sağlıyor. Polifosfat, yüzey lekeleri ve tartara karşı etki gösterirken ayrıca nefesinizin temiz olmasına da yardımcı oluyor. İpana ve Oral-B Araştırma Merkezi’nin geliştirdiği en iyi teknolojiyle yiyecek ve içecek asitlerine karşı daha iyi koruyarak ilk kullanımdan itibaren daha sağlıklı ve güçlü dişlere sahip olmanızı sağlayan YENİ İpana Pro-Expert ile kendi ağız bakımınızın profesyoneli olabilirsiniz.


YENİ İpana Pro-Expert ailesini ilk deneyen İpana’nın marka yüzü Ezgi Mola; “YENİ İpana Pro-Expert ailesinin diş macunu alanında devrim yaratan ve profesyonel sonuçlar sağlayan güçlü formülü tam bana göre. Daha ilk fırçalamadan itibaren dişlerimdeki inanılmaz değişimi fark ettim. Yoğun tempom arasında İpana’nın dişlerimi koruduğunu ve güçlendirdiğini bilmek beni rahatlatıyor” diyor.

*Plak ve diş minesi erozyonuna karşı, sıradan diş macunlarına göre


YENİ İpana Pro-Expert’in tavsiye edilen satış fiyatı 50 ml 8,50 TL, 100 ml 12,90 TL

Dişler Hızlanıyor, Süreler Kısalıyor

dr aylin sezen yalcin
Ortodonti tedavi süresini yaklaşık yarı yarıya kısaltan yöntem artık Türkiye’de de uygulanıyor.

Ortodonti tedavisi gören hastaların en merak ettikleri konu tellerinden ne zaman kurtulacakları ya da tedavilerinin ne zaman sona ereceği…  Ortodontist Dr. Aylin Sezen Yalçın yaşı kaç olursa olsun ister ortaokula gitsin, ister  profesyonel iş hayatında yer alan bir erişkin olsun, ortodonti tedavisi gören istisnasız her hastanın gündemindeki en önemli konunun “Ortodontik tedavi süresi” olduğuna dikkat çekiyor.

“Ne zaman tellerimi çıkaracaksınız?”,  “2 haftada bir gelsem daha hızlı biter mi?”,  “Mezuniyette tellerim çıkacak değil mi?” gibi daha onlarca soruyla hem kendinin hem de meslektaşlarının sık sık karşılaştıklarını belirten Dr. Yalçın, FDA onaylı Acceledent cihazının kullanılmasının tedavi süresini yaklaşık yarı yarıya azaltabildiğini ifade ediyor.

Dişlere Titreşim Veriliyor

Acceledent cihazının uygulamanın tedavi süresini nasıl kısalttığına gelince…  FDA onaylı bir cihaz belli bir frekansta titreşerek çalışıyor. Ağıza giren bir aparata sahip cihaz tedavi süresince her gün, belli bir süre hasta tarafından uygulanıyor. Düzenli kullanıldığında aygıtın tedavi süresini %40 oranında kısalttığı tespit edilmiş durumda. 2 yıl olarak planlanan bir tedavinin süresi aygıt kullanıldığında 1 yıl ya da 1.5 yıla indirgenebiliyor.

Bu yeni uygulama, tedavi süresinin uzun olmasından şikayet eden hastalara alternatif  bir tedavi seçeneği sunuyor. Dr. Yalçın “ Tedavi süresi uzun olduğu için ortodonti yaptırmak istemeyen, onun yerine protez yaptırmayı düşünen hastalar da kendi dişleriyle yaşamaya devam edebilirler” diyor.

Dişler Şeffaf Plaklar İçinde Düzeliyor

Erişkin ortodontik tedavileri ile ilgili önemli bir diğer yenilik ise ‘şeffaf plaklar’ ile ortodontik tedavi.  Bu yöntemin sabit olarak yapılan geleneksel tedavilerden en önemli farkı takıp çıkartılabilen şeffaf plaklar yardımıyla yapılıyor olması. Dr. Yalçın tedavi sürecini şöyle anlatıyor; “Öncelikle ilk muayenede, kişinin şeffaf plaklar ile tedavi edilip edilemeyeceğine karar veriliyor. Eğer uygun bulunursa, alt ve üst dişlerden bir çift ölçü alınıyor. Yapılacak tedavi ortodontist tarafından planlanıyor ve Amerika’ya gönderiliyor. Amerika’daki teknik ekip ile tam bilgisayar desteği ile tedavi detaylandırılıyor ve tedavide kullanılacak olan plaklar, el değmeden hazırlanıyor. Yaklaşık 20 gün sonra şeffaf plaklar hastaya takılıyor.”

