Bel ağrısı belirtileri ve tedavi yöntemleri

14 Temmuz 2017 Cuma

sağlık blogu
Hemen herkesin mutlaka bir bel ağrısı tecrübesi olmuştur. Kimi okula, işe gidemeyecek kadar ağır; kimisi daha hafif ama sabit...
 
 
Peki  “Doktora görün” sinyali veren bel ağrısı belirtileri nelerdir ve nasıl tedavi edilir?

 
 
 
 
 
 
Bu belirtiler varsa DİKKAT!
  • Yeni bağırsak veya mesane problemlerine neden olduysa
  • Ateş yükseliyorsa
  • Düşme sonrası veya belinize direkt darbe varsa
  • Şiddetli ve dinlenme ile iyileşmiyorsa
  • Özellikle ağrı bacağınıza ve dizin altına yayılırsa
  • Bir veya iki bacakta güçsüzlük, uyuşma veya karıncalanmaya varsa
  • Açıklanamayan kilo kaybının eşlik ediyorsa

Peki ne zaman doktora gitmeli?

İki hafta içinde ev istirahati ve kişisel bakım ile kademeli olarak iyileşmeyen bel ağrısı mutaka bir hekim görüşü gerektirir.

Bel sağlığınız için küçük tüyolar, büyük fayda sağlar

Egzersiz : Düşük tempolu aerobik egzersizlerle, bel gücü ve dayanıklılığınızı artırarak kaslarınızın daha iyi çalışmasını sağlayabilirsiniz. Yürüyüş ve yüzme iyi seçimlerdir. Doktorunuz sizi en doğru egzersize yönlendirecektir.

Sağlıklı kilo : Fazladan her bir kilo, belinize 5 kiloymuş gibi yansır. Fazla kilo, bel ağrılarınızın düzelmesini engellediği gibi; ana sebebi de olabilir.

Doğru duruş : Uzun süre ayakta durmanız gerekirse, belinizi biraz rahatlatmak için bir ayağınızın altına 10-15 cm’lik tabla yerleştirin. Belli aralıklarla ayaklarınızın pozisyonunu değiştirin. İyi duruş, bel kaslarındaki stresi azaltabilir.

Doğru oturuş :  Bel desteği, kolçağı ve döner tabanı olan bir koltuk seçin. Belinize bir yastık veya havlu koyun. Dizlerinizi ve kalçalarınızı koruyun. Konumunuzu en az yarım saatte bir değiştirin.

Doğru kaldırma : Ağır kaldırmaktan kaçının. Mecbur kalırsanız, bacaklarınızdan destek alın. Belinizi dik tutun ve sadece dizlerinizi bükün. Yükü vücudunuza yakın tutun. Nesne ağır veya dengesiz ise mutlaka yardım isteyin.

Bel ağrısı tedavi yöntemleri nelerdir?

Ağrı kesiciler : Ağrı kesicileri mutlaka doktorunuzun yönlendirmesiyle kullanın. Aşırı ilaç kullanımı, ciddi yan etkilere neden olabilir.

Kas gevşeticiler : Hafif-orta bel ağrısı ağrı kesiciler ile düzelmezse, doktorunuz bir kas gevşetici de önerebilir. Baş dönmesi ve uyku yan etkileri görülebilir

Topikal ağrı kesiciler : Bu krem ve merhemleri ağrıyan bölgeye sürebilirsiniz.

Narkotik : Bu tür ilaçlar, kodein veya hidrokodon olarak, doktorunuzun yakın gözetimi altında kısa bir süre için kullanılabilir.

Antidepresanlar : Mutlaka doktor önerisiyle verilen düşük doz antidepresanlar, depresyon üzerindeki etkiden bağımsız olarak kronik bel ağrısının bazı türlerini de rahatlatır.

Enjeksiyonlar : Mevcut tedavi ile ağrı dinmiyor ve/veya bacağa yayılıyorsa kortizon enjeksiyonu kullanılabilir. Direkt kas içine yapılacağı gibi, ağrı kesici bir ilaç ile birlikte epidural boşluğa da uygulanabilir. Bu kortizon enjeksiyonu sinir kökleri çevresinde iltihabı azaltmaya yardımcı olur, ancak ağrı üzerindeki etkisi 6-12 ay sürer.

