Diş çürükleri için en basit yöntem

25 Şubat 2016 Perşembe

diş
Ksilitol, ağza alındığı zaman ağızda ferahlık hissinin oluşmasına neden olan ve tadı şekere çok benzeyen bir maddedir. Görüntüsü de şekere benzer ancak kan şekerini ani şekilde yükseltmediği gibi kalorili de değildir. Diyetlerde de sıklıkla karşımıza çıkan bu madde, diş sağlığı açısından da son derece faydalıdır.

Günümüzde sakız, pastil ve ksilitol tozlarından sağlanabilen ksilitolün dişler, diş eti ve çene kemikleri üzerindeki pozitif etkisini Diş Hekimi Pertev Kökdemir anlattı…

“Ksilitolün düzenli bir şekilde şeker yerine kullanımının etkisi bazı yönlerden pozitiftir. Ağızda çözünürken tükürük salgılanmasını uyarmaktadır. Bu durum, tükürüğün mine oluşumu ve sertleşmesi için gerekli olan çok miktarda kalsiyum fosfat içermesi açısından avantaj sağlamaktadır. Ksilitol minenin içinde minerallerin depolanmasını destekler. Ayrıca ağız içindeki asit içeriklerinin etkisini azaltır. Diş çürüklerine neden olan bakterilerin dişlerin üzerine yapışması ve orada kümelenmesi için düşük seviyede pH'a ihtiyaçları vardır. Çürük oluşturan bu bakteriler (s. mutans) sadece asit ortamda (pH seviyesi 4-5) zarar verici plak oluşturabilir. Ksilitol ağız içindeki pH seviyesini arttırarak dişlerin çürük oluşumuna karşı korunmasında önemli derecede katkı sağlar.”

KSİLİTOL SAYESİNDE ÇÜRÜK POTANSİYELİNDE AZALMA

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Ağız ortamında ksilitolün bulunması, şeker ya da nişasta gibi karbonhidratları laktik aside dönüştürerek dişte hasara sebep olan bakterilerden etkili bir biçimde korunma sağlar. Günlük olarak düzenli kullanıldığında, ağız florasının olumlu yönde değişmesine yardım eder. Bu yönden ksilitol, streptococcus bakterisi popülasyonunu etkileyerek çarpıcı biçimde çürük oluşma potansiyelini azaltır. Ksilitol, bakterileri öldürmez ama zarar verici içeriklerinin üretimine engel olur. Finlilerin yaptığı çalışmalara göre ksilitolün gün boyunca katkı sağlaması için kullanılması gereken optimal günlük miktar 9-12 gram arasındadır. Günümüzde ksilitol; sakız, pastil ve ksilitol tozlarından sağlanabilir” diyor.

KEMİK KAYBINA SEBEP OLABİLİR

Almanya'da tüm yetişkinlerin sadece yüzde 1’inin çürüğü yoktur diyen Diş Hekimi Pertev Kökdemir sözlerine şöyle devam ediyor; “Çürük, bakteriler tarafından üretilen asitlerin dişleri etkilemesi sonucu oluşur. Bu durum şeker ya da nişastanın metabolize edilmesinden kaynaklanır. Bakterilerin dişlerin yüzeyine yapışması için asidik ortam (pH 4-5) gereklidir. Eğer bakteriler dişlerin boyun kısımlarında birikir ve plak üretmeye başlarsa; periodontal hastalıklar görülebilir. Bu süreç boyunca yayılmış bakteri artıkları dişeti iltihabına (gingivitis) neden olur. Bu hastalığın ileri safhası periodontitis olarak adlandırılır ve sadece dişeti çekilmesi değil, dişler etrafında kemik kaybı da görülür.”

ÖNLEYİCİ TEDAVİNİN ÖNEMİ BÜYÜK

Diş çürükleri ve diş eti hastalıklarının önlenmesindeki en etkili yöntem, diş fırçalama ve diş ipi kullanımından oluşan ağız bakımını kapsayan mükemmel bir önleyici tedavidir diyen Kökdemir, “Aynı zamanda beslenme de önemli rol oynamaktadır. Sağlıklı ve mümkün olduğunca az şeker kullanımı olmalıdır. Özellikle bunlara ek olarak düzenli ksilitol kullanıldığında çürük oluşturan bakterilerin hiç şansı olmayacaktır” dedi.

BİR DAKİKA BOYUNCA AĞZINIZDA TUTUN AMA YEMEYİN

Her yemekten sonra yarım çay kaşığı ksilitolün ağza alınması tavsiye edilir diyen Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Ksilitol yenmemelidir” diyerek de özellikle uyarıyor. “Çünkü bu madde en iyi ağız boşluğunda çözündüğünde yarar sağlar. Bu süreçte pH seviyesinin yükselmesinde istenilen etkinin sağlanması için tükürük üretimi hızlanır. Dişlere yararı için bir dakika boyunca ağızda kalmalıdır. Ksilitol antibiyotik gibi çürük yapan bakterileri direkt olarak öldürerek etkilemez. Ama şeker ve nişastanın laktik asite dönüşmesini önler. Bunun ötesinde pH seviyesini yükselterek bakterilerin diş yüzeyine yapışmak amacıyla bir araya toplanmasına engel olur.”

