Kurban eti ile mangal

2 Ekim 2014 Perşembe

mangal
Bazıları için, etin bol ve taze olduğu Kurban Bayramları mangal keyfi açısından iyi bir fırsat ancak yeterince dinlenmemiş ve yanmış etin sağlık açısından risk yaratabileceğini de unutmamak gerekiyor.

Sağlığa zarar vermeyecek şekilde mangaldaki et keyfinin püf noktalarını Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Karacanoğlu anlattı. İşte sağlıklı mangalın detayları:

• Kurbanınızı emin olduğunuz yerden satın alın: Kurbanın nereden geldiğinden emin değilseniz hayvan etinden insana geçen şap, sığır vebası, çiçek, şarbon, parazitler gibi hastalıklarla karşılaşma riskiniz artar.

• Çok genç hayvanın etini tüketmeyin: Süt kuzusu gibi çok genç hayvanların etinde su oranı çok yüksektir. Bu da olgunlaşmış, kesme yaşına gelmiş hayvana göre etin lezzetinin daha düşük olmasına neden olur.

• Eti dinlendirin: Etler kesildikten sonra, 0-4 °C’de 24 saat bekletilir. Ancak kıyma haline getirilirse 1 günden fazla bekletilmemelidir. Parça etler, 2 gün daha buzdolabı ısısında bekleyebilir. Eğer daha fazla saklanmak isteniyorsa, -2 derecede birkaç hafta, -18 ve -32 °C’de arasında uzun süre saklanabilir. Donmuş et, buzdolabı ısısında çözdürülmelidir. Çözünen et, tekrar dondurulmamalıdır.

• Mangal için yumuşak et seçin: Etin yumuşaklığı hayvanın türü, yaşı, beslenmesi, kesildikten sonraki dinlenme durumuna bağlıdır. Çok hareket eden, kötü beslenmiş hayvanın eti sert olur. Eğer hayvan iyi beslendiyse yağı fazla olacaktır, bu da etini yumuşak yapar.

• Eti suda pişirin: Kuru ısıda pişirmek, suda pişirmeye göre eti daha sert yapar.

• Yüksek ısıda pişirmeyin: Etin pişmesi için, iç ısısının 75 °C ye ulaşması gerekir. Yüksek ısı; dış yüzeyin yanması ve su kaybının artmasına da yol açtığı için, hem vitamin, mineral kaybı olacak hem de yanan dış kısım kanserojenleri oluşturacaktır. Izgara yapılan etlerde su ve folik asit, B1, B12 gibi vitaminlerin kaybı olur. Fırınlama, ızgara, yağda pişirme ile sıcaklığın derecesi ve süresine göre kayıplar % 40’a çıkar. Eğer et suda pişirilir ve pişme suyu dökülürse bu oran % 70’lere çıkar. Bunu önlemek için eti orta ateşte, çok sık çevirmeden pişirin.

• Eti yakmayın: Etin yanması, vitamin, mineralin yanı sıra protein ve enerji kayıplarına da yol açar. Ayrıca yüksek ısı ve ateşe yakın temasta yanan etler, kanserojen etki gösteren ‘nitrozamin’ denen bileşikleri oluşturur.

• Et ile ateş arasında belirli bir mesafe olsun: Izgarada pişirirken kanserojenlerin oluşumunu önlemek için, et ve ateş arasında 10- 15 cm mesafe bırakın.

• Ette kanserojen oluşumuna izin vermeyin: Kızartmada 5 dakika, ızgarada 35 dakika, suda kaynatmada ise 48 saatte kanserojen etki oluşur.

• Etin yanında mutlaka sebze ve meyve tüketin: Proteinden zengin besinlerin kızartma ve tütsülenmesi kanserojenleri artırır. Ancak sebzelerle tüketilirse, sebzelerden antioksidan etkili vitaminler alınacağı için bu olumsuz etkiyi azaltabilirsiniz. O nedenle mangal yaparken sofranızda meyve suyu, çeşitli renklerde meyveler ve salatalar bulunmasının faydası olacaktır.

