Sağlık Blogu | Sağlık Haberleri ve Faydalı Sağlık Bilgileri
Öksürüğe çare balgam söktürücü karışım

Öksürüğe çare balgam söktürücü karışım

balgam sokturucu
Havaların soğumasıyla sarsılan bünyeler, bu hızlı hava değişimlerine adapte olamayanlar ve önümüzdeki uzun kış ayları için şimdiden neler yapabileceğini öğrenmek isteyenler buraya...

Eğer siz de bir kez soğuk alıp hasta olduktan sonra neredeyse tüm kış öksürmeye devam ediyorsanız, bir türlü bitmek bilmeyen öksürükler sizi uykunuzdan bile ediyorsa tahmin ediyoruz ki birçok bitkiden destek alıyor, çayları, pastilleri ve şurupları elinizin altından eksik etmiyorsunuz.

Söz konusu bir de balgamsa işler daha da ciddiye biniyor tabii. O boğaza yapışıp kalan balgamdan kurtulmak zaman zaman oldukça zorlu mücadeleler vermenize neden oluyor, biliyoruz.

İşte bu gibi durumlarda tercihinizi bitkilerden destek almaktan yana kullananlardansanız bu karışıma bir göz atın deriz.

Zira kendisi balgam sökme konusunda oldukça iddialı bir karışım.

Önce aktara, sonra doğru mutfağa: Ev yapımı balgam söktürücü karışım tarifi

Malzemeler:
  • 1 yemek kaşığı keten tohumu
  • 1 yemek kaşığı hatmi kökü
  • 1 yemek kaşığı adaçayı
  • 1 limon
  • 250 mililitre su (1 su bardağı kadar)
  • 250 gram esmer şeker ya da 4-5 yemek kaşığı bal (artırıp azaltabilirsiniz)

Nasıl Yapılır?

Eğer esmer şeker kullanacaksanız, şeker ve suyu bir tencereye aktarın ve şeker tamamen eriyene kadar karışımı ara ara karıştırarak kaynatın. Bu sırada limonu da yıkayıp temizledikten sonra ince ince dilimleyin. Şeker tamamen eriyince karışıma diğer tüm malzemeleri ilave edin ve 1-2 dakika kadar karıştırarak bu şekilde kaynamasını sağladıktan sonra karışımı ocaktan alın. Kenara ayırdığınız tencerenin içindeki karışımı demlenmek üzere 15 dakika bekletin. Son olarak karışımı içindeki parçalardan ayırmak için süzün ve elde ettiğiniz sıvı kısmı cam bir şişeye ya da kavanoza aktarın. Önce oda sıcaklığında soğutup ardından buzdolabına kaldırarak muhafaza edebilirsiniz.

Eğer bal kullanacaksanız, sadece suyu bir tencereye aktarıp kaynatın, bu sırada yine limonu ince ince dilimleyin. Bal hariç diğer tüm malzemeleri kaynayan suya ekleyip karıştırın ve yine 1-2 dakika bu şekilde karışımı kaynatın. Ardından tencereyi ocaktan alıp 15 dakika demlenmesini sağlayın. Sonrasında süzüp ayırdığınız sıvı karışımı bir süre daha soğumaya bırakın. Ilıyan karışıma balı ilave edip güzelce karıştırın. Cam bir şişe ya da kavanozun içinde önce oda sıcaklığında ardından buzdolabında saklayın. İşte bu kadar!

Ne zaman, nasıl kullanılır: Ev yapımı balgam söktürücü karışımın kullanımı ve dikkat etmeniz gerekenler

Karışımı hazır ettik, buzdolabına kaldırdık. Sıra geldi ne zaman ne nasıl kullanmanız gerektiğine... Her gün, günde 3 kez birer yemek kaşığı kadar tüketmeli, aşırıya kaçmamalısınız. Tok karnına tüketmeniz gerektiğini de söylemeden geçmeyelim tabii.

Peki, nelere dikkat etmeli?

Öncelikle bildiğiniz gibi bu karışımda kullanılan herhangi bir malzemeye karşı vücudunuzun alerjik bir reaksiyon göstermediğinden emin olmalısınız tabii ki.

