Regl Ağrısı İle Baş Etmenin Yolları

18 Aralık 2015 Cuma

adet
Bazı kadınların regl dönemi hafif yorgunluklarla bazı kadınların ise şiddetli ağrılarla geçer ve çoğu zaman bununla nasıl baş edeceğini bilemez. Liv Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cem İyibozkurt regl ağrısıyla baş etmeni yolları hakkında bilgi verdi.


İşte regl döneminde yapabileceğiniz 11 tavsiye...


1 - Ağrınızın başlayacağını hissettiğinizde uzanın, ağrı kesici alacaksanız hemen başlayın. Çünkü ağrı kesicilerin en etkili olduğu zaman ağrı başlarken aldığınız zamandır.

2 - Karnın alt tarafını ovuşturmak ve bu bölgeye sıcak torba uygulamak oldukça etkili olabilir. Sıcak uygulaması kasların gevşemesine sebep olarak ağrıyı azaltabilir.

3 - Ilık bir duş aynı etkiyle ağrıyı azaltabilir.

4 - Germe egzersizleri gibi hafif egzersizler, yürüyüş ve yoga gibi aktiviteler yararlı olabilir.

5 - Zencefil ve ahududu içeren içecekler ve çaylar ağrı kesici özellik gösterebilir. Bu dönemde bu tip içeceklerin tüketimi arttırılabilir.

6 - Kesin olarak gösterilmese de bazı çalışmalarda akupunkturun regl ağrılarına iyi gelebileceğini gösteren bazı çalışmalar vardır.

7 - Sigara ve alkol damarlarda daralma etkisi yaratacağından ağrıları arttırabilir.

8 - Yağ tüketimi az olan ve yeşillikten zengin beslenenlerde regl ağrılarının daha az olduğuna dair bilgiler vardır. Bu dönemde kan kaybı olduğu için demir içeren besinler de mutlaka daha fazla tüketilmelidir.

9 - Bu dönemde sosyalleşerek veya hobilere yönelerek (kitap okumak, sevdiğiniz bir şey ile uğraşmak gibi) ağrı algısı bir miktar yönetilebilir.

10 - Regl ağrıları fazlaysa ve diyet, beslenme değişiklikleri, ağrı kesicilere cevap vermiyorsa bir doktora mutlaka danışmak gerekir. Ağrıların arkasında endometriozis, adenomyozis, pelvik inflammatuvar hastalık veya miyom gibi bir problem olmadığından da emin olmak gerekir.

11 - Ağrılar anatomik bir problem olmadan da fazla oluyorsa doğum kontrol hapları ile kontrol altına alınabilir. Bir doktora danışarak doğum kontrol haplarına başlamak ağrıyı tümden ortadan kaldırabilir.

Hamilelere özel diş bakımı tavsiyeleri

27 Kasım 2015 Cuma

kadın
“Hamilelik döneminde günlük ağız ve diş bakımına her zamankinden daha özenli ve dikkatli şekilde devam edilmeli” diyerek uyaran Diş Hekimi Pertev Kökdemir; hamilelik döneminde diş bakımında dikkat edilmesi gerekenleri anlattı…

“Hamilelikte oluşan hormon artışı ağız mukozasını dış etkenlere, özellikle de bakteri plaklarına karşı daha hassas yapar. Günde iki kez diş fırçası ve diş ipi kullanıp etkili diş bakımı yapılarak, plak birikimi engellenmelidir. Ağız gargaraları ya da ılık tuzlu su ile gargara yapılarak, diş etleri rahatlatılmalıdır. Kusma oluyorsa, ağız hemen bol suyla çalkalanmalı, dişler ise yarım saat sonra fırçalanmalıdır.”

KONTROLLER İHMALE GELMEZ

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, planlanan hamileliklerde, hamilelik öncesinde mutlaka ağız ve diş sağlığı kontrolünden geçilmesi gerektiğini, teşhis edilen sorunların da en kısa sürede tedavi edilmesi gerektiğini belirtiyor. Hamilelik döneminde yaşanacak ağız ve diş sağlığı problemleri anne adayını olduğu kadar, bebeğin sağlığını da yakından ilgilendiriyor. Dolayısıyla diş hekimi kontrolleri hamilelik döneminde daha da önemli hale geliyor.

BEBEK DÜŞÜK KİLODA DOĞABİLİR!

Hamilelik sırasında yaşanan hormonal değişimler diş eti hastalıkları başta olmak üzere, diş çürüklerine ve diğer pek çok ağız sağlığı problemlerine ortam hazırlıyor. Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Kadınların en çok diş kaybı yaşadığı hamilelik döneminde meydana gelen diş ve diş eti problemleri, bebeğin düşük ağırlıkta doğma olasılığını da artırıyor” diyerek anne adaylarını uyarıyor.

GARGARA İLE DİŞ ETLERİNİ RAHATLATIN

Hamilelikte yaşanan hormonal değişimlerle birlikte anne adayının tükürüğündeki asit miktarında artış meydana geliyor. Yine gebelik döneminde yaşanan kusmalarda da diş ve diş etleri yoğun biçimde aside maruz kalıyor. Hormonal değişimler, gebelik öncesinde var olan diş eti problemlerini daha da alevleniyor. Ağız gargaraları ya da ılık tuzlu su ile gargara yapılarak diş etleri rahatlatılmalı, kusma oluyorsa, hemen ağız bol suyla çalkalanmalıdır. Kusmadan hemen sonra değil, yarım saat sonra dişler fırçalanmalıdır.

DİŞ İPİ İLE PLAK BİRİKİMİNİ ENGELLEYİN

Dişler fırçalanırken zaman zaman kanamalar meydana gelebilir. Dişlerinin kanadığı gören bazı anne adayları paniğe kapılarak diş fırçalamaya ara veriyor. Fırçalanmayan dişlerin üzerinde biriken bakteriler; diş etlerinde şişmeye ve kızarmaya sebep olabilir. Günde iki kez diş fırçası ve diş ipi kullanıp etkili diş bakımı yapılarak, plak birikimi engellenmelidir.

Anne adayının özel bir durumu veya bir hastalığı yoksa hamilelik döneminde diş tedavisi, diş çekimi gibi işlemlerin yapılmasında sakınca yoktur.

Sadece üşütmekle zatürre olunmaz

10 Kasım 2015 Salı

doktor
Yaz ya da kış, fark etmiyor akciğer iltihabı olarak tanımlanan zatürre her mevsim ortaya çıkabiliyor. Hem çocuklar hem de yetişkinler için ciddi bir hastalık olan zatürreden korunmak ve erken tanıyla tedavi olmak mümkün. Anadolu Sağlık Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanları Doktor Hişam Alahdab ve Doktor Esra Sönmez, Dünya Zatürre Günü dolayısıyla hastalık hakkında önemli uyarılarda bulunuyor. Dr. Alahdab, “Yaz sıcaklarında bile zatürre görülebilir” derken Dr. Sönmez, dengeli ve düzenli beslenmenin, vitamin ve mineralleri düzenli almanın zatürrenin ortaya çıkmasında koruyucu bir etkiye sahip olduğunu söylüyor.

Akciğer enfeksiyonu olarak bilinen zatürreye, bakteri, virüs ve nadiren parazitler neden oluyor. Hastada solunum yetersizliğine de sebep olan zatürre için Anadolu Sağlık Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doktor Hişam Alahdab, “Halk arasında üşütmekle zatürre olunduğuna dair yaygın bir inanış var. Aslında üşütmek, bağışıklık sistemimizi kısa süreli de olsa zayıf düşürüp bizi enfeksiyonlara açık hale getirir. Ancak enfeksiyon etkenine maruz kalınmadan, sadece üşütmekle zatürre olunmaz” diyor. Anadolu Sağlık Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doktor Esra Sönmez ise, “Kalabalık yerler, kapalı alanlar, insanların toplu halde yaşadığı okullar, askeriye ve yurtlarda zatürrenin bulaşma riski artıyor” diyor. Anadolu Sağlık Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanları, Dünya Zatürre Günü’nde zatürrenin ne gibi belirtilerle ortaya çıktığı ve nasıl tedavi edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunuyor.