En önemli avantajı istenildiği zaman çıkartılabilmesi olan bu plaklar, oldukça ince ve hafif bir malzemeden yapılıyor. Gün içinde ve uyurken, toplantıda, yazı yazarken rahatlıkla kullanılabiliyor. Sadece yemek yerken çıkarmak gerekiyor. Dr. Yalçın, bu yöntemin tüm dünyada “Şeffaf plaklar ile ortodontik tedavi özel eğitim sertifikası, kullanma ehliyeti” olan ortodontistler tarafından uygulanabildiğine dikkat çekiyor.

Ortodontide Kök Hücre Uygulaması

Ortodonti alanında bir diğer yenilik de son dönemde popüler olan trombozitten zengin plazma (PRP) ile kombine yapılan ortodontik tedavi. Kendi kanımızın  “kök hücre deposu” olduğunu artık hepimiz tarafından bilindiğine dikkat çeken Dr. Yalçın, tedavinin süreçlerini şöyle anlatıyor. “Kan veriyorsunuz. Kan, özel aygıtlarla belli sürelerde santrifüj ediliyor. Bu yolla kırmızı kan hücrelerinden ayrıştırılan sıvı, yine çeşitli amaçlarla kendi dokumuza enjekte ediliyor.” Dr. Yalçın,  İmplant operasyonlarında, kemik iyileşmesini hızlandırmak için, kemik kaybı olan hastalarda yaklaşık 1 yıldır kullanılan yöntemin artık ortodontik tedavi hastalarında, diş hareketini hızlandırmak ve kemik hacmini korumak amacıyla kullandıpını ifade ediyor.

Diş Çürüklerinin En Belirgin 9 Nedeni

15 Mayıs 2013 Çarşamba

İşte, dişlerin çürümesine yol açan 9 hata:

1 – Sürekli kahve molası: Gün boyu kahve, çay içme ve atıştırma alışkanlığı, ağızda asit salgılayan bakterileri aktive ederek bu bakterilerin diş yüzeyinde yaşamasına ve dişleri çürütmesine neden olur. Çay ve kahve şekersiz tüketilmeli ya da bu içeceklerin yerine süt ve süt ürünleri tercih edilmeli, yanında atıştırılan yiyeceklerden kaçınılmalıdır.

2 – Sigara kullanımı: Sigara içmek ağız kuruluğundan, ağız kokusuna, dişlerin sararmasına hatta ağız kanserine kadar birçok hastalığa sebep olabilir.

3- Diş ipi kullanmama: Sadece diş fırçalamak ağız temizliğinde tek başına yeterli değildir. Diş fırçasının ulaşamadığı diş araları diş ipi kullanılarak temizlenebilir.

4- Diş fırçalamama: Ağız sağlığının en önemli bakımı dişleri fırçalamaktır. Dişler her yaşta, günde en az iki kez fırçalanmalıdır. Diş fırçası üç aylık periyotlarla yenilenmeli, dişler fırçalanırken fırça kuru olmalıdır.

5- Yemek dışında tüketilen tatlı: Tatlıların yemek öğünleri içerisinde tüketilmesi diş sağlığı için önemlidir.

6- Su ihtiyacını karşılamama: Yemek yedikten sonra diş için yapılacak en iyi şey su veya süt içmektir. Yemek sonrası içilen bir bardak su, yemek parçalarını ağızdan uzaklaştırır ve ağızdaki asidik ortamı nötrler. Ayrıca süt içmek dişte kalsiyum oluşumunu artırır.