Bunun dışında kronik bir öksürüğünüz varsa, balgam sorunu durmaksızın devam ediyorsa elbette bu ve benzeri bitkisel yöntemler kullanmadan önce mutlaka ama mutlaka doktora gitmeli ve onun önerilerine uymalısınız.

Aynı şekilde diyabet, kalp ve damar rahatsızlıkları gibi ciddi herhangi bir rahatsızlığınız varsa ya da hamilelik veya emzirme dönemlerindeyseniz bu karışım da dahil olmak üzere herhangi bir ürünü tedavi amaçlı kullanmaya başlamadan önce doktorunuza mutlaka danışmalısınız.
Aft (Ağız Yarası) nasıl geçer?

Aft (Ağız Yarası) nasıl geçer?

aft
Dilde, boğazda ağrılı bir şekilde beliren ağızda çıkan aftı nasıl geçer? Ağız ülseri olarak da bilinen aftı geçirmek için en etkili yöntemler nelerdir? Aft bulaşıcı bir hastalık mıdır? Merak ettiğiniz tüm sorular haberimizde.

Aft nedir?

Ağızda ve dilde çeşitli mineral ve vitamin eksikliklerinden dolayı oluşan ortasında beyaz pamukçukla olan küçük çukurlardır. Ağız ülseri olarak bilinen aft genellikle ağrılı bir rahatsızlıktır.

Kadınlar erkeklere oranla bu hastalığa daha çok maruz kalıyor. Birçok insan hayatının bir bölümünde bu aftlara maruz kalıyor.

Yetersiz beslenme, sağlıksız ağız bakımı sonucundan oluşan ağız aftı nadirde olsa alınan bir darbe sonucunda da görülebiliyor. Genellikle yanak ısırmak dudak yemek gibi alışkanlıklar sonucunda da görülebilen aft baharat, çikolata gibi bazı gıdalardan dolayı da çıkabiliyor.

Genellikle bulaşıcı bir hastalık olamayan aft birçok bitkisel yöntemle de giderilebiliyor.

Afta iyi gelen bitkisel yöntemler nelerdir?

Bal ve zerdeçal karışımı

1 çay kaşığı zerdeçal ile 4 çay kaşığı balı karıştırarak hazırlayabileceğiniz bu yöntem iltihaplanma ve ağrıyı hafifletir. Hamur haline getirdiğiniz bu karışımı yaralar üzerinde 20 dakika kadar bekletilir, ılık su ile yıkanan bölgeye iyi gelir.

Karbonat ile gargara

Bir buçuk çay kaşığı karbonat ile bir buçuk çay kaşığı su birbirine karıştırılır. Ağza alınıp çalkalanır ve tükürülür. Ağrıyı ve iltihabı hafifletmeye yardımcı olan bu karşımı haftada 5-6 defa uygulayarak ağzınızda aftın oluşmasına neden olan mikropları uzaklaştırır.

İlginç ve etkili alternatif tıp yöntemleri

Fesleğen yaprağı

Fesleğen yaprağı çiğneyerek zahmetsiz ağız aftınızdan kurtulabilirisiniz.

Karadut suyu ile gargara

Etkili bir antiseptik olan karadut suyu içinde bulundurduğu antioksidan etkisiyle cildin yıpranmış dokularını onarır.

Nane yağı

Nane, içinde bulundurduğu doğal temizleyiciler ile aftınızı temizlemede etkili bir yöntemdir. Yumuşak hareketlerle uygulayacağınız nane yağı ağız aftınıza mükemmel bir çözümdür.

Kişniş otu tohumu

1 çay kaşığı kişniş otu tohumunu 2 bardak ılık suda bekletin. Her Sabah ve her akşam gargara yaparak kullanın. İçinde bulunan antioksidan etkisiyle kişniş otu tohumu ağzınızda çıkan aft iltihaplanmasını yavaşlatır.
Kanal tedavisinden sonra ağrıya ne iyi gelir?

Kanal tedavisinden sonra ağrıya ne iyi gelir?

dis agrisi
Kanal tedavisi dişözünün çıkarılmasıdır. Kanal tedavisinden sonra tedavi edilen bölgede neden ağrı olur? Peki, bu ağrıyı giderici bitkisel çözümler nelerdir? Kanal tedavisi sonrası ağrı nasıl geçer?

Kanal tedavisi nedir?