Tedaviye başlanmazsa; 48 saatte solunum yetmezliği görülebilir

Üşüme, titreme, ani yükselen ateş, öksürük, iltihaplı balgam ve nefes almakta zorlanma gibi belirtiler zatürrenin habercisi olabilir. Dr. Esra Sönmez, “Belirtiler başladıktan sonra hasta tedavisiz kalırsa zatürrenin hızlı seyrinde ilk 48-72 saatte solunum yetmezliği görülebilir. Zatürrenin diğer bir çeşidinde ise belirtiler daha silik başlar. Ateş, halsizlik ve baş ağrısının ardından kuru öksürük ve açık renkli balgam görülebilir. Hastalarda hırıltılı solunum, nefes darlığı da süreç içinde gelişebilir. Tüm bunlara halsizlik, kas ağrıları, şiddetli baş ağrısı, bulantı, kusma ve ishal de eşlik edebiliyor” diyor.

Belirtilen şikâyetlerle hekime başvuran hastaların muayenesinin ardından risk faktörlerine göre hastanede veya evde tedavisinin başlatıldığını dile getiren Dr. Hişam Alahdab, “Zatürrede uygun antibiyotiğe gecikmeden başlanması hayat kurtarıyor. Bunun yanı sıra tedavi; yatak istirahati, ateş düşürücüler, ağrı kesiciler, öksürük kesici ilaçlar ile destekleniyor” diyor. Dr. Alahdab, solunum yetmezliği gelişmiş hastalara da oksijen tedavisi uygulandığını belirtiyor.


Bu risk faktörlerine dikkat

  • İleri yaş
  • Kronik bir kalp ya da akciğer hastalığının varlığı
  • Madde bağımlılığı
  • Bilinç bozukluğu ve öksürük refleksinin bozulmasıyla seyreden bazı nörolojik hastalıklar
  • Yabancı cisim aspirasyonu
  • Zararlı gazlara maruz kalma


Kimler zatürre aşısı yaptırmalı?

  • İki yaşından küçük çocuklar
  • 65 yaş üstü yetişkinler
  • Kalp damar veya kronik akciğer hastalığı olanlar
  • Diyabetikler
  • Siroz hastaları
  • Dalağı işlev görmeyen veya alınmış hastalar
  • Kronik böbrek yetmezliği olanlar
  • Organ nakledilenler
  • Lenfoma / multipl miyelom hastaları
  • Kemoterapi ve / veya radyoterapi görenler
  • AIDS’li hastalar
  • Huzurevlerinde yaşayanlar hekim denetiminde zatürre aşısı yaptırmalıdır.

Vajinismus Sizi Yenmeden EMDR Terapisi İle Tanışın

3 Kasım 2015 Salı

doktor
Vajinismus cinsel ilişkiye girme sırasında yoğun yaşanan kaygı, endişe ile vajenin dış 1/3 luk kontrol edilebilen kasının istemsiz olarak kasılıp cinsel ilişkiye engel olunma durumudur.

Vajinismus psikolojik kökenli bir cinsel işlev bozukluğu olup tıbbi bir sorun değildir. Sadece genital kas değil onu çevreleyen kaslar, bacak kasları hatta tüm beden gergin bir hal alır. Bu sırada yaşanan korku kaygı bedensel olarak da bazı duyumlara sebep olur. Panik atağı andıran bu bedensel tepkiler; çarpıntı, titreme, nefes darlığı, nefes açlığı, boğuluyor hissi, ağrı, uyuşma, baş dönmesi gibi durumlardır.

Vajinismus’un nasıl gelişmiş olacağı ile ilgili çok farklı sebepler olabilir. Kadının toplumdaki yeri, dini öğretilerin korkutularak yanlış yorumlanması ile ilgili bilgiler, cinselliğin ayıplanması, konuşulmaması gerektiği,  yanlış olumsuz inançlar, mitler, fiziksel ya da psikolojik travma, cinsel istismar alta yatan önemli sebeplerdir.

Travmatik olarak etkilenen kişinin olumsuz anıları zihinsel olarak güvende hissetmeme, kontrolü yitirme kaygısı, zarar göreceği hissi, aşağılanacağı, hor görüleceği, dışlanacağı, itaat ve biat etmesi gerektiği öğretisi ile bedensel kendini kapatma halini alır.

Kız çocuklarının daha oyun zamanlarında bile aman bisiklete binme, hoplama, zıplama bacağını açma, tuvalette ıkınma, kukuna dokunma, elleme, bakma gibi yasaklarla, kızlık zarına zarar gelir inancıyla bilmedikleri korku seline kaptırılırlar. Koruma altına alma ve saklama sorumluluğu daha küçük yaşlarda hem toplum hem ebeveynleri tarafından gizli ya da açık şekilde verilen kız çocukları bu durumla büyümeyi öylesine kanıksarlar ki artık ondan bunu sunması istendiğinde sudan çıkmış balık gibidirler. Evlilik arifesine kadar “aman ha amanlar!” bir anda “hadi kızım sen ne yapacağını bilirsin, bize söylemek ayıp düşer” söylemiyle tek cümlede kapanır. Şimdi bu genç kız toplumun ve ailesinin kendisi üzerinden bugüne kadar ki yasaklar ve ayıpları hangi kandırmacayla bedenine ve zihnine kabul ettirsin… büyük bir soru işareti??? Dokunma, hoplama, zıplama, zarar görür, kanar denen hazine odasının asfalt delen aletle (benzetmeyi bir danışanım yapmıştı) açılması bekleniyor.

Bir vaka örneği ile devam edelim…
Danışan: 30 yaşında, üniversite mezunu üç aylık evli bir kadınım. Eşimle cinsel ilişkiye giremediğim için destek almak için buradayız. Eşimle ortak arkadaşlarımız yoluyla çıkmaya başladık ve yedi ay sonra nişanlandık. Birbirimiz çok seviyoruz daha önce erkek arkadaşım olmuştu fakat hiç yakınlaşmamız olmamıştı. Çünkü ona yeterince güvenmiyordum ve çok da tutkulu değildim. Fakat eşime karşı arzum ve tutkum var. Çok sevecen ve koruyucu olduğu için ona çok güveniyordum. Nişanlılık dönemimizde öpüşmelerimiz çok oldu, birkaç kez de kıyafetlerimiz üzerimizdeyken sürtünme yoluyla orgazm oldum. O zamanlar eşim de evlilik öncesi cinsel birleşme istemediği için çok rahattım. Ama evlenme zamanına doğru acaba nasıl olacak, çok canım yanacak mı, çok kanayacak mı, çok uzun süre ağrım olacak mı diye endişelerim günden güne artıyordu.