7- Çiğnenemeyen tatlılar: Sakız, yapışkanlı tatlılar ve kuruyemişten mümkün olduğunca uzak durulmalı. Yenildiği takdirde ise dişlerden arındırma işlemi titizlikle yapılmalıdır.

8- Meyve ve sebzelerden kaçınma: Meyve ve sebzelerin içerdiği vitaminler dişetleri için çok önemlidir. Ayrıca elma gibi sert meyve ve sebzelerin ısırılarak tüketilmesi, ön dişlerde mekanik temizliği sağlar.

9- Şekerli sakız çiğneme: Sakız çiğnemek gibi bir alışkanlığınız varsa şekersiz sakızları tercih edin. Şekersiz sakız tükürük akışını hızlandırıp, ağzın temizlenmesine ve ağız içi asidin dengelenmesine yardımcı olur.

Diş Çekiminden Sonra Dikkat Edilmesi Gerekenler

11 Kasım 2012 Pazar

diş çekimi sonrası

Diş hekimlerinden insanlar genelde korkarlar. Çünkü diş hekimi sadece ve sadece diş çekimi üzerine mesleği olan birisi olarak bilindiğinden ve insanlar genelde dişlerini çürüttükten sonra diş hekimlerine başvurarak, işi bitmiş olan dişin çekimi için giderler. Diş çekimi korkusunu yendikten sonra genelde insanlar bir de diş çekiminden sonra ki ağızda çıkan yara ve ağrılar için de düşüne dururlar. Sizlere dikkat etmeniz gereken birkaç noktayı paylaşmak gerekirse;

• Diş çekimi yapıldıktan sonra tampon adını pamuğu minimum 30 dakika bekletmelisiniz.
• 30 dakika sonrasında bozulma vb. durumu yoksa tampon çıkartılabilir.
• Diş çekimini yaptığınız gün sıcak veya soğuk yemek/ içecek içmemelisiniz ve en az 2 saat sonra yemek yemelisiniz.
• Gün içerisinde ağzınızı su ile çalkalamalısınız.
• Dişin çekildiği yerin iltihaplanmaması için 24 saat boyunca sigara içilmemelidir.
• Aynı şekilde yine 24 saat boyunca alkol da kullanılmamalıdır.
• Dişin çekildiği bölgeye dokunmamalı ve orayla ilgili ağzınızda hiçbir işlem yapmamalısınız.
• 6-24 saat içindeki kanamalar hafifleyecektir. Eğer bu durum olmazsa veya ağrı durumlarıyla karşılaşırsanız hekime gitmelisiniz.

Diş Çürüğünü Önlemek İçin Basit Öneriler

21 Ekim 2012 Pazar

Kişiler, günlük yaşam tarzlarına biraz dikkat edip ve farkında olmadan yaptıkları basit hatalardan uzaklaşarak daha sağlıklı dişlere sahip olabilirler.

Gün boyu kahve, çay, kola gibi içecekleri tüketmek ve aperitif gıdalar atıştırmak, ağızda asit salgılayan bakterileri sürekli uyararak dişlerin çürümesine neden olur. Sigara içmek, ağız kokusuna, dişlerde plak birikimine hatta ağız kanserine kadar birçok hastalığa sebep olabilir. Ayrıca çay, kahve ve sigara vücutta sıvı kaybına yol açar ve bu durum ağız kuruluğuna neden olur. Çay, kahve gibi içecekler makul düzeyde ve şekersiz tüketilmesinde yarar vardır.

Düzenli fırçalamak şart!
Ağız ve diş sağlığınız için yapmanız gereken en önemli bakım işlemi ise, dişlerinizi düzenli olarak fırçalamaktır. Dişler günde en az iki uygun metotla fırçalanmalıdır. Diş fırçası üç aylık aralıklarla yenilenmeli, dişler fırçalanırken fırça kuru olmalıdır. Sadece diş fırçalamak ağız temizliğinde tek başına yeterli değildir. Diş fırçasının ulaşamadığı diş araları, diş ipi kullanarak temizlenmelidir. Gargaralar ile ağız çalkalanmalıdır. Gün içinde tatlı, kek, çikolata gibi gıdaları yeme alışkanlığından vazgeçilmelidir. Bu tür yiyecekler ana öğünler içerisinde tüketilmelidir.