Kadınlarda Beslenme ve Psikoloji

17 Kasım 2012 Cumartesi

beslenme yöntemleri

Popüler diyetlerin çoğu, televizyonlarda beslenme uzmanlarının uygulamamızı tavsiye ettiği beslenme planları, gerçekleştirdiğimizde kilo vermemizi sağlayabilirler fakat bu kilo kaybı genellikle kısa süreli olur. Diyeti bıraktıktan sonra eğer sağlıklı beslenmeyi yaşam tarzı haline getirmediysek başa döneriz ve kilolarımızı fazlasıyla da geri almamız kaçınılmaz olur. Tekrar yeni diyet yöntemleri ararız ve bu böyle sürer. Bu yüzden diyetten sonraki verilen kiloyu koruma süreci önemlidir.

Beslenme alışkanlıklarımızı değiştirmek, belki bir psikologa giderek neyi niçin yediğimizi yani yediklerimizin duygularımızla olan bağlantısını öğrenerek, sorunun köküne inilerek mümkün olabilir.

Örnek verecek olursak, gecenin bir yarısı yediğimiz çikolatalar; kilo vermeye kararlı olduğumuz halde kendimizi durduramayız. Yemememiz gerektiğini bildiğimiz halde. Fakat bu krizlerin altında yatan nedenleri bulmak daha önemlidir. Çünkü bu tatlı krizlerini bir kere atlatabiliriz ama on kere atlatmamız zordur.11. de tekrar başa dönmemiz mümkündür. Bu yüzden beslenme uzmanlarının yanında bir psikologa gitmek sorunları çözmek için daha yararlı olur.

Burada önemli olan duyguların üzerine giderek yanlış beslenmemize veya aşırı yememize neden olan hissi bulup açığa çıkarmaktır. Çünkü mutsuz, suçlu, sıkıntılı, kızgın, vs. hissettiğimizde kendimizi buzdolabının önünde buluruz genellikle. Bundan sonra gelen suçluluk duygusu diyet yaparken strese girmemize neden olur. Stres de insanı rahatlatıcı yemeklere iter. Bunlar da tatlı ve makarna tarzı besinlerdir.

Psikologa giderek hangi nedenden dolayı yiyoruz stresliysek stresimizin nedenini öğrenip bunu ortadan kaldırabilirsek, mutsuzsak başka aktivitelere yönelip bu duyguyu yemekle bastırmaya çalışmazsak, yalnızsak yeni çevrelere katılarak bu hissi bu şekilde giderebilirsek gerçekten kilolardan kalıcı olarak kurtulabiliriz tabii ki burada bize de çok iş düşüyor. Çünkü bu tarz terapiyle birlikte sürdürülmeye başlanan bir diyet, yeni bir yaşam tarzı demektir fakat kararlı ve sabırlı olursak yepyeni ve sağlıklı bir hayata kavuşabiliriz.

Beslenmek Karın Doyurmak Değildir!


