Hindistan Cevizi Yağı Beli İnceltiyor

28 Kasım 2015 Cumartesi

diyetisyen yaşam koçu
Diyetisyen & Yaşam Koçu Gizem Şeber son günlerde sıkça konuşulan Hindistan cevizi yağı ile ilgili bilinmeyenleri ve beslenmeye etkilerini açıklıyor. Peki nasıl ve ne kadar tüketilmeli? Hangi hastalıkları körükleme riski bulunurken, hangi hastalıkların olumlu yönde gelişimine fayda sağlar?

Hindistan cevizi yağı, diğer yağlardan farklı olarak orta zincirli yağ asitleri içerir. Orta zincirli yağ asitlerinin vücutta işlenmesi diğer birçok yağda bulunan uzun zincirli yağ asitlerinden daha farklıdır. Sindirim sisteminden direk karaciğere gönderilerek, enerji üretimine dahil olurlar.

Hindistan cevizi yağının diğer yağlara göre vücutta yüzde 23 daha az depolandığı düşünülüyor. Ayrıca bu yağın termojenik yani metabolizma hızlandırıcı etkisi olduğu bilimsel çalışmalarda belirlenmiştir. Günde ortalama 2 tatlı kaşığı Hindistan cevizi yağını diğer yağların yerine tüketen kişilerde günlük enerji harcaması yüzde 5 artmıştır.

Kadınlar ve erkekler üzerinde yapılan araştırmalarda, Hindistan cevizi yağının özellikle kalp sağlığını tehdit eden karın bölgesi yağının azalmasında etkili olabileceği kanıtlanmıştır. Günde 2 tatlı kaşığı kadar bu yağı tüketen kadınlarda tüketmeyenlere göre bel çevresinde anlamlı bir incelme saptanmıştır.

Bu yararlı etkilerine rağmen Hindistan cevizi yağının; yağlı bir bonfileden veya tereyağından daha fazla doymuş yağ içerdiğini unutmamak da fayda var. Zayıflamaya yardımcı etkisi sebebi ile aşırı miktarda tüketilmesi kalp sağlığının olumsuz etkilenmesine ve kötü huylu kolesterolün yükselmesine neden olabilir. Önerilen oranlarda tüketildiğinde ise içerdiği laurik asit ile iyi huylu kolesterolü yükselten doymuş yağ içeriği yüksek tek yağ Hindistan cevizi yağı.

Beslenmede en önemli olanın denge ve çeşitlilik sağlamak olduğu unutulmamalı. Olumlu etkileri nedeniyle Hindistan cevizi yağını günde 2 tatlı kaşığına kadar beslenmenize eklemek makul olabilir ancak bütün beslenme sisteminizi yüksek yağlı oluşturmak veya bazı yerlerde geçen zeytinyağından daha sağlıklı haberlerine inanıp tek çeşit yağ kullanmak uzun dönemde sağlığınız için olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Ramazan’da sağlıklı ve dengeli beslenmenin 9 altın kuralı

9 Haziran 2015 Salı

diyetisyen
Ramazan ayının yaz mevsimine denk gelmesiyle birlikte, “çalışan kişilerin oruç tutarken nelere dikkat etmesi gerektiği” en çok merak edilen soruların başında geliyor. Diyetisyen Sanem Apa Doğan, dikkat dağınıklığı, baş ağrısı, asabiyet ve yorgunluk gibi olumsuz durumlarla karşılaşılan bu ayda sadece çalışanların değil oruç tutan herkesin mutlaka sahura kalkması gerektiğini ve bitki çaylarından destek alması gerektiğini söylüyor. Oruç tutarken mutlaka dengeli beslenmenin hedeflenmesi gerektiğini vurgulayan Doğan, Ramazan’da sağlıklı beslenmenin 9 altın kuralını açıkladı.

1) MUTLAKA SAHURA KALKIN: Sahura kalkılmadığı zaman çok sık sağlık problemleri ile karşı karşıya kalabilir ve kronik yorgunluk yaşayabiliriz. Bu nedenle mutlaka sahura kalkılmalı… Sahur yapılmadan oruç tutulduğunda aç kalma süresi artıyor, metabolik hız düşüyor, halsizlik, baş ağrısı, yorgunluk ve dikkat dağınıklığı görülebiliyor. Uzun süreli açlık sonrası; iftarda aşırı besin tüketimini ve gün içerisinde kan şekerinin düşmesini engellemek için, sahurda sindirimi yavaş, besin değeri yüksek besinler tüketilmeli.