Benden yaklaşık iki ay önce evlenen ablamın da kaygılı olduğunu biliyordum. İlk gecesi geçeli iki gün olduktan sonra balayı öncesi bize geldiler ve ablamın rengi çok soluktu, canı yanıyor gibi ve çok halsizdi. Mutfaktayken nasıl geçti, anlatsana merak ediyorum dediğimde ağlamaya başladı. Eniştemin ön sevişme yapmadan ilişkiye girmeye çalıştığını, ıslanmadığı için girmekte çok zorlandığını, ağrıdan ağzına yastığı koyarak dişlerini sıktığını, bir an önce bitsin diye dua ettiğini ve sonrasında o kadar yoğun bir kanama oldu ki kanama durmayınca acile gittiklerini ve kızlık zarının zor yırtıldığı için olabileceğini söylediklerini anlattı. Üstüne otururken çok canının yandığını ve hatta balayı sonrasında ağrıdan arabada sürekli pozisyon değiştirdiğinden bahsetti. Bu benim kafamda o kadar yer etti ki “ilk geceden sonra bende mi öyle olacağım” diye ağlamaya başlamıştım.

İlk gecemizde eşimle ön sevişmemiz gayet iyiydi heyecanlandım ve ıslandım. Cinsel birleşme anında ise eşimin üstümde ağırlığını hissettiğimde cinsel ilişkiye gireceğim kaygısı ile çarpıntım başladı. Tüm vücudum titremeye başladı ve terden sırılsıklam oldum. Nefes alış verişim sıklaşınca eşim de panikledi ve iyi misin diye sordu. İyiyim devam edelim dedim ama eşimin bacaklarımı açmaya çalışması sırasında bütün gücümle farkına varmadan onu ittirmeye başladım. Bu birkaç kez olunca eşim de bıraktı. Üzerine hiç konuşmadık ama birkaç gece daha denemelerde aynı olunca ağlama krizlerim başladı. Eşimi tatmin edemediğimi ve ona kadınlık yapamadığımı, çocuğumuz olamayacağını düşünmeye başladım.

Bu danışanın cinsel ilişki için duyduğu kaygı düzeyi güvende hissetmeme, kontrolü yitirme, zarar göreceği, başarısız olacağı, yetersiz hissettiği, dışlanacağı, beğenilmeyeceği, kabul görülmeyeceği ve en sonunda çaresiz hissedeceği olumsuz inançların esiri olacaktır. Bu kadar olumsuz inançlar elbette ki bilgi kirliliği, yanlış öğreti, dini ve ahlaki çatışmalar, aile ve toplumun değer yargıları ile olumsuz anıların oluşmasıyla bu güne kadar geldi. Sizin de okuduğunuz gibi son noktası ablanın anlattıkları oldu. Bu inançların kırılması ilk gecede o kadar da kolay olmayacaktı ve ilk gecenin kendisi travma halini aldı. Bundan sonrası eşler arası çatışma, aile bireylerinin olaya müdahil olması ile iyice işin içinden çıkılmaz hal alıp ikincil travmaları yani değersizlik, sevilmeme gibi olumsuz temel inançları beraberinde getirebilir.

Şimdi bu travma anı ağının olumsuz yaşantılarının şoklanmış ama terbiye edilmeden buzluğa atılmış yiyecek gibi her ısıtıldığında bakteri saçan bir enfeksiyona, irine dönüşmesi beklenen sondur.

Bu cerahatın bir taraftan boşaltılması yani bedenden, zihinden uzaklaştırılması için anı ağının tamamen duyarsızlaştırılıp, enfeksiyondan arınması gerekir. Yani cinsellik gibi hassas ve önemli bir ilişkinin güzelliği ile yaşanması yerine birlikteliği, evlilik kurumunu tehdit etmesi çiftlere haksızlık olur.

EMDR Terapisi ile yani çift yönlü uyaran verilerek odaklanan olumsuz anı ağının ilk, en kötü ve en son yaşanılan olumsuz anılardan yola çıkılarak serbest çağrışıma maruz bırakılıp işlenmemiş, şoklanmış, parçalı bilginin yeniden işlenerek kaygı düzeyini düşürüp, tetikleyicilerle baş edilebilir hale gelmesi sağlanır.

Vajinismus’ta çiftlerin anlayabileceği düzeyde kadın ve erkek genital anatomisi ve fizyolojisi anlatıldıktan sonra akılda kalan olumsuz yanlış bilgiler değerlendirilip, bilimsel gerçeklerle çürütülür. Daha sonra da kaygıya sebep olan olumsuz anı ağı için EMDR tekniği kullanılır.

EMDR; Göz hareketleri ile duyarsızlaştırma, yeniden işleme tekniği olarak psikoterapinin bir parçasıdır. Olumsuz yaşantıların, beynin işlenmemiş bilgi ağından, işlenme sürecini tekrar hareketlendirerek yeniden işleyip olumlu düşüncelerle yer değiştirmesi ve olumsuz yaşantıların bugün ve yarın kişiyi rahatsız etmeden çözümlenmesidir. Kısaca olumsuz yaşantılarımızın duygu, düşünce, bedensel duyum ve davranışlarımızda düzelmesidir.

EMDR ile kaygı düzeyi düşürülürken, çiftlere bedenlerini tanımaları ve yakınlaşmaları ile ilgili önerilerin değerlendirileceği ödevler verilir. Çiftler arası çatışma varsa öncelikle bunun değerlendirilip cinsel terapinin koşullarının sağlanması çalışılır.

Unutmayalım ki anılarımız ya bizimle birlikte büyüyen, olgunlaşan, ışık tutan olacak ya da işlenmeyip hep inmatür (olgunlaşmamış), tekrarlayan, karanlık, engelleyici anlar olarak kalacaktır.

Psikiyatrist Uzm. Dr. Zengibar Özarslan

www.adeldanismanlik.com

Diş Eti ve Burun Kanaması Lösemi Belirtisi Olabilir

2 Kasım 2015 Pazartesi

lösemi haftası
2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası. 25 bin çocukta bir görülen lösemi, kan hücre çekirdeğinde bir nedenle gelişen genetik kusurların yol açtığı, hücre ölümsüzleşmesi ve çoğalmasıyla ortaya çıkan bir hastalıktır. 
 
Ancak lösemi, günümüzde artık korkulacak bir hastalık değil. Erken teşhis ve tedavi ile lösemiden bütünüyle kurtulmak mümkün. Liv Hospital Çocuk Hematoloji-Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hilmi Apak, ebeveynleri çocuklarında aniden ortaya çıkan ve bir süredir devam eden belirtiler ve 10 günden uzun süren ateş konusunda uyarıyor. Prof. Dr. Hilmi Apak “Halsizlik, yorgunluk, kansızlık, diş eti ve burun kanaması, deride çarpma olmadan ortaya çıkan nedensiz çürükler, aşırı adet kanaması ve inatçı ateşi dikkate alın. Bu belirtiler lösemi işareti olabilir” diyor.

Vücut kendini savunamıyor

Lösemi hastalığı, daha çok bir enfeksiyon sonucunda, bağışıklık sistemi hastalığı olarak ortaya çıkar. Lökositlerin kontrolsüz çoğalması sonucu vücut kendini savunamayacak hale gelir, alyuvar ve trombosit gibi diğer kan hücrelerinin görevini aksatmasına yol açar. Hasta lösemi olduğunda kemik iliğinde alyuvar üretimi azalarak kansızlığa neden olur. Kemik iliği üretimi hastalığa bağlı olarak, düştüğünde trombositler azalır. Vücudumuzu kanamaya karşı koruyan pul şeklindeki hücreler olan trombositler azaldığında ise kolay kanama ve vücutta morarma gibi belirtiler ve ateş belirtileri de ortaya çıkabilir.