Kanal tedavisi dişlerde meydana gelen çeşitli çürükler, çatlaklar ve kırıklardan dolayı dişte bulunan ip benzeri sinir ve damarların işlevini ve canlılığını yetirmesi sonucu yapılan dişözü tedavisidir. Bu tedavide diş özleri alınır ve dolgu maddesiyle doldurulur.

Kanal tedavisinden sonra ağrı neden olur?

Kanal tedavisinden sonra ağrı; yanlış beslenme, yanlış ağız bakımı, kanal tedavisinin yanlış yapılması gibi birçok sebepten dolayı oluşabilir.

Genellikle yanlış kanal tedavisi nadir yapılır ve hemen düzeltilebilecek bir durumdur. Fakat ne kadar düzeltilir veya doğru yapılırsa yapılsın hasta tedaviden sonra dikkat etmezse tekrarlayabilir ve dişler tedaviyi tekrar kabul etmeyebilirler.

Kanal tedavisinden sonra ağrıya ne iyi gelir?
  • Doktorunuza danışarak çeşitli ağrı kesiciler kullanabilirsiniz.
  • Dişlerinizi günde en az 2 defa fırçalayın ve diş ipi kullanın.
  • Kompres şeklinde buz tedavisi uygulayabilirsiniz. Buzları teninize direkt temas ettirmeyiniz.
  • Bir çay bardağı ılık suya bir tatlı kaşığı tuz döküp eriterek ağzınızda gargara yapabilirsiniz.
  • Alkolde hafif bir uyuşturucu etkisi vardır. Gargara yaparak ağrılarınızı hafifletebilirsiniz.
  • Zeytinyağı ve karanfil yağını karıştırıp pamuk yardımıyla ağrı bölgesine sürebilirsiniz.
  • Sıvı alımını arttırabilirsiniz. Katı yiyecekler tüketerek dişinizi zorlayabilirsiniz. Katı yiyecekler yerine çorba, sebze ve meyve suları gibi vitamin ve mineral içerikli gıdalar tüketebilirsiniz.
5 günde 5 kilo verdiren mucize kür!

5 günde 5 kilo verdiren mucize kür!

meyve
En etkili ve hızlı zayıflama kürleri arasında olan mucize su diyeti! Zencefil, salatalık suyu, nane suyu ve limon suyundan oluşan ve 5 günde 5 kilo vermenizi sağlayacak sağlıklı bir bitkisel karışım ile hızlı ve sağlıklı bir şekilde kilo vereceksiniz.

5 günde 5 kilo vermenizi sağlayacak mucize su diyetinde yer alan besinleri ve özelliklerini açıklayalım;

Su

Hakkında fazla söze gerek yok. Su olmazsa olmaz. Diyetlerde negatif kalori etkisi vardır. Günlük olarak içilen her yarım litre su, 50 kalori harcanmasını sağlamaktadır. Günlük 2.5 litre soğuk su içerek 250 kalori yağ yakabilirsiniz.

Zencefil

Mide ve bağırsak sularına etki ederek sindirim esnasında daha fazla yağ yakılmasını ve enerji harcanmasını sağlar. Kalori kaybını hızlandırır. Günlük 50 gram zencefil tüketmek yeterlidir.

Salatalık

Bağırsak temizleyici ve idrar söktürücü olarak bilinir. Ayrıca bedensel toksinleri atıcı ve yağ yakıcı bir besindir. Bağırsak mukozasını artırır, bağışıklık sistemini güçlendirir.

Limon

Sindirim sisteminizi hızlandırır. Kan dolaşımını artırır. En iyi zayıflatan bitkilerden biridir. Yağların parçalanmasına ve vücuttan atılmasına yardımcı olur. Diyet sürecini destekler.

Nane

Açlığı yatıştırır. Mentol içeren sakızlar bile iştah kapatır. Ayrıca metabolizmayı ve sindirimi hızlandıran safra salgısı üretimini destekler.

Nasıl uygulayacağız...

İlk kural günde 2.5 litre su içmek. Günde 6 kez ve her seferinde 3 bardak su içmeniz bu diyet için yeterlidir. 1 tatlı kaşığı nane, 1 yemek kaşığı limon suyu, ve 1 yemek kaşığı zencefili kaynatarak çay yapmanız ve günde 2  bardak tüketmeniz gerekmektedir. Yemeklerden yarım saat önce içeceğiniz bu karışım, detoks etkisi yaratarak toksinleri atmanızı sağlayacak.