Fizik tedavi ve egzersiz : Fizik tedavi, bel ağrısı tedavisinin temel taşıdır. Fizyoterapist; acıyı azaltmak için ısı, ultrason, elektriksel uyarı ve kas gerdirme teknikleri gibi bel kasları ve yumuşak dokulara çeşitli tedaviler uygulayabilir. Ağrı iyileştikçe, terapist size esneklik kazandıracak, belinizi ve karın kaslarınızı güçlendirecek egzersizleri verir ve böylece duruşunuzu düzeltir. Bu teknikleri düzenli olarak kullanmak, ağrının geri gelmesini önlemeye yardımcı olabilir.

Ameliyat : Bel ağrısı için ameliyata nadiren ihtiyaç duyulur. Ağrı bacağa yayılıyorsa ve sinir basısı nedeniyle bacak kaslarında kuvvetsizlik geliştiyse ameliyattan faydalanabilirsiniz. Ameliyat, genellikle omurganın daralması (spinal stenoz) veya bel fıtığı gibi yapısal sorunlarla ilgili ağrının diğer tedavi yöntemlerine cevap vermediği durumlarda uygulanır.

Alternatif tıp : Bir takım alternatif tedaviler be ağrısı semptomlarını hafifletebilir. Herhangi bir yeni alternatif terapiye başlamadan önce yararları ve riskleri doktorunuzla tartışın.

Karyopraktik bakım : Bir terapist ağrınızı hafifletmek için omurganızın belli noktalarına tedavi uygular.

Akupunktur : Vücudun belli bölgelerine batırılan steril iğnelerle uygulanır.  Bel ağrısı olan hastalarda ağrıların hafiflemesine yardımcı olabilir.

Masaj : Yorgun ve gergin bel kaslarının rahatlatılmasında masajın faydası olacaktır.

Yoga :Yoga, belirli duruş veya pozlar, nefes egzersizleri ve gevşeme tekniklerini içeren geniş bir disiplindir. Yoga, kaslarınızı gerginleştirir ve güçlendirir ve duruşunuzu düzeltir. Ancak sizi zorlayan ve ağrıya sebep olan hareketlerden uzak durmak gerekir.

Bioenerji : Üzerinizdeki hem duygusal hem fiziksel yükler belinizde ve sırtınızda ağrıya sebep olur. Bioenerji uygulaması ile bu yükler hafifletilebilir.

Algı değişimi : Uzun süreli veya fiziksel olarak herhangi bir bozukluk saptanmayan (hatta bazen saptanan) durumlarda beyninize ve dolayısıyla bilinçaltınıza hükmederek vücudunuzdan ağrıyı uzaklaştırabilirsiniz.

Meme kanserinin belirtileri nelerdir?

13 Temmuz 2017 Perşembe

sağlık blogu
Her sekiz kadından biri meme kanseri ile karşı karşıya kalıyor. Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser çeşidi olması, erken teşhisin ne kadar önem taşıdığını gösteriyor. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Süheyla Bozkıran, erken tanı için hastalara 20 yaşından itibaren her ay kendilerini kontrol etmelerini, 40 yaş üzerindekilerin de her yıl mamografi ve klinik meme muayenesi yaptırmalarını önerdiklerini ifade ediyor.

Meme kanserinin gidişatını belirleyen faktörler

Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Süheyla Bozkıran, hastalığın gidişatını belirleyen faktörleri söyle sırladı: “Yaş, menopoz durumu, ırk, tümör histolojisi, reseptör durumu, tümör evresi bunlardan bazılarıdır.”

Meme kanserinin belirtileri

1. Memede büyüme/asimetri, şekil bozukluğu, renginde değişiklik.
2. Koltuk altında ele gelen kitle
3. Meme başında içeri doğru çöküntü, çekinti, şekil bozukluğu.
4. Meme başından akıntı (özellikle tek kanaldan, kanlı veya şeffaf).
5. Meme başı derisinde kabuklanma, soyulma.
6. Meme cildinde ödem, portakal kabuğu görüntüsü, içeri doğru çekinti.
7. Meme cildinde kızarıklık, yara oluşması.