Belirtilere dikkat

Lösemi belirtilerine benzer şikayetler her yaşta çocukta kolayca görülebileceği için ailelerin panik olmak yerine belirtileri dikkatlice gözlemlemeleri gerekir. Her çocuğun burnu kanayabilir ya da bacaklarında morluklar oluşabilir. Dikkat edilmesi gereken ise şikayetlerin ne kadar uzun süre devam ettiği olmalıdır. Örneğin, çocuğun burnu nezle olduğunda birkaç gün ve arada sırada kanayabilir. Ancak kanama daha uzun devam ediyorsa doktora gitmek gerekir. Bunun dışında 10 günden fazla süren ve düşürülemeyen ateş, vücut morluklarında artış ve morlukların bir türlü geçmemesi gibi durumlarda da çocukların doktor kontrolünden geçmeleri gerekir. Anormal bir durum saptanırsa; karaciğer büyüklüğü, koltuk altı, boyun ve kasıklarda beze oluştuysa, lenf bezlerinde büyüme oluyorsa ve kan sayımlarında şüpheli bir durum oluyorsa hastalar, hematoloji bölümüne başvurmalıdır.

Teşhis ve tedavi

Lösemiden şüpheleniliyorsa öncelikle bir kan sayımı ve mutlaka mikroskop incelemesi yapılır. Şüpheli bir durum varsa o zaman kemik iliği alınarak inceleme yapılır. Patoloji laboratuvarında yapılan incelemeye göre eğer lösemiyse rastlandıysa, bunun hangi tip olduğunu anlamak için kemik iliği birkaç testten daha geçirilir. Kortizon ilaçları tedavinin en önemli kısmını oluşturuyor. Eğer bir akut lösemi kortizon tedavisine iyi cevap veriyorsa, diğer kemoterapi ilaçlarına cevap verme olasılığı da artıyor. Lösemi hastalığında, hastaların bağışıklık sistemi düşük olduğu ve kan verme ihtiyacı olduğu için, sürekli göz önünde ve doktor kontrolünde olmaları gerekir. Ayakta tedavi ile birlikte tedavi toplam iki yıl sürebilir. Hasta iki yıl boyunca hastalığın nüksüne karşın yakın takip altında tutulur. Tekrarlama durumu olduğu zaman hastalara daha yoğun bir kemoterapi uygulanarak, eğer gerekirse kemik iliği nakli yapılır.

Kemik iliği nakli ilk tercih değil

Kemik iliği nakli lösemide ilk tercih olmuyor. Kemik iliği nakli hastadaki hücre tipine, tedaviye verdiği cevaba ve hastalığın tekrar ihtimaline göre tercih ediliyor. Başlangıçta kemoterapi, kemik iliği naklinden daha etkili bir yöntem. Ancak kemoterapi daha sonra etkisiz kalırsa, o zaman kemik iliği nakline doğru yol alınıyor. Kemik iliği naklinde, hastanın kemik iliğini sıfırlayacak kadar yüksek dozda kemoterapi veriliyor. Daha sonra, önceden bulunan uygun vericiden alınan sağlam kemik iliği, hastaya uygun şartlarda veriliyor. Genellikle akrabalardan alınan kemik iliğiyle yapılan nakiller yüz güldürücü sonuç verse de, akraba dışı uygun kemik iliği nakliyle de başarılı sonuçlar elde edilebiliyor.

sahibinden.com, Dünya Su Günü için 6 kilometre yürüdü

29 Mart 2015 Pazar

sahibinden
sahibinden.com çalışanları, Dünya Su Günü’ne 6 kilometre yürüyerek destek verdi. Dünyada giderek artan temiz su sorununa dikkat çekmek ve içilebilir su kaynaklarının korunması için Birleşmiş Milletler’in başlattığı ve 20 yılı aşkın süredir birçok ülke tarafından da desteklenen Dünya Su Günü’nde, sahibinden.com ekibi merkez ofisi Sahiplex’te yer alan koşu parkurunda yürüdü.

Az gelişmiş ülkelerde temiz su kaynağına ulaşmak için 6 kilometrelik bir yolun yürünmek zorunda olması temasından yola çıkan sahibinden.com, hazırladıkları yürüyüş bayraklarını birbirlerine devrederek koşu parkurunda birer tur attı. Tüm sahibinden.com çalışanlarının katıldığı etkinlik gün boyunca devam etti.

sahibinden.com’un genç ve dinamik ekibi “Hayatın Sahibi Sensin” sloganından aldığı güç ve sosyal sorumluluk bilinci ile bir çok projeye daha fazla destek olmak için çalışmaya devam ediyor.

sahibinden.com hakkında
Aksoy Group bünyesinde, 2000 yılında kurulan sahibinden.com, yenilikçi ürün ve hizmet uygulamaları ile kendi iş alanındaki standartların belirleyicisi olmaya devam ediyor. IAB Gemius 2015 Ocak verilerine göre 31,9 milyonu aşan tekil ziyaretçinin, 106 milyona yakın ziyaret ederek 3,7 milyardan fazla sayfa görüntülediği sahibinden.com; 370 çalışanı 5 milyonu aşan aktif ilanı ve on binlerce ürün çeşidiyle Türkiye’nin en büyük e-ticaret platformlarından birisi olma özelliğini taşıyor.

Ses kısıklığı kanser belirtisi olabilir

23 Eylül 2014 Salı

agiz
KBB Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kazkayası, ses kısıklığının gırtlak, akciğer ve beyin kanserlerinin de ilk ve önemli işareti olabileceğini ve ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.

Genellikle ciddiye alınmayan ses kısıklığı ihmal edildiğinde ciddi problemlere yol açabiliyor. Bu tip rahatsızlıkların önemsenmemesi durumunda sesin tamamen kaybedileceği ve gırtlak kanseri gibi büyük tehlikelere yol açabileceğini belirten KBB Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kazkayası, ses kısıklığında hemen paniğe kapılmamak ancak durumu küçümsemeyip, ihmal etmemek gerektiğini söyledi.

Genellikle sesin azalması ya da çıkmaması olarak düşünülen ses kısıklığı, her türlü normalden farklı ses oluşumuna deniyor. Sesteki çatallaşma, titreşim, boğukluk ve tizleşme gibi bozulmaları da bu gruba ekleyebileceğimizi belirten Prof. Kazkayası, “Sesin şiddetinde azalma ya da tümüyle sesin çıkmaması, seste çatallaşma, boğulma gibi tüm rahatsızlıklara kabaca ‘ses kısıklığı’ diyoruz. Sesi oluşturan ana organ gırtlaktaki ses telleri olmakla birlikte akciğerlerden dudaklara kadar sesin yolu üzerindeki pek çok organ sesin oluşumuna katkıda bulunuyor. Buna ses tellerini hareket ettiren kasları sinirlendiren onuncu kranial sinir ve bunun beyinde çıktığı yapı da dahil edilmelidir” dedi.

BİRÇOK KANSERİN HABERCİSİ OLABİLİYOR
Ses kısıklığının basit bir viral üst solunum yolu enfeksiyonu ya da reflüden de kaynaklanabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Kazkayası, zaman zaman basit bir enfeksiyondan da kaynaklanabilen bu hastalığın gırtlak, akciğer, beyin gibi birçok organ kanserinin de öncü işaretlerinden biri olabileceğini bu nedenle ses kısıklığının ciddiye alınması gereken uyarıcı bir semptom olduğunu belirtti.

Çeşitli enfeksiyonların dışında en sık ses kısıklığı yapan nedenler arasında; ses tellerinde meydana gelen nodül, polip, kist ve ödem yer alıyor. Özellikle boyunda şişlik, yutma güçlüğü, boğazda takılma hissi, öksürükle kan gelmesi, gıdaların istemsiz bir şekilde akciğere kaçarak öksürük oluşturması durumlarında hemen muayene olmak gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Mustafa Kazkayası, özellikle iki haftayı geçen ses kısıklığında hekime başvurunun önemli olduğunu söyledi.

Faydalı Saglık Bilgileri #12

16 Aralık 2013 Pazartesi

Günün faydalı sağlık bilgilerini aşağıda bulabilirsiniz. Sonradan ben duymadım demeyin :) Sağlıklı günler dileriz...