Su çok önemli...

Su içmek sindirim sistemi sakinleştirip düzenler, yağ yakımı için hazırlık aşamasını hızlandırır. Çok su tüketen kişilerin vücudun su ve ödem tutma olayı kaybolmakta ve bu şekilde de fazla kilolardan kurtulmaktadır. Aynı zamanda su tüketmek, depresyon tedavisi için doğal bir çözümdür.

Her şey yemek serbest...

Genelde hiç bir şey yemeden ve içmeden uygulanan tüm diyetler sağlığa zararlıdır. Bu kür boyunca her şeyi yemek ve içmek serbesttir ancak vücudun su tutulmasını artıran sodyum içeren şekerli ürünler, kızartmalar,  nişastalı ve tuzlu gıdalar tüketmemelisiniz. Bol sebze tüketmeniz tavsiye edilir.
Çocukların kâbusu: OBEZİTE

Çocukların kâbusu: OBEZİTE

hamburger
Son yıllarda özellikle çocuklar arasında artan şişmanlık anne babaları endişelendirdiğini belirten Özel Biyofiz Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Başak Kefeli obezite hakkında aileleri uyarılarda bulundu.

Başta aileler olmak üzere çoğu eğitimcinin kilo anlayışının değişmeye başladığına değinen Başak Kefeli çoğu yaşıtına göre daha zayıf olan çocukların uzman takiplerinde ideal ağırlıkta çıktıklarını belirtti. Çoğu ebeveynin çocuklarının kilosundan veya boyundan şikayetçi olduğunu belirten Kefeli, önemli olanın çocukların sağlıklı, bağışıklığı kuvvetli ve yaşına göre ideal boy/kilo oranına sahip çocuklar olması gerektiğini belirtti. Türkiye'de genel anlamda çocukluk dönemi kilo sorununu yansıtan bütünsel çalışmaların henüz yapılmadığını aktaran Kefeli, "Bu sebeple net rakamlar ile çocukluk çağı şişmanlığını gösteremiyoruz. Ancak bir gerçek var ki çocukluk çağı şişmanlığı dünya ile birlikte Türkiye'de de hızlı bir şekilde artış göstermekte" dedi.
Bu belirtiler 6 aydır varsa dikkat!

Bu belirtiler 6 aydır varsa dikkat!

hasta
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Gülseren Kayalar, sürekli uykulu hissetme, hareket etmek istememe, vücut genelinde ağrı ve bitkinlik gibi belirtilerin 6 aydan uzun sürmesinin kronik yorgunluk sendromunun habercisi olduğunu söyledi.

Dr. Kayalar, yaptığı açıklamada, özellikle sıcak yaz günlerinde daha sık görülen, iş performansını ve sosyal yaşamı olumsuz etkileyen kronik yorgunluk sendromunun, sadece dinlenerek ve tatil yaparak geçmediğini belirterek, "Bu rahatsızlıkla baş etmek için bazı önlemler alarak yaşam tarzı değişikliği yapılması gerekiyor. Kronik yorgunluk sendromu, en az 6 ay süren ve sebebi bilinmeyen aşırı yorgunluğa yaygın kas eklem ağrısı, uyku bozukluğu, dikkat dağınıklığı ve baş ağrısının eşlik ettiği tedavisi zor bir hastalıktır. Yorgunluk, hastanın günlük yaşam aktivitelerini ve iş performansını kısıtlamaktadır. Ayrıca, beceri isteyen işlerde yavaşlama, planlama, organizasyon ve problem çözme gibi yeteneklerde gerilemenin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Tüm bu özellikleri nedeniyle kronik yorgunluk sendromu, birçok ülkede iş gücü kaybına neden olan hastalıklar arasında yer almaktadır. Kronik yorgunluk sendromu sıklıkla 40-50 yaş arası kadınlarda görülmektedir. Tek bir nedene bağlı olmayan bu sendromun ortaya çıkmasını tetikleyicileri; bağışıklık sistemini etkileyen faktörler, nörolojik faktörler, hormon bozuklukları ve bazı enfeksiyon hastalıklarıdır" dedi.