2) SAHUR VE İFTARDA BOL SU İÇMEYİ UNUTMAYIN: Su neden önemli ve gereklidir? Her vücut hücresi, dokusu, organı suya ihtiyaç duyar. Bu sebeple, vücudun her türlü fonksiyonunu sağlamada su gereklidir. Su aslında vücudun en çok gereksinim duyduğu besin öğesidir. Vücuttaki sıvı miktarının % 20 azalması ise yaşamsal risk oluşturur. Ramazan ayı ile su alımımız azalır bu nedenle sahurda ve iftarda su alımımızı 1,5 - 2 lt kadar olacak şekilde ayarlamamız gerekir.

Kısaca su,
* Besinlerin sindirimi
* Besinlerin emilimi ve taşınması

* Besin öğelerinin metabolizması sonucu oluşan artık maddelerin atılması

* Vücut ısısının denetimi

* Eklemlerin kayganlığının sağlanması

* Elektrolitlerin taşınması için çok önemlidir.


3) İFTAR SOFRASINDA YEMEĞİN DEĞİL SOHBETİN TADINI ÇIKARIN: Gün boyu aç kalan mideye, iftar vakti ile birlikte birden ve hızlı bir şekilde yüklenilmesi, birçok sağlık sorununa neden olacağı gibi kalp sağlığını da olumsuz etkiler. Az az ve sık sık beslenmek gerekir. Yemek yerken acele edilmemeli.

4) İFTARLA SAHUR ARASINDA İKİ ARA ÖĞÜN YAPIN: Rutin yaşamımızın içerisinde 5 - 6 öğün olacak şekilde tüketim ayarlaması yaparken Ramazan’da bu sayı iki ana öğüne düşüyor. İftardan uyku saatine kadar 1 - 2 küçük ara öğün daha yapmak metabolizmanın çalışmasına yardımcı olur.

5) YOĞURT, CACIK VEYA AYRAN İFTAR SOFRASININ İNCİLERİ: İftar saati ile birlikte orucunuzu su ve hurmayla açtıktan sonra çorba, salata gibi hafif besinlerle iftara devam edin. Ana yemeğe geçmeden önce 5 - 10 dakika ara vermek, mideyi rahatlatır. Ana yemek olarak ne tüketirseniz tüketin mutlaka yanında yoğurt, ayran veya cacığa yer verin.

6) TATLI YEMEYİ ERTELEYİN: Yemekten 1 - 2 saat sonra her gün olmamak kaydıyla meyve veya tatlı yiyebilirsiniz. Fakat tercih edeceğiniz tatlının şerbetli, hamurlu olmamasına dikkat edin. Özellikle mevsim meyvelerinden yapılan sütlü tatlılar ya da dondurma veya Ramazan ayının vazgeçilmezi güllaç doğru alternatiflerin başında gelir.

7) KIZARMIŞ VE TUZLU BESİNLERİ TÜKETMEYİN: Kızartma veya tuzlu besin tüketmeniz gün içinde çok susamanıza, su tüketemediğiniz için de tansiyon ve ödem gibi sağlık sorunlarına yol açabilir. İftar ve sahurda kızartma, turşu, salamura besinler, sucuk ve hamurlu tatlılardan uzak durun.

8) SAHUR VE İFTAR SOFRANIZDA ÇİĞ SEBZELER, MEYVE OLSUN, KARNINIZ DOYSUN: Gün boyu kan şekerinin düşmesini engellemek, mide boşalmasını geciktirmek sahurda protein açısından zengin besinlerin tercih edilmesi uygun olur. Bu nedenle sahurda yağlı ve kalorili ağır yemekler yerine hafif kahvaltılıklar tercih edilmeli. Burada meyve ve sebze tüketimi artırıldığında hem görüntü bakımından zengin bir öğün tüketmiş olursunuz hem de tokluk hissi daha uzun süre korunmuş olur.

9) BİTKİ ÇAYLARININ İYİLİĞİNDEN FAYDALANIN: Sahur ve iftar sonrası içeceğiniz bitki çayları hem sıvı alımınızı destekler hem de sindirim faaliyetlerinizin düzenli olmasına yardımcı olur. Özellikle sahurda içeceğiniz tarçınlı çaylar kan şekerinizin düşmesini engelleyebileceği gibi tarçın midenin geç boşalmasını da sağlayacağı için gün içinde açlık duygusunun daha geç oluşmasına sebep olur. Ya da yine bitki çaylarından yeşil çay uzun süreli açlık sonucunda yavaşlayan metabolizmanızın hızlanmasında katkıda bulunur. İftardan sonra ise içeriğinde biberiye, kekik, mate yaprağı, kiraz sapı gibi bitkileri içeren fonksiyonel çaylar sindirim sisteminizi destekler, metabolizmanızı hızlandırır ve gün içinde yeterli su içmemeye bağlı oluşabilecek ödem probleminizin azalmasına da destek olur. Ancak bitkilerin iyiliğinden yararlanmak için nerede depolandığı bilinen, güvenilir markaları kullanmalı, bir tutam şu bitkiden, bir tutam bu bitkiden gibi karışımlardan kaçınmalısınız.