Evde diş taşı (tartar) nasıl temizlenir?

12 Temmuz 2017 Çarşamba

sağlık blogu
Ağız ve diş temizliği için gerekli önemi göstermiyor ve yeterli temizlenmediğinde diş taşı oluşumuna davetiye çıkarıyoruz. Bu nedenle diş eti çekilmesi gibi bir çok problem yaşıyoruz. Bu problemlerin önüne geçmek veya en aza indirebilmek için bir kaç yöntemle evde diş taşlarınızı temizleyebilirsiniz.

1. yöntem

-40 gram ceviz kabuğu
-1 su bardağı su

Hazırlanışı:

- Ceviz kabuklarını suyun içine atın ve 20 dakika boyunca kaynatın, suyunuz kaynamaya başladıktan sonra altını kapatın ve 10 dakika bu şekilde soğumaya bırakın. Daha sonra diş fırçamızı bu suya batırıp dişlerinizi iyice fırçalayın.

Kanayan diş etleri için de oldukça faydalı olan bu karışım, diş eti iltahapları içinde oldukça yararlıdır.

-Günde 3 kere tekrar edebilirsiniz

2. yöntem

-Karbonat

Uygulanışı:

Evde diş taşı temizliği için uygulanacak diğer  yöntemlerden biri de diş fırçasına karbonat eklemek ve bir dakika boyunca fırçayı dile ve damağa değdirmeden dişleri fırçalamaktır.

Zona hastalığı belirtileri nelerdir?

11 Temmuz 2017 Salı

sağlık blogu
Zona hastalığı halk arasında gece yanığı olarak isimlendirilmektedir. Bu hastalık çeşitli nedenlerden dolayı ortaya çıkabilir. Zona oluşmaya başladığında nasıl belirtiler verir, zona hastalığı belirtileri nelerdir, diyorsanız açıklayalım…

Zona hastalığı belirtileri

Zona hastalığında iltihap sinir köklerine yerleşir. Bu durumun sonucunda kıl köklerinde çeşitli yumurtalar birikir. Yumurtaların birikmesi sonucunda, kıl köklerinde yumurtlama meydana geldiği andan itibaren Ağrılı ve sancılı süreç başlar.  Bu durumun sonucunda deri köklerinde küçük kabarcıklar meydana gelir.

Zona hastalığı deride kızarıklık ve kabarıklık haricinde şu şekilde belirtiler verir;
 
  • Halsizlik
  • Ateşlenme
  • Sürekli yorgunluk
  • Deri üzerinde yanma veya ağrı

Bulunduğu bölgede oluşmaya çalışan zona yarası mide, safra kesesi,  kalp ve böbrek ağrılarıyla karıştırılabilir.

Zona hemen hemen her yaş gurubunda çıkabilen bir hastalıktır.  Fakat 50 ve ve üzeri kişilerde zona hatalığının görülme sıklığı daha fazladır.  Aynı zamanda zonanın ortaya çıkmasının da çeşitli nedenleri vardır.

İşte zona hastalığının nedenleri
  • Depresyon
  • Stres
  • Yoğun iş temposu
  • Üzüntü
  • Kanser ilaçları kullanımı
  • Radyasyon tedavisi
  • Dengesiz ve yetersiz beslenme
  • Besin zehirlenmesi  ve yaşanan bir takım kazalar sonucu ortaya çıkabilir.

Zona hastalığının günümüzde kesin bir tedavisi yoktur. Hastalığın genellikle tekrarlama olasılığı çok fazladır. zona hastalığı ortaya çıkmaya başladığı an ve belirtilerini hissetmeye başladığınız andan itibaren muhakkak doktor kontrolünde tedavisi yapılması gerekir.  Doktorun verdiği ilaçlar çok fazla yan etki gösteriyor ve ilaca karşı hassasiyetiniz olduğu doktor tarafından söylendiyse alternatif tıp yöntemlerine yine doktor kontrolünde başlayabilirsiniz.