beslenme

Bir düşünün, beslenmenize ne kadar önem veriyorsunuz? Vücudunuzun gereksinimleri olan tüm besinleri alıyor musunuz, yoksa sadece karnınızı mı doyuruyorsunuz? Uzmanlara göre beslenme ve sağlık uyumlu olması gereken ikilidir. Yemek yerken amaç sadece karın doyurmak değil, yeterli ve dengeli beslenmek olmalıdır.
Herşey beslenmeyle ilgili
Yeterli ve dengeli beslenme; vücudun gereksinimi olan karbonhidrat, protein, yağ, vitamin, mineral, su ve lifleri yeterli ölçüde ve düzenli bir şekilde alarak sağlanabilir. Vücudun çalışmasında her birinin ayrı görevi olan bu besin gruplarının eksikliği veya fazlalığı, sağlık bozukluklarına yol açar. Beslenmeyle sağlığımızın ne kadar yakın ilişkili olduğunu bir düşünün. Boyumuzun uzunluğu, zeka yüzeyimiz, cilt yapımız ve hatta davranışlarımız bile beslenmeyle ilgili.
Yapılan araştırmalar yetersiz ve dengesiz beslenmeyle vücut yapısı arasında doğru ortantılı bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Bunun yanında, gelişmiş ülkelerde görülen ölüm nedenlerinin başında gelen kalp-damar, diyabet, kanser gibi hastalıklarda yanlış ve dengesiz beslenmenin en önemli etken olduğu bilinmektedir.
Her gün bir bardak süt
Süt, yoğurt ve peynirler gruptaki besinlerin özelliklerin büyüme ve gelişme sürecindeki çocuklar, yaşlılar, gebe ve emziklikler için önemlidir. Bu besinler kalsiyum, fosfor, protein, a vitamini ve bazı b grubu vitaminler açısından zengindir. Kalsiyum, kemik yapısı için bilhassa önemlidir. 35 yaşına kadar yeterince süt, yoğurt ve peynir tüketmeyen kişilerde, ileri yaşlarda sıkça kemik erimesi problemiyle karşılaşılmaktadır. Her gün en az 1 bir bardak süt ya da yoğurt veya 2 kibrit kutusu kadar peynir tüketmek, sağlıklı yaşam için son derece yararlıdır.
Sebze ve meyveye önem verin
Et, tavuk, balık, yumurta ve kurubaklagillerde protein, A vitamini, bazı B grubu vitaminler, fosfor ve magnezyum gibi mineraller vardır. Sağlıklı bir bünye için her gün, bu gruptaki besinlerden birini ya da birkaçını tüketmemiz gerekmektedir. Sebze ve meyveler ise vitamin ve mineral ihtiyacımızı karşılar. Bu yüzden günde 3-4 porsiyon tüketilmelidir. Pirinç, bulgur, yulaf, çavdar gibi tahıl ürünleri ise karbonhidrat yönünden zengindirler ve vücuda enerji verirler.
Su ve liflerin sağlıklı beslenme için önemi ise tartışılmazdır. Su, besinlerin vücuda alınmasını, sindirimin kolaylaşmasını, hücrelere taşınmasını ve vücutta oluşan zararlı atıkların dışarı atılmasını sağlar. Ayrıca vücut ısısının denetimi için de gereklidir. Lif yani posa, bitkilerin sindirilmeyen hücre duvarıdır. Çözünebilen lif ve çözünemeyen lif olarak iki türü vardır. Çözünebilen lif sebze, buğday, ve diğer tahılların kepeğinde bulunur. Lifli besinler, midedeki sindirim ve boşaltma hızını düşürdükleri için daha uzun süre tok tutmaktadırlar.Sağlık için iki tür lif de önemlidir.

Kış Aylarında Hasta Olmamak Elinizde!

27 Ekim 2012 Cumartesi

Kış aylarında kilo almanın yanı sıra enfeksiyon hastalıkları, grip ve nezle gibi sağlık sorunları da boy göstermeye başlar. Ama beslenmeye dikkat ederek bu gibi hastalıklardan kurtulmak ve hatta bunları önlemek de mümkün…

İstanbul Özel Hizmet Hastanesi Diyet ve Beslenme Bölümü’nden Diyetisyen Aşkın Yüksel’in verdiği bilgilere göre, kış mevsiminde grip, nezle gibi enfeksiyon hastalıkları sıkça görülmektedir. Bu nedenle bağışıklık sistemimizin güçlenmesinde rol oynayan besin öğeleri, vitamin ve minerallere beslenme de yer verilmelidir. Vitamin ve minerallerden zengin olan sebze ve meyve tüketimi arttırılmalıdır.

Hangi Vitamin ve Mineraller Alınmalı?

Özellikle Kasım ayı gibi geçiş dönemlerinde beslenmemize her zamankinden daha fazla önem vermeliyiz. Bu dönemlerde özellikle vitamin ve mineral gereksinimlerimizde gözle görülür bir artış olmaktadır.
C vitamini, A vitamini, E vitamini ve çinko alınımı bu dönemlerde artırılmalıdır. Beslenmemiz günlük ihtiyacımızı karşılayacak enerjiye sahip olmalıdır.

Kış aylarında C vitamini yönünden çok zengin olan kuşburnu, yeşil biber, maydanoz, mandalina, portakal, kivi tüketimimi biraz daha artırılmalıdır.

D vitaminin en iyi kaynağı güneştir. Kış mevsimi ile birlikte güneş yavaş yavaş kaybolurken D vitamini alımı da azalır. Bu nedenle kışın güneşli havalarda 20 dk. güneş almak yeterli olacaktır.

Balık omega 3 yağ asitleri ile beraber D vitamini açısından da zengin olduğundan hastalıklardan korunmayı sağlayacak ve bağışıklık sistemimizi güçlendirecektir.

B grubu vitaminlerini içerdiğinden, önemli bir enerji kaynağı ve posa içeriği yüksek olduğundan dolayı kuru baklagil tüketimi de kış aylarında arttırılmalıdır.