1 - Gözlerde batma ve yanma hissi Kuru Göz Sendromu’nun bulgusu olabilir.

2 - Günde 1 kez ara öğün olarak 20 adet fındık ya da 8 adet ceviz yiyin, kalp hastalıklarına yakalanma oranınızı %50 azaltın.

3 - Tüm çocukluk çağı zehirlenmelerinin %85-90'ı 5 yaşın altındaki çocuklarda ve kaza sonucu meydana gelmektedir.

4 - Cilt yaşlanmasının en önemli etkenleri güneş ışınları ve beslenme alışkanlıklarıdır. Bol meyve, sebze ve su tüketin.

5 - Her çocuk 3 yaşına kadar en az bir kez göz muayenesi olmalıdır.

Faydalı Saglık Bilgileri #11

15 Aralık 2013 Pazar

Faydalı sağlık bilgilerini #10 yazı sonunda bırakma kararı almıştık. Uzun bir aradan sonra tekrar faydalı sağlık bilgileri yazılarımıza devam ediyoruz.

İşte faydalı sağlık bilgilerimiz...

1 - Bir sağlık problemi yoksa 3.aydan sonra bebeğinizin odasını ayırmanız hem bebeğinizin hem de sizin uykunuzun kalitesini arttıracaktır.

2 - Diyetinizi yaparken ara öğünlerinizi aksatmayın. Ara öğünler metabolizmanızı hızlandırır ve kilo vermeyi kolaylaştırır.

3 - Ses tellerinizi korumak için yüksek sesle konuşmamaya özen gösterin.

4 - Çocukların, yemeğin hazırlanmasına yardım etmelerine izin vermek daha çok yemelerini sağlayabilir.

5 - Gün boyunca tok ve enerjik hissetmek için mutlaka ara öğün tüketin.

Boyun Ağrısı Sonucu Oluşan Boyun Fıtığı

28 Eylül 2013 Cumartesi

Boyun ağrıları günümüzde kronik ağrı sıralamasında, bel ağrılarından sonra ikinci sırayı oluşturur. Genel nüfusta her üç kişiden biri hayatlarının bir döneminde çeşitli nedenlere bağlı olarak gelişen boyun ağrılarından şikayetçi olmaktadır. Boyun ağrısının sık nedenlerinden biri de boyun fıtığıdır (servikal disk hernisi). Aslında sanıldığının aksine boyun fıtıkları boyun ağrılarının en sık karşılaşılan nedeni değildir. Boyun bölgesi ağrılarının ancak yüzde 10- 20 kadarı boyun fıtığı kaynaklıdır. Fıtık ağrısı diğer ağrılara göre şiddetli olduğundan böyle yanlış bir kanı yerleşmiştir. En sık karşılaştığımız boyun ağrısı nedeni myofasial ağrı sendromu olarak adlandırdığımız kas gerilme ağrılarıdır. Bunu 50 yaşından sonra ortaya çıkan omurga kireçlenmesine (spondilozis) bağlı ağrılar izler.Spondilosise radyolojik olarak 50 yaş grubunda % 25, 65 yaş grubunda ise % 75 oranında rastlanmaktadır.

Boyun fıtığı nedir?
Boyunda 7 adet omur cismi bulunur. Disk materyali iki omur arasında dışarıda görece olarak daha sert bir kılıf, içinde ise jel kıvamında yumuşak doku kısımlarından oluşur. Dış kılıfın zayıflaması veya yırtılması ile iç kısım dışarıya doğru kayar ve sinirlere baskı yapmaya başlar.

Dış tabakadaki zayıflama veya yırtılma daha çok boyun ağrısına yol açarken, iç tabakanın dışarıya doğru yer değiştirmesi  larak tanımlanabilecek boyun fıtığı sinir kökü üzerine baskı yaptığı için özelikle omuza ve kola vuran ağrıya yol açar. Kol ağrısı sinir köklerine bası olduğu için çoğunlukla boyun ağrısından daha şiddetlidir. Sinir köklerine olan basının düzeyine göre kol ve el kaslarında güçsüzlük ve uyuşukluk olabilir.

Boyun fıtığının belirtileri nelerdir?
Boyun fıtığı eğer dış-yan taraftan (posterolateral fıtık) kola gelen sinire bası yaparsa (Radikülopati) kolda ağrı yakınması ve etkilediği kolda kuvvet ve duyu kaybı gibi bulgular ortaya çıkar. Bazen fıtık ortadan geriye doğru (santral) omuriliğe bası yapabilir. Bu durum Myelopati denilen kol ve bacaklarda kuvvetsizlik, duyu kayıpları, yürümede güçlük gibi omurilik hasarı bulguları ile kendini gösterir.

- Ensede ağrı, kas spazmı, boyun hareketlerinde kısıtlılık
- Enseden kollara bazen art kafaya, göğse
ve sırta yayılabilen ağrı
- Kollar ve/veya ellerde uyuşma hissi
- Baş dönmesi, kulak çınlaması, gözlerde
sinek uçuşması, bulantı, konsantrasyon bozukluğu gibi semptomlar
- Kol ve/veya ellerde kas gücü azalması
(elinden sık sık bir şeyleri düşürme, kavrama
güçlüğü)
- Ağrı, özellikle gece uykuda aşırı derecede
artar
- Omuz ve kollarda ağrı, uyuşma ve iğne
batar gibi olması
- Bacak ve kollarda uyuşma veya güçsüzlük
- Mesane kontrolü sorunları
- Bacaklarda dengesizlik veya sertlik

Nasıl teşhis edilir?
Ağrının lokalizasyonunu ve karakteristiğini tespit etmek için eksiksiz bir klinik muayene ile birlikte, boyun muayenesi, kuvvetsizlik, duyu kaybı ve anormal reflekslere bakılarak disk hernisinin (fıtığın) yeri belirlenebilir.
Boyun fıtığını göstermede en iyi yol magnetik rezonans (MR) görüntülemedir. MR ile omurilik, sinir kökleri ve disk hakkında bilgi alınır. Ayırıcı tanıda önemli olan fıtık benzeri bulgu verebilen diğer hastalıklarda görüntülenebilir. Fıtığın baskısının sinir kökü ya da omurilik üzerindeki etkisini belirlemek için sinir iletim çalışmaları (EMG) testi gerek görülürse yapılabilir.

Ayırıcı teşhis yönünden boyunda ağrı ve sertlik kola vuran ağrı görülen bütün hastalıkları bir arada düşünmekte fayda vardır.

Boyunda ağrı ve sertlik yapan hastalıklar: Servikal artroz ve disk hernisi, boyunun travmatik lezyonları, boyun kaslarının fibrozisi, servikal omurganın tüberkülozu ve diğer enfeksiyonları, tümörler.

Kola vuran ağrı yapan hastalıklar:
Medulla spinalis üzerinde santral bası bulgusu verenler; Medulla spinalis tümörleri, servikal spondilolistezis, santral servikaldiskus hernisi.Pleksus brakialis basısı yapanlar: Akciğerin apeks tümörü (Pancoats), servikal kosta ve skaleneus sendromu, intervertebral diskusun lateral hernisi.Omuza ve kola vuran ağrı yapan çeşitli omuz hastalıkarı (bursit, tendinit) ve bu bölgedeki kemiklerde infeksiyon, kistik ve tümöral değişiklikler. Ulnar sinirin kronik travmasına bağlı nöriti, el bileğinde median sinir basısı bulguları veren karpal tünel sendromu boyun fıtığı teşhisinde ayırıcı tanı olarak düşünülmelidir.

