Ramazan'da Sağlıklı Beslenin

3 Haziran 2016 Cuma

sağlıklı beslenme
On bir ayın sultanı ramazan geliyor, bir ay boyunca oruç tutulacak. Peki oruç tutarken sağlıklı olabilmek için nelere dikkat etmek gerekiyor? Liv Hospital Ankara’dan Uzman Diyetisyen Müge Özturna sağlıklı oruç tutmanın püf noktalarını anlattı. Oruç tutacakların mutlaka sahura kalkması gerektiğini söyleyen Müge Özturna “Sahura kalkmadan oruç tutulması aç kalma süresini artırır. Bu da halsizlik, baş ağrısı, yorgunluk, tansiyon ve düşük kan şekeri depresyon, konsantrasyon güçlüğü ve dikkatte azalmaya neden olur“diyor. İftarda boş mideye bir anda yüklenme yapılmaması gerektiğini de belirten Özturna mideye birdenbire yüklenmenin, çok hızlı yemenin, midede ağırlık, bulantı, gaz, yanma ve kabızlık gibi sorunlara yol açabileceğini söylüyor.

Ramazan’da kilo bile verilebilir

Bir günde alınması gereken besinler; iftar, sahur ve gece öğünlerine eşit ve dengeli bir biçimde paylaştırılırsa Ramazan’da çok sağlıklı beslenilebilir, hatta kilo bile verilebilir. Özellikle yaz aylarında daha da fazla süren uzun açlık ve susuzluk sahura kalkılmadığı zaman daha da uzar. Açlık süresinin bu kadar uzaması ile metabolizma hızı yavaşlar ve normalden daha az enerji harcar. Metabolizma ile beraber beden hareketleri de yavaşlar. Bu, vücudun açlığa karşı bir savunma şeklidir. Enerji verilmediği zamanlarda vücut ve metabolizma, harcamalarını kısmazsa kısa süre içinde yetersiz ve dengesiz beslenmeye bağlı sağlık sorunları oluşabilir. Aç kalınan sürede vücut bütün harcamalarını azaltır, enerjiyi ve besin öğelerini tam anlamıyla tasarruflu bir şekilde kullanmaya başlar.

Günde 10-12 bardak su tüketerek karaciğerdeki yükü azaltın

Oruç tutarken sağlıklı beslenme kurallarına dikkat edilirse bir ay boyunca sindirim sistemi kendini yeniler. Normalde çok fazla tüketilen alkol, sigara gibi maddelerin daha az alınması bunu hızlandırır ve bu sayede kanın da temizlenmesi sağlanır. Mide bağırsak ve karaciğere kendini yenileme fırsatı verir. Oruç tutanlarda gün boyu su içilememesi nedeniyle vücut suyunda azalma olur. Vücudun sıvı dengesini koruyabilmek için iftardan sahura kadar bol sıvı almak çok önemlidir. Günlük 10 -12 bardak su tüketilmesi bağırsak ve böbreklerin daha iyi çalışmasını sağlayarak hem kabızlık problemini engeller hem de karaciğere binen yükü azaltır.

Sahura mutlaka kalkın

Sahurda kahvaltılık besin tüketimi sağlık açısından çok önemlidir. Genelde, midenin geç boşalmasını sağlayacak, bağırsakların çalışmasını hızlandıracak ve bağırsak düzenini bozmayacak, kan şekerinin ani yükselmesini engelleyecek kepekli, bol posalı ve proteinli besinler tüketilmelidir.

Sahurda neler tüketilmeli?

Kepekli ekmek, yumurta, süt, peynir kaliteli protein kaynağı olup, tok tutucu özellikleri vardır. Susuzluk hissini azaltması için şekersiz çay içilebilir.

İftara çorba ile başlamak metabolizmayı çalıştırır

İftar ve sahurda besinleri azar azar ama sık sık tüketerek beslenmek çok önemlidir. İftara çorba gibi sindirimi kolay ve mideyi rahatlatan bir besin ile başlanmalıdır. Çorba, kahvaltılık ürünler ve salata ile oruç açıldıktan yarım saat sonra ana öğün tüketmek hem metabolizmayı çalıştırır hem de boş mideye birden yemek yemenin yol açabileceği sağlık sorunlarını engeller.

İftarda neler tüketilmeli?