DİŞ YÜZEYİ PÜRÜZSÜZ BİR HAL ALIR

“Ağzın ksilitol ile çalkalanması sonucu tükürük içeriğinde bulunan kalsiyum fosfat sayesinde meydana gelen remineralizasyonla (yeniden mine oluşumu) diş yüzeyinin daha pürüzsüz, kaygan bir hal alması dikkat çekici bir etkidir. Her gargaradan sonra diş yüzeyi daha da pürüzsüz bir hal alır ve bu da bakterilerin dişlere yapışmasını zorlaştırır. Birçok çalışma düzenli gargara yapma, sakız çiğneme ya da pastillerin kullanımının çürük oluşumunda bilinen en etkili önleyici tedavi yöntemleri olduğunu ifade etmektedir.”

Hamilelere özel diş bakımı tavsiyeleri

27 Kasım 2015 Cuma

kadın
“Hamilelik döneminde günlük ağız ve diş bakımına her zamankinden daha özenli ve dikkatli şekilde devam edilmeli” diyerek uyaran Diş Hekimi Pertev Kökdemir; hamilelik döneminde diş bakımında dikkat edilmesi gerekenleri anlattı…

“Hamilelikte oluşan hormon artışı ağız mukozasını dış etkenlere, özellikle de bakteri plaklarına karşı daha hassas yapar. Günde iki kez diş fırçası ve diş ipi kullanıp etkili diş bakımı yapılarak, plak birikimi engellenmelidir. Ağız gargaraları ya da ılık tuzlu su ile gargara yapılarak, diş etleri rahatlatılmalıdır. Kusma oluyorsa, ağız hemen bol suyla çalkalanmalı, dişler ise yarım saat sonra fırçalanmalıdır.”

KONTROLLER İHMALE GELMEZ

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, planlanan hamileliklerde, hamilelik öncesinde mutlaka ağız ve diş sağlığı kontrolünden geçilmesi gerektiğini, teşhis edilen sorunların da en kısa sürede tedavi edilmesi gerektiğini belirtiyor. Hamilelik döneminde yaşanacak ağız ve diş sağlığı problemleri anne adayını olduğu kadar, bebeğin sağlığını da yakından ilgilendiriyor. Dolayısıyla diş hekimi kontrolleri hamilelik döneminde daha da önemli hale geliyor.

BEBEK DÜŞÜK KİLODA DOĞABİLİR!

Hamilelik sırasında yaşanan hormonal değişimler diş eti hastalıkları başta olmak üzere, diş çürüklerine ve diğer pek çok ağız sağlığı problemlerine ortam hazırlıyor. Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Kadınların en çok diş kaybı yaşadığı hamilelik döneminde meydana gelen diş ve diş eti problemleri, bebeğin düşük ağırlıkta doğma olasılığını da artırıyor” diyerek anne adaylarını uyarıyor.

GARGARA İLE DİŞ ETLERİNİ RAHATLATIN

Hamilelikte yaşanan hormonal değişimlerle birlikte anne adayının tükürüğündeki asit miktarında artış meydana geliyor. Yine gebelik döneminde yaşanan kusmalarda da diş ve diş etleri yoğun biçimde aside maruz kalıyor. Hormonal değişimler, gebelik öncesinde var olan diş eti problemlerini daha da alevleniyor. Ağız gargaraları ya da ılık tuzlu su ile gargara yapılarak diş etleri rahatlatılmalı, kusma oluyorsa, hemen ağız bol suyla çalkalanmalıdır. Kusmadan hemen sonra değil, yarım saat sonra dişler fırçalanmalıdır.

DİŞ İPİ İLE PLAK BİRİKİMİNİ ENGELLEYİN

Dişler fırçalanırken zaman zaman kanamalar meydana gelebilir. Dişlerinin kanadığı gören bazı anne adayları paniğe kapılarak diş fırçalamaya ara veriyor. Fırçalanmayan dişlerin üzerinde biriken bakteriler; diş etlerinde şişmeye ve kızarmaya sebep olabilir. Günde iki kez diş fırçası ve diş ipi kullanıp etkili diş bakımı yapılarak, plak birikimi engellenmelidir.

Anne adayının özel bir durumu veya bir hastalığı yoksa hamilelik döneminde diş tedavisi, diş çekimi gibi işlemlerin yapılmasında sakınca yoktur.
 
Support : Blogger | Giresunspor
Copyright © 2012 - 2017. Sağlık Blogu - Tüm Hakları Saklıdır.
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Blogger