Boyun fıtığında ne tür tedaviler bulunmaktadır?
Cerrahi olmayan tedavi Cerrahi olmayan tedavinin amacı, fıtıklaşmış diskin rahatsız ettiği siniri rahatlatmak, ağrıyı azaltmak ve hastanın fiziksel durumunu geliştirmektir. Bu işlem, birçok tedavi metodunun birlikte kullanıldığı organize bir bakım programıyla disk hernili hastaların çoğunda başarılı bir şekilde uygulanabilir.

Analjezik tedavisi: Ağrıyı kontrol etmek için kullanılan ilaçlara analjezikler denir. Nonsteroidal anti - inflamatuar ilaçlar(NSAD): NSAD’ler, analjeziklerdir ve disk hernisinin bir sonucu olarak meydana gelen şişlik ve enflamasyonu azaltmak için kullanılabilir.

Fizik tedavi :
Servikal disk hernisinden kaynaklı ağrının başlangıcından sonra 1-2 günlük kısa istirahat periyodu yararlı olabilir. Bu kısa istirahat periyodundan sonra, eklemlerin sertleşmesini ya da kasların zayıflamasını önlemek
için tekrar harekete başlanması önemlidir. Doktorunuz, fizyoterapist ya da bir hemşire yardımıyla, boynunuzu kuvvetlendirmek için spesifik egzersiz eğitimine ve bilgilendirmeye de başlamalıdır. Bu egzersizler evde uygulanabilir ya da gereksinim ve kapasiteleriniz ölçüsünde daha spesifik bir program için bir fizik tedavi merkezine de başvurabilirsiniz. Doktor ya da fizyoterapist tarafından anlatılan egzersizleri uygulamak önemlidir.

Boyun fıtığında çekme ve germe yöntemi:
Doktorunuz traksiyon (çekme, germe), sıcak uygulama, soğuk uygulama ve elle masaj gibi tedavileri uygulayarak boyun fıtığı ağrısını, inflamasyonu (tahriş) ve kas spazmını azaltabilir. Pek çok hasta cerrahi olmayan medikal tedavi veya konservatif tedavi ile iyiye gidecektir.

Cerrahi tedavi
Myelopatisi (omurilik basısı) olan santral fıtıklı hastalar zaman kaybetmeden cerrahi tedavi olmalıdır. Radikülopati (sinir kökü basısı) yapan yan-dış yerleşimli fıtıklarda 4-6 haftalık ilaç ve fizik tedavisi ile iyileşme sağlanamazsa cerrahi önerilir. Cerrahinin amacı, sinir üzerine bası yapan disk kısmını çıkarmaktır. Bu işleme “diskektomi” adı verilir.

Faydalı Sağlık Bilgileri #10

30 Haziran 2013 Pazar

Günün sağlık bilgilerini aşağıda bulabilirsiniz. Tüm bilgiler uzman doktorlar tarafından sizler için önerilmiş bilgilerdir. Faydasını gördüğünüz bilgileri konu altına yorum bırakarak herkese yardımcı olmuş olursunuz...

  • Porsiyonlarınızı ufaltın, hareketinizi arttırın. Sadece bu bile ayda 2 kilo vermenizi sağlar.
  • Adetten kesilmiş bir bayanda, bir damla kanama ve kokulu akıntı ciddiye alınmalıdır.
  • Gözde ilerleyen astigmat keratokonüs hastalığının bulgusu olabilir.
  • Diyetinizin size özel olması için, metabolizma hızınız mutlaka oksijen tüketiminizle ölçülmelidir. Bu ölçüm bir maske yardımıyla yaklaşık 10 dakika nefes alıp vermenizle yapılmaktadır.
  • Hiperaktivite genetik temeli olan bir hastalıktır.Çocuğunuzu hiperaktivitesi yüzünden eleştirmeyin.
  • Çocuğunuzun ağzında koku mu var? Dikkat edin çürük olabilir!
  • "Tükettiğiniz yağlı gıdaların miktarını azaltın, lifli gıdaların miktarını arttırın."
  • Katarakt ameliyatı sonrası uzağı ve yakını gözlüksüz görebilirsiniz.
  • Çocuklarınızı fast food yiyeceklerden uzak tutun.
  • Yağ olarak zeytinyağını tercih edin. Kalp hastalıkları, meme, mide ve kolon kanseri riskinizi azaltın.

Sinüzitin ve Alerjik Nezlenin Nedenleri Nelerdir?

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Sık görülen bu durumlar burnun ve sinüslerin (burun ve yüz boşlukları) içindeki mukoza zarlarının iltihaplanmasıyla ortaya çıkar.Akut sinüzit çoğu kez bir soğuk algınlığı ya da gribi izler ve genellikle tedavi yoluyla 1-2 hasta içinde geçer.Kronik sinüzit genellikle daha hafiftir, ancak daha uzun sürer ve yıl içinde tekrarlar.

Alerjik nezle(saman nezlesi) kronik bir durumdur.Bazı kişiler bunun belirtilerini bütün yıl boyunca çekerler, ancak çoğu kişinin sorunları belli mevsimlerde birkaç hafta devam eder.

Sinüzitin ve Alerjik Nezlenin Nedenleri Nelerdir?

Akut sinüzit çoğu kez vücudun direncini azaltan ve ardından bakteriyel enfeksiyonun gelişmesine yol açan viral bir enfeksiyonun sonucudur.Enfeksiyon kişiden kişiye geçebilir veya diş apsesi gibi ağızdaki bir enfeksiyondan kaynaklanabilir.Kronik sinüzit tedavi edilmemiş ya da inatçı akut sinüziti izleyebilir, ama bazı vakalar havadaki toz, kimyasallar, gazlar ya da duman gibi uyarıcılara maruz kalmak yüzünden ortaya çıkar.Sigara içenler, burnunda polip olanlar veya sinüs açıklıkları veya burun delikleri doğuştan çok küçük olanlar kronik sinüzite özellikle eğilimlidir.

Alerjik nezle vücudun polen, toz, küf, küçük böcekler veya hayvan tüyü ya da deri parçalarına hassas olmasıyla başlar.Farklı kişilerin farklı alerji uyarıcılarına karşı hassasiyeti vardır.Bazı kişiler bitki ya da ağaçların polenlerine karşı alerjik oldukları için, belirtileri mevsimseldir ve birkaç hafta sonra geçer.Nezle bazı ilaçlara, yiyeceklere ya da ısı değişikliklerine karşı bir tepki de olabilir.

Boğaz ağrısı tedavisi

Her bahar başında veya kış aylarından başımızın belası gün içerisinde bizi inanılmaz zorlayan boğaz ağrıları için Fransız bilim adamları yeni bir deney yaptı. Yapılan çalışmada bilim adamları sert şekerlerin ağızda emilerek tükürük bezlerini daha hızlı çalıştırdığını ve bu sayede yutkunma sayısı artarak hastanın rahatladığı belirtildi. Ayrıca sıcak içeceklerinde hastaya yutkunma kolaylığı sağladığı yetkililerce eklendi.

Larenjit veya faranjit gibi günübirlik boğaz ağrıları için ilaç tedavisini önermeyen yetkililer gün içinde yukarıdaki önerileri yerine getirmesinin gerektiğini, iltihaplı boğaz ağrılarında ise hastanın kesinlikle uzman kontrolünde ilaç kullanmasının sağlanmasını belirtti.

Yaklaşık 1000 denek üzerinde gerçekleştirilen deneyde bal gibi yumuşak ve sıvı şekerlerin fayda sağlama oranının oldukça düşük olduğu saptandı. Sert şekerlerle tedavi edilen grupta ise hastaların büyük bir kısmı şikayetlerinden kurtuldu.