Kayalar, belirtilerden 4'ünün bir arada bulunmasına dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizerek şunları kaydetti:


"Kronik yorgunluk sendromunda görülen yorgunluk fiziksel bir aktivite sonucu olmaksızın istirahat halindeyken de ortaya çıkmaktadır. Bu durum hastanın iş, eğitim, sosyal ve özel yaşam aktivitelerinde belirgin bir azalma yaratır. Kısa süreli hafıza ve konsantrasyon kaybı, boğaz ağrısı, lenf bezlerinde hassasiyet, kas ağrısı, yeni oluşan baş ağrısı, uyku bozukluğu ve yapılan bir iş sonrası 24 saatten fazla süren kırgınlık hissi duyulması gibi belirtilerden en az dört tanesinin bir arada bulunması kronik yorgunluk sendromuna işaret ediyor olabilir. Kronik ağrılı hastalarda bu belirtilere; depresif duygu durumu nedeniyle umutsuzluk, sıkıntı hali, çaresizlik duygusu, dikkat azlığı, konsantrasyon güçlüğü ve iştah-kilo kaybı gibi belirtiler de eşlik edebilmektedir."


Kayalar, her 3 hastadan 2’sinde sürekli ve şiddetli seyrettiğini ifade ederek, "Hastalığın erken döneminde kendiliğinden iyileşme görülebilmektedir. Her 3 hastadan 2’sinde hastalık sürekli ve şiddetli seyreder. Bu hastalarda uzun süre yatakta kalmaya bağlı olarak kas erimesi ve postüral kan basıncı düşüklüğü görülebilmektedir. Kronik yorgunluk sendromlu hastalarda, fizik muayene sonuçları genelde normaldir. Bu sendrom diğer birçok hastalıkla benzer belirtileri gösterdiği için teşhiste kullanılan tek bir laboratuvar bulgusu yoktur. Hastalığın teşhisi kronik yorgunluğa sebep olan tıbbi durumlar ve psikiyatrik hastalıklar dışlandıktan sonra konulmaktadır" diye konuştu.


Kayalar, kronik yorgunluk sendromuyla baş etmek için alınması gereken önlemleri ise şöyle açıkladı:

"Stres azaltılmalı, uyku alışkanlığı iyileştirilmeli ve düzenli egzersiz alışkanlığı edinilmelidir. Sıcak yaz günlerinde ağır yiyecekler yerine zeytinyağlı hafif yiyecekler tercih edilmelidir. Susuz kalmanın metabolizmayı yavaşlatarak yorgunluğa yol açtığı unutulmamalı ve su tüketimi artırılmalıdır. Uyku ritminin düzene sokulması ve uyku kalitesinin artırılması için 'uyku hijyeni' uygulanmalıdır. Uyku öncesinde kafeinli, alkollü içeceklerden, nikotinden, aşırı yağlı yiyeceklerden ve aşırı aktiviteden kaçınılmalıdır. Her gece aynı saatte uyumak alışkanlık haline getirilmelidir. Her gün güneş ışınlarının dik gelmediği saatlerde 20 dakika boyunca güneş koruyucu olmadan güneşlenilmelidir. Düzenli egzersizlere kısa süreli, düşük yoğunluklu ve hafif şiddetli programlarla başlanmalıdır. Başlangıçta günde 5 dakika eklem hareket açıklığı egzersizleri ve nazik germe egzersizleri yapılmalı, hastanın kas gücü dayanıklılığı artıkça egzersizlerin süresi ve şiddeti artırılmalıdır. Alınan tüm önlemlere rağmen yorgunluğun uzun süre geçmediği durumlarda vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır."