100 gr poğaça enerji ve E vitamininin % 16'sını karşılıyor

15 Ocak 2015 Perşembe

hamur işi
Evde yapılmış sağlıklı bir poğaçanın aslında vitamin deposu olduğunu biliyor muydunuz?

100 gr poğaça, protein ve biotin içeriyor, enerji ve E vitamininin % 16’sını karşılıyor!

Beslenme Uzmanı Diyetisyen Banu Topalakçı, evde maya, tam buğday unu, yulaf ve taze otu gibi sağlıklı içeriklerle yapılan 100 gr poğaçanın doğru miktarlarda tüketildiğinde adeta vitamin deposu olduğunu kaydediyor. Topalakçı’nın besin analizine göre, 100 gr. poğaça; enerjinin % 16'sını,  proteinin % 12’sini, E vitamininin % 16’sını, B3 vitamininin % 7'sini, Biotin'in % 5’ini karşılıyor

Beslenme Uzmanı Diyetisyen Banu Topalakçı, evde sağlıklı içeriklerle hazırlanan ve doğru miktarlarda tüketilen poğaçaların, vitamin yönünden oldukça zengin olduğunu belirtiyor. Topalakçı’nın güncel besin analizine göre, yetişkin kadın ve erkeğin ortalama günlük gereksinmeleri düşünüldüğünde; 100 gr. poğaça; enerjinin % 16'sını,  proteinin % 12’sini, E vitamininin % 16’sını, B3 (niasin) vitamininin % 7'sini, Biotin'in % 5’ini  karşılıyor.

Burada en dikkat çekici nokta E vitamini olduğunu kaydeden Banu Topalakçı, “Bir antioksidan olarak E vitamini  hücrelerinizi oksidasyona (paslanmaya) karşı koruyarak, kanser, kalp hastalıkları ve diğer sağlık sorunlarının önlenmesinde yardımcıdır. Hücre çoğalmasına yardım eder. Göz, kalp, karaciğer, saç ve tırnak sağlığımız için önemli bir elementtir. Aynı şekilde poğaçanın içerdiği biotin; saç dökülmeleri, cilt problemleri ve tırnak kırılmalarına karşı koruyucudur. Yine aynı şekilde içerdiği B grubu vitaminleri  stres azaltıcı ve yara iyileşmeleriniz hızlandırıcı etkileri ile bilinmektedir” açıklamasını yapıyor.

Poğaça karışımı ile evde hazırlamak çok kolay

Sofraları renklendirmek amacıyla, evde yapılmış sağlıklı bir poğaça ile farklı bir kahvaltı alternatifi ya da ara öğün hazırlanabileceğini belirten Topalakçı, “Poğaça, yanında tüketeceğiniz söğüş sebzeler ve 1 meyve ile birlikte sağlıklı bir içerik olacaktır. Poğaçaları daha da sağlıklı hazırlamak için, tam buğday unu, yulaf ve taze ot gibi sağlıklı içeriklerden de yararlanabilirsiniz” dedi.

Evde poğaça hazırlamanın da artık çok kolay olduğunu hatırlatan Topalakçı, “Örneğin poğaça yaparken her seferinde aynı hamur kıvamını tutturmakta zorluk yaşayan ev hanımlarına kulak veren Yuva markası, Türkiye’de bir ilk olan ‘Yuva Poğaça Karışımı’ ile bu sorunu tamamen ortadan kaldırıyor. Böylece ev hanımları, hem pastane poğaçalarını aratmayan yumuşaklık ve lezzeti pratik şekilde yakalayabiliyor hem de hamurda her seferinde aynı kaliteye ulaşma avantajına sahip oluyor” diye konuştu.