Yumruğunu sık hafızan güçlensin !

30 Nisan 2013 Salı

Bir araştırma, yumruk sıkma yoluyla hafızanın güçlendirilebileceğini ortaya koydu.
Amerikalı psikologlar, sağ yumruğun 90 saniye süreyle sıkılmasının hafıza oluşumuna yardımcı olduğunu, aynı işlemin sol yumrukta yapılmasının ise hatırlamayı kolaylaştırdığını açıkladı.

50 yetişkin ile yapılan deneyde, kişilerin bu yolla uzun bir kelime listesini hatırlamaya çalışırken daha iyi performans sergilediği görüldü.

Araştırmacılar, yumruk sıkmanın beyinde hafıza ile ilgili bazı özel bölgeleri harekete geçirdiğine inanıyor.

New Jersey'deki Montclair Üniversitesi'nden Ruth Propper'a göre bu araştırma, bazı basit vücut hareketlerinin beynin işleyişini geçici olarak değiştirip hafızayı geliştirebileceğini gösterdi.
Dr Propper BBC'ye yaptığı açıklamada, "Bir şey öğrenmeden hemen önce sağ yumruğun, hatırlamaya çalışırken de sol yumruğun sıkılması hafızayı geliştiriyor." dedi.

Deney

Sağ elini kullanan 50 öğrenciye ezberlemeleri için bir kelime listesi verildi.

Öğrenciler beş gruba ayrıldı.

Bir grup, ezbere başlamadan önce 90 saniye sağ yumruğunu, kelimeleri hatırlamadan önce de 90 saniye sol yumruğunu sıktı.

İkinci grup ise aynı deneyi sol yumruğu sıkarak yaptı.

Diğer iki grup ise ezberden önce istedikleri yumruklarını, hatırlamadan önce de diğer yumruklarını sıktı.

Son gruptakiler ise yumruk sıkmadı.

Listeyi ezberlemeden önce sağ yumruğunu, hatırlamadan önce de sol yumruğunu sıkan grubun performansının diğer gruplardan daha iyi olduğu gözlendi.

Bu grup, hiçbir yumruğunu sıkmayan gruptan da daha iyi performans sergiledi; ancak aradaki farkın istatistik bakımından kayda değer olmadığı belirtiliyor.

Daha önceki araştırmalarda, sağ yumruğun sıkılması ile beynin sol yarısının, sol elin sıkılması ile de sağ yarısının harekete geçtiği gözlenmişti.

Bu eylemin duygularla bağlantısı kurulmuş, örneğin sağ yumruğun mutluluk ve öfke ile, sol yumruğun ise üzüntü ve endişe ile bağlantısına dikkat çekilmişti.

Hafıza ile ilgili süreçlerde beynin iki yarısının da kullanıldığı, sol yarısının hafıza kaydında, sağ yarısının ise hatırlamada etkili olduğu düşünülüyor.

Yapılacak yeni araştırmalarla yumruk sıkmanın sözel ya da uzamsal, kelimelerin yanı sıra resim ve yerlerin de hatırlanması ile ilgili diğer zihinsel işlevleri de etkileyip etkilemediği incelenecek.
Ancak araştırma sonuçlarını kesin bir dille ifade etmek için daha fazla konu üzerinde daha fazla çalışma yürütülmesi gerektiği belirtiliyor.

Londra Üniversitesi Bilişsel Sinirbilim Enstitüsü'nden Profesör Neil Burgess, hafıza üzerindeki özel etkinin kesin olarak belirtilmesi için daha geniş bir araştırma gerektiğini, örneğin taram yoluyla beynin sol ve sağ yarısına kan akışının incelenmesi gerektiğini ifade etti.

Araştırma PLOS ONE dergisinde yayımlandı.

Hijyen nedir? Ne önemi vardır?

22 Mart 2013 Cuma

el
Sağlığa zarar verecek ortamlardan korunmak için yapılacak uygulamalar ve alınan temizlik önlemlerinin tümü hijyen olarak tanımlanır.

Her insan kendi temizliğinden sorumludur. Çocuk yaşlarda anne, baba veya öğretmenler tarafından çoğu zaman bizzat yapılarak öğretilen temizlik uygulamalarının, çocukluktan sonra bireyin kendisi tarafından yapılması gerekmektedir. Örneğin; tuvaletten sonra ve yiyeceklere dokunmadan önce ellerin yıkanması bir alışkanlık olmalıdır. Her gün yapılan işler arasında banyo yapma bir başka temizlik uygulamasıdır.

Temizliğin sadece görünür kirlenme olduğunda yapılması yeterli değildir. Örneğin; uykudan uyanınca yüzün yıkanması, çamaşırların değiştirilmesi, gündelik temizlik uygulamalarıdır.

Su ve sabun olmadan temizlikten bahsetmek olası değildir. Gelişmiş toplumlarda kişisel temizlikte en fazla kullanılan malzemelerin başında su ve sabun gelmektedir. Bunun yanı sıra banyo süngerleri, lifleri, diş fırçaları, el ve ayak temizliği ile vücut temizliğinde kullanılan fırçalar, tırnak makası ilk akla gelen temizlik araçlarıdır. Bunların tümü başkalarıyla paylaşılmaması gereken, kişisel temizlik araçlarıdır.

Başta kişinin kendi sağlığı olmak üzere, başkalarının da sağlığını korumanın en önemli aracı temizliktir. Sadece beden temizliği değil, kullanılan her şeyi ve her ortamı temiz tutmak da temiz olmanın gereğidir.

İlk Yardımda Bilinmesi Gerekenler!

29 Ocak 2013 Salı

Kanama, kırık, bayılma, yanık, böcek sokması ve göze yabancı cisim kaçması gibi her zaman karşılaşabileceğimiz sağlık sorunları ile ilgili bilmeniz gereken ilk yardım kuralları bu yazıda.

Kanamalar
- Vücudun herhangi bir yerinde aşırı kanama varsa bunun bir an önce durdurulması hayati önem taşımaktadır.
- Kanayan yeri ve etrafını dikkatlice temizleyip, kanama odağının neresi olduğunu tam olarak anlamaya çalışın.
- Sargı bezi yada temiz bir bezle yaranın üzerini tam olarak kapatıp, elinizle kanayan yerin üzerine baskı uygulayın.
- Kolu yada bacağı yukarı doğru ve kalp seviyesinin üzerine kaldırarak, kan akışını dindirmeye çalışın.
- Bunu yaparken kaldırdığınız kol yada bacakta kırık şüphesi olmadığından özellikle emin olun.
- Yara yeri üzerine sargı bezi yada temiz bir bezle basarak tampon uygulayın. Bunun yarayı tamamen örtmesi gerekmektedir. Bastırarak yara yeri üzerinde dikkatlice basınç uygulayın. Daha sonra sargı bezi ile iyice sarın.
- Kanamanın halen kesilmediği görülürse, daha kalınca bir tamponu aynı sargı üzerinden iyice sarın. Bunun kanama odağının üzerinde ve aşağı yukarı basınç uygulayacak şekilde olmasına dikkat edin.
- Eğer buna rağmen kanama durmuyorsa, kanayan yerin gerisinde, vücuda yakın olan ana atardamarın üzerine elinizle baskı uygulayıp, kan akışının azalmasını sağlayın.
- Ana atardamara 19 dakikadan çok direkt baskı uygulamayın ve damar üzerine herhangi bir sıkı turnike yada bağ bağlamayın.
- Hastayı bacakları gövdeden yukarı durumda olacak şekilde yatırarak derhal bir sağlık kurumuna gönderin.