Zona hastalığı doğal tedavi yöntemleri 
 
  • 6 adet lahana yaprağını robottan geçirin. Daha sonra lahana yapraklarını temiz bir tülbent içerisine koyun ve yara olan bölgeye uygulayın.
  • 4 Çorba kaşığı ezilmiş kuşburnu 4 su bardağı suyun içine atılarak yarım saat kaynatılır. Karışım nöbet şekeri ile tatlandırılarak günde 3 defa tüketilir.
  • 1 Çay kaşığı kurutulmuş oğul otu 2 su bardağı kaynamış suyun içine atılarak 10-15 dakika bekletilir. Elde edilen karışım lezyonların üzerine sürülür.

Zona tedavisi nasıl yapılmalıdır? 
 
Zona tedavisi muhakkak tıbbi bir yöntemle yapılmalıdır. Çünkü zona sinir uçlarını etkileyen bir hastalıktır. Doktorun vermiş olduğu ilaçlar ağrıları kısa sürede azaltır ve zonanın geçmesine yardımcı olur. Zonanın erken tedavisi oldukça önemlidir. Kabarcıklar ve kızarıklıklar ortaya çıkmadan önce hastalığın anlaşılıp tedavisinin yapılması ağrılı süreci bir nebze de olsa iyi geçirmenizi sağlayacaktır.  

Yanma ve ağrı hissinin duyulmaya başlamasıyla en geç 3 gün içerisinde ilaçlara başlanması gerekir. Ciltte oluşan kızarıklıklar meydana gelmeden zonanın tedavi edilmesi en iyisidir.

Zonanın tekrarlaması ve bir daha ortaya çıkmaması için çeşitli tedbirler alınması gerekir. vücut yorgun düştüğünden ve bağışıklık sisteminin zayıflamasından zona hastalığı meydana gelmektedir. bu nedenle hastalık süresince dinlenmek oldukça önemlidir.  Aynı zamanda yaraların iyileşmesi için doktorun önerdiği şekilde pansumanları ihmal etmemek gerekir.

Kıl dönmesinin nedenleri ve tedavisi

10 Temmuz 2017 Pazartesi

sağlık blogu
Kıl dönmesinin genellikle 30’lu yaşlardaki genç erkeklerde ve kuyruk sokumunda görülmesi nedeniyle, bu sorunun fazla ve sert kıllardan kaynaklanabileceği görüşü ağır basıyor. Oysa kuyruk sokumunun yapısından fazla kiloya kadar pek çok etkenin rahatsızlığa zemin hazırlayabileceğini söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Hakan Yardımcı, “Ancak günümüzde minimal invaziv yöntemler sayesinde kişi, daha kısa sürede bu rahatsızlıktan kurtulabiliyor ve günlük hayata hızlıca dönebiliyor” diyor.

Küçük bir sorun gibi görünmesine rağmen, kişinin yaşam kalitesini düşüren kıl dönmesi, kuyruk sokumunda Ağrılara, akıntı, şişlik, koku, kanama, iltihaplanma ve kaşıntı gibi şikayetlere yol açıyor. Kimilerinde uzun süre hiçbir belirti vermezken, çoğunlukla kuyruk sokumunda apse gelişimiyle kendini ele veriyor. Genellikle gençlerde ve erkek popülasyonda görülen kıl dönmesi sanıldığı gibi, sadece vücut kılları fazla ve sert olanlarda görülen bir sağlık sorunu değil.

Aynı sorunun bölgede tüy yoğunluğu olmayan genç kızlarda da görülebildiğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Hakan Yardımcı, “Aşırı terleme, kuyruk sokumu oluğunun dar ve derin olması, bölgede biriken tüylerin uzun süre kalması gibi nedenler de kıl dönmesine yol açabiliyor” diyor. Ayrıca, uzun süre oturarak çalışmak, şişmanlık ve bölge hijyeninin kötü olması da rahatsızlığa zemin hazırlıyor.

Köstebek yuvası gibi yayılıyor!