Lifli ve kana geçiş hızı düşük olan esmer tahıl ürünleri, sebzeler, kuru baklagiller, salata gibi besinleri tercih etmek, iftar sonrası yaşanabilecek sağlık sorunlarını engeller. İftardan birkaç saat sonra ana öğünde etli veya etsiz, az yağlı sebze yemeği ile az miktarda pilav, makarna veya börek yenebilir. Bunun yanında yoğurt, ayran veya süt tüketimine özen gösterilmelidir. Günde en az 2 porsiyon meyve veya şekersiz hoşaf tüketilebilir. Ramazan denilince akla tatlılar gelir. İftarın ardından tatlılar hemen tüketilmemelidir. Şerbetli hamur tatlıları ya da kızartılan tatlılar yerine sütlaç, güllaç gibi sütlü tatlılar veya meyve yenmelidir.

Sıcak günlerde sağlıklı oruç tutmanın püf noktaları

su ve hurma
Ramazan ayında normal beslenme düzeni bozuluyor, iftar ve sahur ile öğün sayısı sınırlanıyor. Sıcak ve uzun günlere denk gelen Ramazan ayında oruç tutanların sağlıklarına da dikkat etmesi gerekiyor. Bunaltan sıcaklarla beraber açlık ve susuzluk insan dengesini sarsıyor. Özellikle kırmızı et, ekmek, makarna, pilav, tatlı, hamur işleri tüketimlerinde artış olduğunu ve başta su olmak üzere, sebze ve meyve tüketiminin de azaldığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu “Hâlbuki bu dönemde günlük alınması gereken enerji ve besin öğelerinin oranları değişiyor. O nedenle Ramazan ayında oruç tutacak bireyler, diğer zamanlarda olduğu gibi sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmeye özen göstermeliler” dedi.


Ramazan’ın yaz aylarına denk gelmesi, oruç tutanlar için uzun süreli açlık dönemlerini de beraberinde getiriyor. Bu durumda vücutta metabolizma hızı yavaşlıyor ve enerji tasarruflu bir şeklide kullanılıyor. Kronik hastalıkları olan kişilerin oruç tutma konusunda mutlaka doktorlarına danışmaları gerektiğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, Ramazan’da Acil Servis’e müracaat eden hastalarda en sık ülser ve mide kanamalarına rastlandığını belirterek önemli uyarı ve açıklamalarda bulundu.


Sahur atlanmamalı

Oruç tutan kişinin sahur yemeğini yemeden oruç tutarsa, vücudu için gereken glukozun sağlanmasında rol alan depoların hızla tükendiğini ve organların fonksiyonlarını sağlıklı bir şekilde yerine getiremediğini anlatan Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “Orucun ilk saatlerinde kan şekeri (glukoz) önce düşüş eğilimi gösterir. Ardından vücutta koruyucu mekanizmalar devreye girer ve ilk önce “glikojen” adı verilen karaciğerde depolanmış olan şeker parçalanarak dolaşıma geçer. 5-6 saat süre ile kan glukoz düzeyini normal sınırlarda tutar. Orucun ilerleyen saatlerinde glikojen tükenir ve glukoz düzeyini normal sınırda tutmak için bu kez “glukoneojenezis” olarak tanımlanan glukoz dışı moleküllerden (aminoasid, laktik asid, piruvik asid gibi) glukoz üretimi başlar. Böylece başta beyin olmak üzere tüm organ ve dokuların sağlıklı çalışması için gereken glukoz temin edilmeye çalışılır” açıklamasında bulundu.


Kronik hastalıkları olanlar Ramazan’dan önce doktor kontrollerini yaptırmalı

Hipertansiyon, koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği, beyin damar hastalığı, diyabet, kan yağlarında yükseklik (hiperlipidemi), obezite, kronik böbrek yetmezliği gibi kronik hastalıkları olan hastaların oruç tutma konusunda Ramazan ayından önce kendilerini takip ve tedavi eden hekimlerin tavsiyelerini mutlaka almaları gerektiğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “Hastalar kendilerine özgü düzenlenmiş olan diyet programlarına uymalı, sigaradan uzak durmalı, tuz kısıtlaması yapmalı, günde 1.5 litre kadar su tüketmeleri yararlı olacaktır. Ayrıca düzenli almaları gereken ilaçların kullanımında herhangi bir aksaklığa yer verilmemesi, ilaçların kullanım periyodlarının mümkünse sahur ve iftara göre ayarlanması konusunda da hekimlerinin görüş ve onayını almaları gerekir” dedi.