Küçük deri yaralanmaları ve kanamalar
- Yara üzerinde pis, kir, toz, toprak varsa öncelikle bunları temizleyin; mümkünse temiz ve bol suyla yıkayın. Temiz bir sargı bezi yada bez parçası ile üzerini geçici olarak kapatın. Bir süre yara yerinin üzerine elinizle basınç uygulayarak kanamayı durdurun. Daha sonra temiz bir pamuk parçası ile yaranın üzerini iyice kurulayıp temizleyin. Çıkan kanların oluşturduğu pıhtılar varsa çekip almayın; bunlar kanamanın durdurulmasını sağlayan oluşumlardır.
- Yarayı ve etrafını Betadin solüsyonu ile iyice temizleyin. Bu yaranın mikrop kapmasını engellemeye yarayacaktır.
- Varsa yara bandı ile yara yerini tam olarak kapatın. Yara yeri büyükse steril bir gazlı bez ile yara yerini tam olarak kapatıp, sargı bezi ile sarın.
- Daha sonra yara iyileşinceye kadar düzenli olarak pansuman uygulayın. Yarada sizi endişelendiren bir durum varsa derhal doktorunuza başvurun.

Kırıklar
Kırık şüphesi olan yerde; ağrı, şişlik, duyarlılık, şekil bozukluğu, fonksiyon bozukluğu, hareket anormalliği (olmaması gereken hareket) görülebilir.

Yapılması gerekenler:
- Her zaman öncelikle kanama olup olmadığını kontrol edin. Eğer kanama varsa öncelikle kanamayı kontrol edin ve yarayı sarın.
- Kırık olan yerin hareketine izin vermeyin. Gördüğünüz herhangi bir şekil bozukluğunu asla düzeltmeye çalışmayın.
- Kırık yerin hareketine izin vermeyecek şekilde kol yada bacağı atel ile destekleyin. Bunu yaparken her zaman kırık yerin üzerindeki eklemi de içine alacak şekilde atel uygulaması yapmaya dikkat edin. Eklemin hareketine izin verilmemesi kırık yerinin iyice sabitleştirilmesine olanak sağlayacaktır.

Omurga ve boyun kırıkları
Omurga kırıkları, omurilik zedelenmelerine ve felce neden olabileceği için, daima çok ciddi ve dikkatlice değerlendirilmelidir.
- Hastayı sakinleştirip, kesinlikle kımıldamamasını sağlayın. Hareket etmesine engel olacak şekilde vücudunun etrafını giysi, palto vb. şeylerle destekleyin.
- Boynunu ve başını hiç oynatmayacak şekilde oldukça dikkatli destekleyin.
- Derhal acil tıbbi yardım isteyin.

Bayılmalar
- Bayılan bir kişiyi yere sırtüstü uzatıp, bacaklarını yukarı doğru kaldırın ve rahat nefes almasını sağlayın. Solunum hızını ve nabzını kontrol edin.
- Yanıt durumunu değerlendirin. Anormal bir durum varsa derhal tıbbi yardım isteyin.
- Hasta kendine gelinceye kadar kontrolünüzü sürdürün.
- Hastanın kısa sürede (5-10dk.) kendine gelmesini bekleyin. Gelmiyorsa derhal tıbbi yardım isteyin.
- Hasta kendine gelmeye başladıysa onu sakinleştirerek yavaş yavaş oturma konumuna getirin.
- Düştüğü sırada herhangi bir yerinin yaralanıp yaralanmadığını kontrol edin.
- Yiyecek-içecek vermeyin.

Yanıklar
- Yanığın bulunduğu yer ve yanık alanı önemlidir.
- Yanığın alanı büyüdükçe şok olasılığı artmaktadır. Vücut yüzeyinin %15’inden fazlasını kapsayan yanıklar ölüm tehlikesi oluşturabilir.
- Yanık alanı enfeksiyonlar açısından ciddi bir risk yaratmaktadır.
- Çapı 2-3cm’den büyük, derinin altına kadar inen yanıklar ve elektrik yanıkları mutlaka hastanede doktor kontrolünde tedavi edilmelidir.
- Yanık yeri olaydan hemen sonra temiz soğuk bir suyla, mümkünse musluk altında 5-10 dakika tutulmalıdır.
- Yanık yerine asla yağ, krem, diş macunu, kolonya, pudra gibi maddeler uygulanmamalıdır.
- Eğer yanık yerinde üzerinde içi sıvı dolu küçük kesecikler (veziküller) oluşmuşsa bunlar kesinlikle ellenmemeli ve patlatılmamalıdır.
- Yanık nedeniyle parmak ve ellerde şişme oluşabileceğinden yüzük, saat vb. gibi maddeler çıkarılmalıdır.
- Yanık yerinin enfeksiyon açısından ciddi bir risk taşıdığı kesinlikle unutmamalıdır.
- Yanık alanını ve etrafını Betadin solüsyonu ile temizleyin.
- Temiz bir sargı beziyle yanık yerinin üstünü tam olarak kapatın. Kesinlikle pamuk kullanmayın.
- Yanık yerini basınç ve sürtünmeden korumak gereklidir. Bu nedenle yanık yerinin üzerine çok sıkı bandaj uygulamayın.
- Yanık pansumanı için derhal bir sağlık kurumuna başvurun.

Böcek sokmaları
- Böceğin soktuğu yer kesinlikle kaşınmamalı, üzerine buz yada soğuk kompres uygulanarak şişliğin oluşması azaltılmaya çalışılmalıdır.
- Böceğin soktuğu yer ağız boşluğundaysa (dil, boğaz) oluşabilecek şişlik ve reaksiyon boğulma tehlikesi yaratabilir. Bu nedenle derhal hekime başvurulması yerinde olacaktır.

Gözde yabancı Cisim
- Gözün tahriş olduğu durumlarda temiz ve bol bir suyla göz iyice yıkanmalıdır.
- Bunu yaparken göze kesinlikle elle temas edilmemesi ve ovuşturulmaması uygun olacaktır.
- Steril bir gazlı bez, göz ve çevresini iyice örtecek şekilde kapatılmalıdır. Bunu yaparken uyguladığınız tamponun göze basınç uygulamamasına dikkat edin.
- Şüphelendiğiniz bir durum yada gözde aşırı tahriş varsa, derhal doktorunuza başvurun.

Ani hareketler felce yol açabiliyor

21 Ocak 2013 Pazartesi

felç
Bilim adamlarının uyardı; ani hareketler felce yol açabilir.

Kapı çaldığında birden bire yerinden sıçramak gibi ani hareketlerin felce yol açabileceği bildirildi. Tel Aviv Üniversitesi bilim adamları, beyindeki bir damarda kan akışının durmasına yol açan pıhtılaşmayla oluşan ve çok yaygın olan “iskemik felç” geçirmiş 150 hasta üzerinde araştırma yaptılar. Bilim adamları, her 5 vakadan birinde, felçten 2 saat kadar önce, ani yüksek ses, yardım çağrısı ya da diğer beklenmedik olaylar sonucu vücut pozisyonunda ani değişikliklerin olduğunu saptadılar. Yüksek fiziksel eforun 1 saatten az bir süre içinde kalp krizini başlatabildiği daha önceki araştırmalarda belirlenmişti. Ancak şimdiye kadar, benzeri faktörlerin iskemik felci tetikleyip tetiklemediği bilinmiyordu. Araştırmacılardan Dr. Silvia Koton, özellikle yaşlıların, kapının ya da telefonun çalması gibi günlük olaylara ani tepkinin negatif etkisini bilip, ona göre davranmaları gerektiğini söyledi
 
Support : Blogger | Giresunspor
Copyright © 2012 - 2017. Sağlık Blogu - Tüm Hakları Saklıdır.
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Blogger