Vitamin Kayıplarını En Aza İndirin

Vitamin ve mineraller beslenmemizde bu kadar önemliyken hazırlama ve pişirme sırasındaki kayıplar da göz önünde bulundurulmalıdır. Kışın belki de en fazla gerek duyduğumuz ve hasta olunca hemen almaya başladığımız C vitamini hazırlama ve pişirme sırasında en fazla kayba uğrayan vitaminler arasındadır. Ayrıca sebze ve meyveleri tüketmeden önce taze olmalarına dikkat edilmelidir.

Kış Aylarında Sağlıklı Beslenme

1- Sebze ve meyveleri olabildiğince taze tüketmeye gayret gösteriniz.
2- Alış veriş yaparken meyvelerin çizilmemiş olanlarını özellikle tercih ediniz.
3- Limonu tüketeceğimiz an kesip anında yemeğinize ilave ediniz.
4- Yemek hazırlarken özellikle tahta kaşık kullanılmalıdır. Şunu hiç unutmayalım ki metal teması C vitaminin havaya karışmasını hızlandırmaktadır.
5- Patatesler C vitamini yönünden çok zengin besinlerdir ama vitamin daha çok kabuğa yakın kesimlerinde odaklanmıştır. Kabuklarını keserken çok dikkat etmeli veya olanak varsa önce haşlayıp kabuklarını ondan sonra temizlemeliyiz. Böylece hem besin kaybının önüne geçmiş oluruz hem de ısının etkisiyle C vitaminin patatesin ortasına yerleşir. Dolayısı ile C vitamini kaybı sıfıra indirgenmiş olur.
6- Özellikle yeşil yapraklı sebzeleri tazyikli su altında değil temiz bir leğen içinde fazla hırpalamadan yıkayınız.
7- Sebzeleri bıçakla değil elle doğramaya özen gösteriniz.
8- Besinleri tüketeceğiniz kadar hazırlayıp servis ediniz. Besinler ne kadar çok bekletilirse vitamin kaybı da o oranda artış gösterecektir.
9- Besinlerin haşlandıktan sonra besin değeri kayıplarını önlemek için suyu dökülmemelidir. Haşlanan sebzenin suyu başka bir yemekte örneğin çorba ya da yemeğin suyunda kullanılabilir.

Kate Bosworth’a Göre Fit Kalmanın 5 Yolu

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Güzel yıldız Kate Bosworth güzel ve fit kalmasında etkili 5 yolu anlatmış. İşte Kate Bosworth’a göre fit kalmanın 5 yolu:

1. Koşmak. Bosworth’un en sevdiği egzersizlerden biri koşmak. Koşmanın hem kalori yakmaya hem bacakların sıkılaşmasına hem de kendinizi çok iyi hissetmenizi sağladığını söyleyen Kate Bosworth ayrıca köpeğini yürüyüşe çıkarmayı da çok seviyor!

2. Ağırlık Egzersizleri. İş fit kalma ve Holywood tarzında sıkı bir vücuda ship olmaya gelince, Kate Bosworth kasları güçlendiren ağırlık çalışmanın şart olduğunu biliyor.

3. Aktif Bir Kariyer. Fit yaşam kurallarını kariyer hayatına da yansıtmasının gerekli olduğunu savunan Kate Bosworth, daha çok sportif rollerde oynayabileceği filmleri tercih ediyor. Örneğin “Blue Crush” adlı filminde surf yapan Kate Bosworth bu rolü için tam 7 kg kas almış.

4. Tatile Gitmek. Bosworth’un sıkı ve uzun zaman alan bir çalışma programı olduğu için, kendisine tatil için zaman ayırmayı ihmal etmiyor. Stres atmak ve kendini deşarj edebilmek kendine zaman ayırmaya dikkat ediyor.

5. Sebze Ağırlıklı Beslenme. Hepimizin bildiği gibi, egzersiz ve spor yapmak, sağlıklı bir yaşama ve fit bir vücuda sahip olmada denklemin sadece bir bölümünü oluşturuyor. Bunun bilincinde olan Kate Bosworth da yediği yemeklerin porsiyonlarına dikkat ediyor ve yediği her öğünde sebze yemeyi ihmal etmiyor.
 
Support : Blogger | Giresunspor
Copyright © 2012 - 2017. Sağlık Blogu - Tüm Hakları Saklıdır.
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Blogger