Kıl dönmesi tedavi edilmediğinde sorun daha da büyüyor. Uzun dönem devam eden ve tedavi edilmeyen vakalarda, kist boşluğunun iltihaplanması sonucunda cilt altında kronik enfeksiyon meydana gelebiliyor. Enfeksiyonun şiddetli olduğu dönemlerde ateş ve iltihabi akıntı birbirine eşlik ediyor. Dr. Hakan Yardımcı, rahatsızlığın farklı noktalara yayılabileceğine de işaret ediyor:

“Rahatsızlık, orta hattın yukarı aşağısına veya sağına soluna doğru fistüller oluşturarak, yeni sinüs ağızları oluşturabilir ve cilt altında köstebek yuvası gibi geniş alanlara yayılabilir.” Kıl dönmesinde, uzun süre (15-35 yıl) tedavi olmayan kişilerde çok nadir olarak epidermoid (deride) kanser gelişimi de var ancak bu durum, kronik enfeksiyon, kronik irritasyon sonucunda gelişiyor.

En kötü yanı nüks etmesi

Kıl dönmesinde oluşan kist cerrahi olarak çıkartılsa bile nüks etme ihtimali var. Ancak tekrar etmemesi için alınabilecek bazı önlemler de bulunuyor. Ameliyat öncesi iyi bir hazırlık yapılması, enfeksiyonun giderilmesi, hijyenik bakımın iyi olması, uygun ameliyat modeli ve ameliyatın titizlikle yapılması olası tekrarların önüne geçiyor. Ameliyat sonrası erken dönemde yaranın korunması ve doktorun önerilerine dikkat edilmesi gerektiğinin de altını çizen Dr. Hakan Yardımcı, “İlerleyen zamanlarda ise, ameliyat bölgesinin tüylerden temizlenmesi ve bölge hijyeninin sağlanması çok önemli.

Kuyruk sokumunda ameliyat sonrasında tüylerin temizlenmesi, tek başına bile nüksleri engelleyebilir.” diyor. Tüylerin temizlenmesinde lazer epilasyon yöntemini öneren Dr. Hakan Yardımcı, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ancak ameliyat sonrası erken dönemde cilt hassas olabileceğinden ilk aylarda önermiyoruz. Yerine jilet ile dikkatlice temizlemek daha uygun. Ayrıca lazer epilasyon, özellikle kuyruk sokumunda çok yoğun ve sert tüyleri olan kişiler veya ailesel olarak hastalığa yatkın olan kişiler için önleyici olması açısından faydalı.”

En etkin tedavi, cerrahi

Kıl dönmesinin etkin tedavisi, cerrahi yolla yapılıyor. Hastalığın cerrahi tedavisinde yıllar boyu kullanılan farklı yöntemler olmakla birlikte, günümüzde minimal invaziv yöntemlerin önem kazandığından bahseden Dr. Hakan Yardımcı, bu yöntemlerden biri olarak son yıllarda öne çıkan diode lazeri örnek veriyor: “İnsanlar artık kıl dönmesinin cerrahi tedavisinde; ameliyatın kısa sürmesini, ameliyat sonrasında günlük aktivitelere ve işe erken dönebilmeyi istiyor.

Bunları mümkün kılan diode lazer yönteminde işlemin genel veya lokal anestezi ile yapılabiliyor olması, geniş yara olmaması ve dikişe gerek duyulmaması yeni yöntemin diğer avantajları... Kişi ameliyat sonrası daha az ağrı hissediyor ve kolayca poposunun üzerine oturup banyo yapabiliyor.”

Fistül lazerle kapatılıyor

Bir lazer teknolojisi olan diode lazer yönteminden, kıl dönmesinin yol açtığı fistülün (tünel) kapatılmasında faydalanılıyor. Diode lazer, verdiği enerji sayesinde dokunun kendi üzerine çökerek fistülün kapanmasını sağlıyor.

Ameliyat öncesinde bir kür oral antibiyotik tedavisi başlanarak, kist boşluğunun küçültülmesi amaçlanıyor. Ameliyat sırasında, diode lazer işlemine geçilmeden önce, küçük ve ince uçlu bir küret kullanılarak, kist boşluğu iyice temizleniyor. Ardından kıl dönmesinin olduğu sinüs ağzından girilerek lazer uygulanıyor. Yöntem sayesinde tüm boşluk kapatılıyor ve işlemin bu kısmı 10-15 dakika sürüyor.