Yemekten sonra bir parça peynir..
Yemek yedikten sonra dişleri fırçalamak eğer mümkün değilse su veya süt içilmeli ya da bir parça peynir yenilmelidir. Yemek sonrası içilen bir bardak su, yemek parçalarını ağızdan uzaklaştırır ve ağızdaki asidik ortamı dengeler. Ayrıca süt içmek ve peynir yemek dişte kalsiyum oluşumunu artırır.

Şekerli sakız ve yapışkanlı tatlılardan mümkün olduğunca uzak durulmalıdır. Yenildiği takdirde ise dişler fırçalanmalı veya su içilmelidir. Şekersiz sakız çiğnemek tükürük miktarında artış sağladığı için tavsiye edilir. Meyve ve sebzelerin içeriğindeki vitaminleri diş etleri için çok yararlıdır. Ayrıca elma, havuç gibi sert meyve ve sebzelerin ısırılarak tüketilmesi, özellikle ön dişlerin doğal temizliğini de sağlar.

"Airflow” ile Dişlerde Ağrısız Temizlik

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Dr. Helin Erdoğdu Yılmaz, ağız ve diş bakımında uygulanan yeni yöntemlerin de gelişmesiyle, zamandan ve maliyetten tasarruf edildiğini belirterek, ağrısız ve pratik bir uygulama olan “Airflow” yöntemi hakkında bilgi verdi.

“Renklenmeler giderilip, dişler parlatılıyor”
Tükürüğün içindeki kalsiyumun çökmesi ya da yanlış diş fırçalama nedeniyle yiyecek artıklarının çok iyi temizlenemediği durumlarda diş taşlarının oluşabileceğini söyleyen Dt. Helin Erdoğdu,  “Bazı kişilerde 6 ayda bir diş taşı oluşabiliyorken; bazılarında iki yılda bir görülebilmektedir. Diş taşı temizliğinin ne kadar sıklıkta yapılacağına düzenli kontrolleri gerçekleştiren diş hekiminin karar vermesi uygun olur. Bu işlem sırasında önce ultrasonik aletlerle ya da el aletleriyle diş taşları kırılır ve daha sonra özel bir fırça yardımı ile veya şimdilerde kullanılan “airflow” yöntemi ile renklenmeler giderilir ve dişler parlatılır. “Airflow” yöntemi özellikle çay, kahve ve sigara tüketiminden doğabilecek renklenmelerin giderilmesinde kullanılmaktadır” dedi.

Her yaş için uygundur
Genellikle 17-18 yaşından küçük çocuklarda böyle bir yönteme ihtiyaç duyulmadığını ifade eden Dt. Yılmaz sözlerine şöyle devam etti:

“Tükürüğün yıkayıcı etkisi sayesinde diş taşı oluşumu bu yaşlarda fazla görülmez. Diş taşları temizliği için henüz erken olsa bile, airflow yöntemi ile parlatma istenilen her yaş için uygundur. Özellikle küçük yaşlarda, ağız içinde yaşayan bakterilerin dişin üzerine yapışmasıyla meydana gelebilecek küçük siyah noktacık şeklindeki lekelenmeler fırçalamayla temizlenmezken, bu durumda “airflow” cihazı kullanılarak gerekli temizleme ve parlatma işlemi yapılabilmektedir”.

Dişlere zarar vermiyor
Dt. Yılmaz, hastaların diş taşı temizliği ve parlatma işleminden dişlerine zarar geleceği endişesi ile kaçındıklarını belirterek, “Diş taşı temizliği sırasında ilk olarak taş kırmada kullanılan ultrasonik yöntemler ya da el aletleri hiçbir zarar vermez. Ama sonrasında yapılan parlatma işlemi sırasında eskiden kullanılan fırçalar ve bazı temizleyici malzemeler, her defasında bir bardak asitli içeceğin verdiği zararı vermekteydi. “Airflow” yönteminde ise artık dişe dokunulmuyor. Uzaktan, belli bir mesafeden hava ve özel bir ilaçla bütün renklenmeler alınırken, özellikle düzgün olmayan diş yapılarında, fırçanın ulaşamadığı, suyun girebildiği her nokta temizlenebiliyor. Daha iyi ve ağrısız bir temizleme ile hastalar klinikten daha mutlu ayrılıyorlar” dedi.