Libido Diyeti

20 Ocak 2014 Pazartesi

Beslenme stilimizin sağlığımızla olan ilgisi yadsınamaz bir gerçek. Aslında ne yediğimiz ne olduğumuzu ciddi anlamda etkiliyor. Sağlıklı vücut ağırlığında olmamız, diyabet, hipertansiyon, yüksek kolesterol gibi sağlık sorunlarından ve hastalıklardan korunmamız beslenme tarzımıza bağlı. Tabi ki beslenme tarzımız cinsel sağlığımızı da etkiliyor. Bazı besinlerin diğer besinlere göre libidoyu arttırıcı etkisi olduğu biliniyor. Libido arttırıcı besinleri 2-4 hafta arasında düzenli tüketmenin özellikle kadınlarda cinsel isteği arttırıcı yönde sonuç vereceği biliniyor. Libidoyu arttırmanın yolu ise testesteron seviyesini arttıran besinlere günlük beslenme düzenimizde yer açmaktan geçiyor. İşte Diyetisyen& Yaşam Koçu Gizem Şeber'in libidoyu arttırmaya yardımcı beslenme önerileri ve yardımcı örnek menüsü.

Proteini eksik bırakmayın: Proteinin libido üzerindeki olumlu etkilerine dair araştırmalar devam etse de, günlük aldığımız kalorinin en az %25’inin proteinden sağlanması gerekiyor. Bu da günde en az 100 gram et veya tavuk veya balık ve 1-2 bardak süt ürünü tüketmek ile sağlanabilir. Yani libidonuzu arttırmak istiyorsanız günde en az 3 köfte kadar et, tavuk veya balık ve 400 gram kadar süt, yoğurt veya ayran tüketmeniz gerekiyor.

Çinko: Çinkonun yeterli alımının cinsel sağlık açısından çok önemli olduğu biliniyor. Testesteronu östrojene çeviren enzimin işlevini azaltan bu mineral, en çok peynir, yumurta sarısı, balık, ayçekirdeği ve diğer kuruyemişler, tavuk ve yulaf, çavdar, tam buğday gibi tam tahıllarda bulunuyor.

Magnezyum: Bu mineral serbest testesteronu bağlayan hormonun etkisini azaltmakta etkili. Kuruyemişler, soya fasulyesi, tam tahıllar magnezyumun zengin kaynakları olmakla birlikte; kakao, muz, avokado, peynir, yumurta, patateste de magnezyum minerali yer alıyor.

Balık ve balık yağı: Beyinden dopamin salgısının artmasının özellikle kadınlarda cinsel isteği arttırabileceğine dair çalışmalar var. Bunların ışığında dopamin salgısını arttıran balık yağının cinsel sağlık için önemli yeri olduğu ortaya çıkıyor. Haftada 2-3 kez ızgara veya fırında balık tüketmek, libidoya yardımcı. Balık tüketemeyen kişiler ise doktora danışarak omega-3 desteği alabilirler.

Şekerli besinlerden kaçının:
Şekerli besinler genelde seratonin seviyesinin birden artmasına neden olabiliyor. Yüksek seratonin seviyeleri ise düşük libido ile ilişkilendiriliyor. Beyaz şeker içeren besinleri beslenmenizde limitlemeye çalışın.

Trans yağ asitlerinden kaçının: Sağlık üzerinde olumsuz etkileri saymakla bitmeyen trans yağ asitlerinin libidoyu da azalttığı düşünülüyor. Bu nedenle işlenmiş gıdalar konusunda dikkatli olmalısınız. Paket ürünlerin etiket bilgilerini kontrol ederek trans yağ asidi içerip içermediğini öğrenebilirsiniz.

LİBİDO ARTTIRMAYA YARDIMCI ÖRNEK MENÜ
25-35 YAŞ arası, hiçbir sağlık problemi olmayan, fiziksel aktivite düzeyi orta kadınlar için örnek menüdür. Beslenme programı parmak izi gibidir, sadece kişiye özel düzenlenmelidir.)

KAHVALTI:  Lor peynirli otlu omlet (az sıvıyağ ile pişirilmiş) 
2 dilim tam buğday ekmeği
İstenirse bol söğüş sebze
Şekersiz bitki çayı 
Ara öğün:  1 adet meyve veya 4 adet kuru erik 
1 kutu probiyotik yoğurt
ÖĞLE: 1 porsiyon ızgara tavuk göğüs
Soya filizli, avokadolu yeşil salata (1 tatlı kaşığı zeytinyağı) 
2 dilim tam buğday ekmeği veya 3 kaşık integral makarna
Ara Öğün:  1 su bardağı süt veya yoğurt 
4-5 yemek kaşığı yulaf ezmesi 
10 adet fındık veya badem veya 2 adet tam ceviz
AKŞAM:  1 adet ızgara balık 
Sotelenmiş mevsim sebzeleri 
1 adet fırında patates
Mevsim salatası (1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile) 
Ara öğün: 1 çay bardağı dolusu tuzsuz ay çekirdeği
1 küçük boy muz

 
 
Support : Blogger | Giresunspor
Copyright © 2012 - 2017. Sağlık Blogu - Tüm Hakları Saklıdır.
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Blogger