Ayak burkulmasına iyi gelecek yöntemler

sağlık blogu
Hemen hemen her gün, özellikle topuklu veya rahatsız ayakkabılar giydiğimizde  ya da düzensiz, engebeli yollarda  burkulma tehlikesi yaşarız. Bazı burkulmalar şiddetli yaşanırken bazılarında ise rahatsız edecek hafif ağrılar veya sızlamalar hissedebiliriz. Bu durumda ağrıyı hafifletecek bir kaç yöntem kısa süre içinde ayaklanabilmenize yardımcı olacaktır.

 
 
Öncelikle burkulmanın boyutu önemlidir eğer ;

-Şiddetli ağrı
-Şişme
-Kızarıklık (birkaç gün sonra morarma)
-Dokununca hassasiyet
-Ağırlık verirken ağrı ve üzerine basamama

Bu belirtilerden herhangi biri varsa, mutlaka doktora başvurun.

Eğer sadece yumuşak doku ödemi veya az ağrılı bir durumsa, bu yöntemler ayak burkulma sorununuza iyi gelebilir.

Buz yöntemi

Buz, burkulmada kullanılan en basit ve en etkili çözümlerden biridir. Buz torbası ya da dondurulmuş sebze torbası etkilenen bölgeye doğru bir beze sarılarak 10 dakika boyunca uygulanabilir.3 gün boyunca her gün sık sık uygulanabilir. Buz, soğuk kan damarlarını daraltır ve böylece ağrı, şişlik ve kanamanın azalmasına yardımcı olur. Damar hastalıkları ve diyabet kişiler buz uygulaması yapmadan önce doktorlarına danışmalıdır.

Sıkıştırma yöntemi

Sıkıştırma ile şişlikler engellenebilir. Elastik bandajlar ile çok fazla sıkıştırmadan  burkulan bölge sarılır. Çok sıkı bandajlar kan akışını kısıtlar ve alanın şişmesine neden olabilir. Yatmadan önce bandaj çıkarılmalıdır.

Yüksekte tutmak

Yaralı bölge yüksekte tutularak olası şişlikler azaltılabilir. Ayak bileğindeki yaralanmalar için ayağın altına bir yastık konabilir. Yüksekte tutulduğunda bölgede kan birikimi az olacağı için burkulan yer daha az şişer.

Soğan yöntemi

1 adet kuru soğanı parçalayarak, 2 bardak zeytinyağının içine koyun. Soğanı yumuşayana kadar pişirin. Temiz bir bezin üzerine koyduğunuz karışımı burkulan yere sarın.Soğan uygulaması iyileşme sürecini hızlandırmaya yardımcı olur.

Maydanoz yöntemi

Maydanoz ezilerek lapa haline getirilir. Buzdolabında bir süre bekletilir. Ardından soğuk kompres olarak burkulan alana uygulanır. Ağrının yanı sıra olası iltihabın azalmasına da yardımcı olur.

Sabun yöntemi

Kullanılmamış yarım kalıp sabunu 1 bardak alkolle karıştırın. Merhem kıvamına geldiğinde bir beze koyarak, burkulan ayağınıza sarın.

Zeytinyağı yöntemi

Unu ve zeytinyağını yoğurarak lapa kıvamına getiriyorsunuz ve burkulan bölgeye hazırladığınız lapa ile yavaş yavaş masaj yapıyorsunuzBu yöntem ağrılarınızın kısa sürede geçmesine yardımcı olur.

Zeytin yöntemi

Zeytin ile de ayak burkulmasına bitkisel tedavi uygulayabilirsiniz. Zeytin, tuz, soğan ve sarımsağı ezin, burkulan alana sarın. Kokudan rahatsız olma ihtimalinizden dolayı bu işlemi gece yatarken yapmanız daha iyi olacaktır.

İshal belirtileri ve ishal tedavisi

sağlık
Temmuz ayının ilk haftasının İshalli Hastalıklar ve Ağızdan Sıvı Tedavisi Haftası olması sebebiyle, Dr. Koray Akay, ülkemizde özellikle çocuklarda sıkça görülen ishalli hastalıklarla ilgili detaylı bilgi verdi:

İshal neden olur?