Kronik yorgunluk sendromunun tedavisinin kişiye özel olması gerektiğini vurgulayan Kayalar, "Tedavide amaç hastalık semptomlarını iyileştirmektir. Kişiye özel belirlenen egzersiz uygulamalarının düzenli olarak yapılmasının yanı sıra hastaya psikolojik destek vermek de çok önemlidir. Tedavide esas, hasta ve ailesi ile düzenli bir iletişim sürdürmektir. Bu görüşmelerle ve düşük dozlu ilaç tedavisiyle hasta yakın izleme alınmaktadır. Tedavi süresince hasta her aşamada iyileşeceği yolunda cesaretlendirilmeli ve hasta, aile ve hekim yakın işbirliği içinde olmalıdır" dedi.
Bebekler hakkında daha önce hiç duymadığınız bilgiler

Bebekler hakkında daha önce hiç duymadığınız bilgiler

baby
Bebekler çok sevimli varlıklar. Peki, onlar hakkında ne kadar bilgi sahibisiniz? Bebeklerin erkek sesinden çok kadın sesini sevdiklerini, yapılan araştırmalarda da bebeğin isminin yaşamını etkilediğini daha önce duymuş muydunuz? Bunlar gibi birçok ilginç bilgiyi birazdan öğreneceksiniz

Yeni doğan bebeklerin vücudunda toplamda 1 bardak kadar kan bulunduğu söylenmektedir. Bebekler bir şeye ihtiyaç duyduklarında çığlık atar ya da inlerler; ancak ağlamazlar. Çünkü ilk üç hafta boyunca gözyaşı üretemezler.

Gözyaşı kanalları henüz tam olarak gelişmemiştir. Gözlerini sağlıklı tutacak kadar nem üretirler; ancak birkaç hafta boyunca gözyaşı akıtamazlar.

Bebeklerin doğumda dizkapakları yoktur. Dizkapakları, 6. aya dek tamamen gelişmez. Bebekler ana rahmindeyken annelerinin hormonlarını alırlar. Bu nedenden dolayı bebeklerde doğum sonrası östrojen hormonları bulunur.

Özellikle kız bebekler biraz süt salgılar ve hatta mini bir regl tecrübe ederler. Bazen meme uçlarından kan sızar.

Bebeklerin %80'i doğum lekesi ile dünyaya gelmektedir. Mayıs ayında doğan bebekler, genelde diğer aylarda doğanlara kıyasla yaklaşık 200 gr daha ağır oluyor.

Yapılan araştırmalara göre sezaryenle doğan bebeklerde solunum riski daha fazla oluyor. Bu durumun nedeninin ise   normal doğum sırasında yaşanan önemli hormonsal ve fizyolojik değişimlerin kaçırılması olduğu düşünülüyor.
Meyveleri yemeden önce üzerine limon sıkarsanız...

Meyveleri yemeden önce üzerine limon sıkarsanız...

limon suyu
Her gün tükettiğiniz yiyeceklerin besin değerini yükseltmek ister misiniz? Avustralyalı beslenme uzmanı Fiona Tuck, yiyecekleri daha sağlıklı hale getirmek ve besin değerlerini arttırmak için izlenmesi gereken pratik yolları anlattı.

Limon suyunu yumurta kabuğunda saklayın

Kulağa tuhaf gelebilir ancak bu diyetinizdeki kalsiyum ve mineral oranını arttırmanın en pratik yollarından birisi.

Taze limonu sıktıktan sonra boş yumurta kabuğunun içine koyun ve buzdolabında bir gece bekletin. Limondaki asit yumurta kabuğundaki mineralleri dışarı çıkaracak. Sindirimi geliştirmek ve besin emilimine yardımcı olmak için sabah bu limon suyunu ılık suyla karıştırıp için.

Meyvelere limon veya limon kabuğu rendesi ekleyin

Meyvelerinizin üzerine biraz limon suyu sıkarak veya limon kabuğu rendesi serpiştirerek C vitamini içeriğini arttırabilirsiniz.

Daha fazla antioksidan için sebzelerinize zeytinyağı ekleyin

Sebzelerinizi pişirdikten sonra üzerine bir miktar saf sızma zeytinyağı gezdirin. Böylece antioksidan ve  antiinflamatuar özelliğini arttırabilirsiniz. Zeytinyağı ayrıca sebzelerde bulunan yağda çözülebilir besinlerin emilimini arttırmaya yardımcı olacak.
29 liralık kanser ilaç internette...