Hayalinizdeki Gülümsemeye 1 Saatte Kavuşun


Kim daha beyaz, estetik ve daha güzel bir gülümseme istemez ki!. Hem de 1 saat gibi bir sürede… Dişlerinizin şeklinden, geçmeyen lekelerden memnun olmayabilirsiniz ve bu durum sizi mutsuz etmeye yetebilir. Çoğunlukla kozmetik gereksinimler için kullanılan “bonding yöntemi” ile 1 saatlik bir işlem sonrasında ışıltılı ve etkili bir gülümsemeye sahip olabilirsiniz. Memorial Suadiye Tıp Merkezi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü’nden Dt. Aslı Tapan “bonding yöntemi” hakkında bilgi verdi.

İşlem sırasında dişi uyuşturmaya gerek kalmıyor
Minimum düzeyde diş kaybı ile dişinizin kötü rengini veya beğenmediğiniz şeklini değiştirip tüm kusurlarını kapattırabilirsiniz. Bonding adı verilenu sistem en az miktarda diş kaybı ile dişe yapılan ilaveleri ifade eder. Koruyucu diş hekimliğinin en çok tercih edilen uygulamalarından biridir. En güzeli çoğu durumda dişi uyuşturmaya gerek duyulmamasıdır.

Kırık dişler için kurtarıcı
Bonding sistemi; dişler arasındaki boşlukları kapatmak, çürük ve kırık dişlerinizi onarmak, kalıcı renklenme problemlerinizden kurtulmak, dişlerin daha uzun görünmesini sağlamak ya da dişlerde şekil değişikliği yaratıp gülüş tasarımı için başvurulabilen bir yöntemdir.

Tedavi süresi çok kısa
Dental bonding işlemi diş rengindeki özel estetik dolguların özel bir ışık ile dişe yapıştırılıp kişinin kaybettiği estetik görüntüyü yakalamasını sağlar. Tedavi süresinin kısa olması büyük bir avantajdır; ancak yapılacak işleme göre seans sayısı belirlenir. Eğer çok yoğun bir tedavi uygulaması yoksa hastanın en fazla 1 saatini alacak bir işlemdir. Diğer estetik işlemlere göre daha ekonomiktir. Kullanımı kendi dişleriniz gibi oldukça rahattır.

Kullanım süresi sizin dişlerinizi korumanıza bağlı
Bu uygulamanın kullanım süresi 5-10 yıl arasında değişim gösterir. Ancak hastadan istenen çok sert nesneleri ısırmak ve kırmaktan kaçınmasıdır. Tırnak yeme, kalem ısırma gibi kötü alışkanlıklar da bu estetik dolguların ömrünü kısaltabilir. Bunun için kendi dişlerinize nasıl bakmanız gerekiyorsa uygulama sonrası yine bunlara dikkat etmelisiniz.

Sigara, çay ve kahve izleri dişlerinizden siliniyor
En sık sorulan soru ise bu tedaviden sonraki renk değişikliliğidir. Cilalama bu konuda önemli bir yere sahiptir. Cilalamanın başarılı bir şekilde yapılması lekelenmelerin oldukça az olmasını sağlar. Hastanın kullandığı yoğun sigara, çay, kola, kahve gibi lekelenmeler ise basit bir parlatma işlemi ile giderilebilir. Normal dişleriniz nasıl renk değiştirebiliyorsa bonding sonrası değişimde o şekilde olur. Porselen kronlar ve kaplamalarla karşılaştırıldığında diş minesinin en az düzeyde kaldırılmış olması kısa sürede olması daha uygun fiyatta olması büyük bir avantajdır. Ancak kalıcı ve sağlıklı olarak bu işlemi uygulamak için iyi bir planlama esastır.
 
Support : Blogger | Giresunspor
Copyright © 2012 - 2017. Sağlık Blogu - Tüm Hakları Saklıdır.
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Blogger