İshal sindirdiğimiz yiyecek ve içeceklerin kalın bağırsaklarınızdan hızlı ve büyük miktarda çıkmasıyla oluşur. Vücudumuz normalde, emer ve yarı katı dışkıyı dışarı atar. Fakat kalın bağırsağımız besinlerdeki sıvıyı ememezse, sulu dışkı ortaya çıkar.

Bazı hastalıklar, gıda zehirlenmeleri, ilaçlar ve benzeri unsurlar ishale sebep olabilir. Yaygın sebepleri arasında şunlar yer alır:

Virüsler: İshale neden olan virüsler arasında Norwalk virüsü, sitomegalovirüsü ve viral hepatit sayılabilir. Rotavirus yaygın bir akut çocukluk ishali nedenidir.

Bakteri ve parazitler: Kirlenmiş, ömrü geçmiş yiyeceklerden ve sudan bakteri ile parazitler vücudunuza geçebilir. Bakteri kaynaklı ishal gelişmekte olan ülkelerde seyahat eden gezginlerde yaygındır ve genellikle gezgin ishali olarak adlandırılır.

İlaçlar: Birçok ilaç ishale neden olabilir. En yaygınları ise antibiyotiklerdir. Antibiyotikler hem iyi hem de kötü bakterileri yok eder, bu da bağırsaklarınızdaki doğal bakteri dengesini bozabilir. 

Laktoz duyarlılığı: Laktoz, süt ve süt ürünlerinde bulunan bir tür şekerdir. Birçok insan laktozu sindirmede zorluk çeker ve süt ürünlerini yedikten sonra ishal olur. Vücudunuz laktozu sindirmeye yardımcı olan bir enzim üretir, ama birçok insanda bu enzimin seviyesi çocukluktan sonra hızla düşer. Bu da yaşlandıkça laktoz duyarlılığı geliştirme riskini artırır.

Fruktoz (meyve şekeri): Meyvelerde ve balda doğal olarak bulunan fruktoz sindirim sorunu yaşayan kişilerde ishale neden olabilir.

Diğer sindirim bozuklukları: Kronik ishalin Crohn hastalığı, ülseratif kolit, çölyak hastalığı, mikroskopik kolit ve hassas bağırsak sendromu gibi bir takım sebepleri olabilir.

Genellikle ishal belirtileri birkaç gün sürer. Ama bazı durumlarda, haftalarca sürebilir. Böyle bir durum yaşadığınızda enflamatuvar bağırsak hastalığı gibi ciddi bir hastalığın belirtisi veya huzursuz bağırsak sendromu gibi daha az ciddi bir hastalığa yakalanmış olabilirsiniz.

İshalin belirtileri nelerdir?

* Sık gelen, bol, sulu dışkı
* Mide krampları
* Karın ağrısı
* Ateş
* Dışkıda kan görülmesi
* Karın şişkinliği

Çocuklarda hangi durumda doktora gitmeli?

Çocuklarda ishal hızlı bir şekilde su kaybına yol açar. Eğer çocuğunuzun ishali 24 saat içinde iyileşmezse veya bebeğinizde aşağıdaki belirtiler varsa doktorunuzu arayın:

*Üç veya daha fazla saat içerisinde bezini ıslatmadıysa
* Bebeğinizin ateşi 39ºC’ın üstündeyse
* Dışkısı kanlı veya siyahsa
* Ağzı kuruysa veya gözyaşı dökmeden ağlıyorsa
* Olağandışı bir şekilde uykulu, uyuşuk, tepkisiz veya sinirliyse
* Karnı, gözleri ve yanaklarında çöküklük varsa
* Cildi sıkılıp bırakıldığında düzleşmiyorsa

Tedavisi nedir?

Birçok ishal vakası tedavi olmadan birkaç gün içerisinde geçer. Su içmek, kaybedilen sıvıyı kazanmak için doğru bir yoldur ancak, tuz ve sodyum potasyum gibi ihtiyacınız olan elektrolitleri içermez. Potasyum kazanmak için meyve suyu, sodyum için ise çorba içerek elektrolit seviyenizi dengeleyebilirsiniz.