29 liralık kanser ilaç internette...

hap
Manisa Eczacılar Odası Başkanı Devrim Bali, internetten ilaç satışıyla ilgili uyardı. İnternette satılan 10 ilaçtan 8'inin sahte olduğunu ve merdiven altında üretildiğini söyleyen Bali, kutusundan içindeki tabletine kadar ilaçların taklit edildiğini ve hastaların kandırıldığını söyledi. İnternetten satılan ilaçların sağlığı tehlikeye attığı gibi yüksek fiyatlarla da satıldığını aktaran Bali, mecbur kalan hastaların bu yollara başvurabildiğini ve ölümcül sonuçlar doğurabildiğini söyledi.

BULUNAMAYAN KANSER İLACININ FİYATI PATLADI

Kanser hastalığıyla mücadele eden kişilerin Türkiye'de bulunamayan kanser ilaçlarını da internet üzerinden aldığını anlatan Devrim Bali, özellikle meme kanseri tedavisinde kullanılan ilaçta son dönemlerde sıkıntı yaşanmasından dolayı internet ortamında yüksek fiyatlara satıldığını belirtti.

İthal edilen bu ilacın eczanelere ayda bir kez gönderilebildiğine ve 29 liradan satıldığına dikkat çeken Bali, "İnternette satılan ilaçların bazıları sahte olmasa bile yüksek fiyatlardan satılıyor. Piyasada bulunmayan kanser ilaçları var. Meme kanserinde kullanılan bir ilacın bulunmasında sıkıntı var. İthal ilaç olduğu için sorun çözülmedi. Bir kutu için eczanede sıra bekleyen 9-10 hasta var. İnternette kutusunu 400 liraya satıyorlar. Mecbur kalan hastalar da ne yazık ki alıyor. Meme kanseri ilacını bulmak için diğer illerden de Manisa'ya geliyorlar. İnternette bulduklarını ancak 400-500 liraya satıldığını bize söylüyorlar. İnternetten aldıkları ilaçların sahte olup olmadığını anlamak için bizlere getirdikleri de oluyor. Çoğunun üzerinde anlamadığımız yazılar var. İlacın yüzde 99 sahte olabileceğini söylüyoruz ve kullanmamalarını öneriyoruz" diye konuştu.

DÜŞÜK HAPLARI VE ZAYIFLAMA İLAÇLARINA DİKKAT

İnternetteki sahte ilaçlarda istenmeyen gebeliği sonlandırmak için kullanılan düşük haplarının ve zayıflama ilaçlarının başı çektiğini dile getiren Devrim Bali, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Düşük hapları istenmeyen gebeliği sonlandırabilecek olsa da ömür boyu hayatını karartabilecek haplar. Bu haplar hastanelerde ancak annenin hayati bir riski var ise heyet raporu ile kullanılabiliyor. Dışarıda kullanımı ve satışı kesinlikle yasak. Ancak piyasada çok rahat satılıyor, internetten üzerinden bir adedi 400 liraya varan fiyatlardan satılıyor. Bunlar, kadının bir daha çocuk sahibi olamamasına neden olabilecek ilaçlardır. İnternetten alınan ilaçlar için iki yol var; ya öldürür, ya kalıcı hasar bırakır. Üçüncü bir yol yok."

Sağlık Bakanlığı tarafından bu düşük haplarını satan sitelerin takip edildiğini ve kapatıldığını açıklayan Devrim Bali şöyle devam etti:

"İnternet üzerinden satış yapan bu sitelere erişim engelleniyor. Ancak ardından hemen yenisi açılıyor. Uzun uğraşlar verilerek, kanıtlar toplanarak ve tespitler yapılarak mahkeme kararı ile kapatılan bir web sitesinin yerini, hızla yenileri almaktadır. Bu işin tek çözümü, halkımız internet üzerinden sağlığa ilişkin hiçbir ürün almaması, sağlığını sanal ortamlara emanet etmemesidir."

'ÇOĞUNUN MİLADI GEÇMİŞ'

Manisa İl Sağlık Müdürlüğü'nün bakkallarda ilaç satışıyla ilgili denetimlere başladığını duyuran Bali, "Hastalar eczane dışında bir ağrı kesici bile olsa bakkaldan almamalı. Sağlık Müdürlüğü bakkallara denetime başladı. Grip ilaçları, ağrı kesici ilaçlar bakkallarda satılıyor. Bunlar bizim sattığımız ilaçlara benzese de sahte olduğu aşikar. Çoğunun miladı geçmiştir" diye konuştu.