Kalp, diyabet, böbrek hastaları dikkatli olmalı

Kalp, diyabet ve böbrek hastalarının Ramazan ayı öncesinde hekimleri ve diyetisyenlerinin beslenme ve hastalıklarının tedavisi ile ilgili önerilerini almaları gerektiğini hatırlatan Doç. Dr. Atasoyu ”Oruç döneminde hastaların yağlı, karbonhidrattan zengin (hamur işi, tatlı gibi), tuzlu besinlerden uzak durmaları önemlidir. Kalp hastalığı hafif düzeyde olan koroner arter hastaları ve kalp kapak hastaları oruçtan fazla etkilenmese de, kalp hastalığının derecesi ile ilgili olarak kan basıncı düşüklüğü (hipotansiyon), kalp ritm bozuklukları görülebiliyor. Özellikle tip I diyabetikler (insüline bağımlı) başta olmak üzere tüm diyabetik hastalarda oruç gibi uzun süre aç kalmayı gerektiren durumlarda, kan şekeri düşebilir. Kronik böbrek yetmezliği nedeni ile diyalize giren hastalar sahur ve iftar yemeklerinde aşırı miktarda ve tuzlu yemeleri, çok su içmeleri durumunda vücutlarında sıvı birikimi ve kanda potasyum düzeyinde yükselme gibi hayati risk taşıyan durumlar ortaya çıkabilir. Kronik böbrek yetmezliği olan fakat diyaliz tedavisi görmeyen hastalar da kullanmak durumunda oldukları tansiyon ilaçları, idrar söktürücü ilaçlar nedeni ile tansiyon düzeninde anormallikler, elektrolit dengesinde bozulmalar görülebilir” dedi.


Hamileler ve mide rahatsızlığı olanlar oruç tutmamalı

Diyabetik hastalarda tedaviye uyumu zayıf, kan şeker düzeyi kontrolsüz, hamile, daha önce diyabetik koma geçirmiş, diyabete bağlı kalp, böbrek hastalıkları olanların oruç gibi uzun süre aç kalmayı gerektiren aktivitelerde bulunmalarının sakıncalarını vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “Bu hastalıklara sahip olanların ve hamile olanların oruç tutmaları konusunda ilgili hekimlerin görüşünü kesinlikle almaları gerekir. Ayrıca Ramazan ayında Acil Servis’e müracaat eden hastalarda en sık görülen hastalık mide-duodenum ülseri ve buna bağlı gelişen kanama veya mide-duodenum duvar yırtılması tablolarıdır. O nedenle aktif ülseri olduğu bilinen, yakın zamanda mide kanaması geçirmiş hastaların oruç tutmamaları gerekir. Daha önce ülser tedavisi görmüş, halen yakınması olmayan, fakat mide asidi salgısı fazla olan hastalar oruç konusunda hekimlerine danışmalılar ve uygun görülürse asit salgısını düzenleyici ilaçlar kullanarak oruç tutmalarına izin verilebilir” dedi.


Migreni olan ve psikolojik ilaç kullanan hastalar doktorlarına danışmalı

Baş ağrısının, uzun süre aç kalan kişilerin yaklaşık % 40’ında görüldüğünü söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “Açlık süresi uzadıkça baş ağrısı gelişme riski de artar. Migren gibi baş ağrısı gelişmeye eğilimli kimseler oruç tutma kararı vermeden önce hekimlerine danışmalılar. Ayrıca Ramazan ayında oruç tutmak için sahura kalkılması nedeni ile uyku düzeninde değişiklikler olabilir. O nedenle genellikle uyku sorunları da olan psikiyatrik hastalar için bu durum önemli olabilir. Ayrıca uzun süreli açlığın kişinin mizacı ve duygusal duyarlılığı üzerinde de etkileri olabilmektedir. Psikiyatrik sorunları nedeni ile ilaç tedavisi görmekte olan hastaların oruç tutma kararı verirken, hastalığın derecesini belirleyerek izlenecek yolu ortaya koyacak olan psikiyatri uzmanına danışmaları gerekir” açıklamasında bulundu.
 
Support : Blogger | Giresunspor
Copyright © 2012 - 2017. Sağlık Blogu - Tüm Hakları Saklıdır.
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Blogger