* Her gün su, çorba, meyve suyu gibi bol miktarda temiz sıvı tüketin.
* Kafein ve alkol tüketiminden kaçının.
* Bağırsak hareketleriniz normale dönerken yarı katı ve düşük lifli gıdaları tercih edin. Tuzlu bisküvi, tost, yumurta, patates, pilav yemeye çalışın.
* Süt ürünleri, yağlı yiyecekler, lif miktarı yüksek yiyecekler veya çok baharatlı yiyeceklerden birkaç gün için kaçının.

Ses kısıklığı kanser belirtisi olabilir

23 Eylül 2014 Salı

agiz
KBB Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kazkayası, ses kısıklığının gırtlak, akciğer ve beyin kanserlerinin de ilk ve önemli işareti olabileceğini ve ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.

Genellikle ciddiye alınmayan ses kısıklığı ihmal edildiğinde ciddi problemlere yol açabiliyor. Bu tip rahatsızlıkların önemsenmemesi durumunda sesin tamamen kaybedileceği ve gırtlak kanseri gibi büyük tehlikelere yol açabileceğini belirten KBB Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kazkayası, ses kısıklığında hemen paniğe kapılmamak ancak durumu küçümsemeyip, ihmal etmemek gerektiğini söyledi.

Genellikle sesin azalması ya da çıkmaması olarak düşünülen ses kısıklığı, her türlü normalden farklı ses oluşumuna deniyor. Sesteki çatallaşma, titreşim, boğukluk ve tizleşme gibi bozulmaları da bu gruba ekleyebileceğimizi belirten Prof. Kazkayası, “Sesin şiddetinde azalma ya da tümüyle sesin çıkmaması, seste çatallaşma, boğulma gibi tüm rahatsızlıklara kabaca ‘ses kısıklığı’ diyoruz. Sesi oluşturan ana organ gırtlaktaki ses telleri olmakla birlikte akciğerlerden dudaklara kadar sesin yolu üzerindeki pek çok organ sesin oluşumuna katkıda bulunuyor. Buna ses tellerini hareket ettiren kasları sinirlendiren onuncu kranial sinir ve bunun beyinde çıktığı yapı da dahil edilmelidir” dedi.

BİRÇOK KANSERİN HABERCİSİ OLABİLİYOR
Ses kısıklığının basit bir viral üst solunum yolu enfeksiyonu ya da reflüden de kaynaklanabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Kazkayası, zaman zaman basit bir enfeksiyondan da kaynaklanabilen bu hastalığın gırtlak, akciğer, beyin gibi birçok organ kanserinin de öncü işaretlerinden biri olabileceğini bu nedenle ses kısıklığının ciddiye alınması gereken uyarıcı bir semptom olduğunu belirtti.

Çeşitli enfeksiyonların dışında en sık ses kısıklığı yapan nedenler arasında; ses tellerinde meydana gelen nodül, polip, kist ve ödem yer alıyor. Özellikle boyunda şişlik, yutma güçlüğü, boğazda takılma hissi, öksürükle kan gelmesi, gıdaların istemsiz bir şekilde akciğere kaçarak öksürük oluşturması durumlarında hemen muayene olmak gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Mustafa Kazkayası, özellikle iki haftayı geçen ses kısıklığında hekime başvurunun önemli olduğunu söyledi.

Faydalı Saglık Bilgileri #12

16 Aralık 2013 Pazartesi

Günün faydalı sağlık bilgilerini aşağıda bulabilirsiniz. Sonradan ben duymadım demeyin :) Sağlıklı günler dileriz...

1 - Gözlerde batma ve yanma hissi Kuru Göz Sendromu’nun bulgusu olabilir.

2 - Günde 1 kez ara öğün olarak 20 adet fındık ya da 8 adet ceviz yiyin, kalp hastalıklarına yakalanma oranınızı %50 azaltın.

3 - Tüm çocukluk çağı zehirlenmelerinin %85-90'ı 5 yaşın altındaki çocuklarda ve kaza sonucu meydana gelmektedir.

4 - Cilt yaşlanmasının en önemli etkenleri güneş ışınları ve beslenme alışkanlıklarıdır. Bol meyve, sebze ve su tüketin.

5 - Her çocuk 3 yaşına kadar en az bir kez göz muayenesi olmalıdır.

Faydalı Saglık Bilgileri #11

15 Aralık 2013 Pazar

Faydalı sağlık bilgilerini #10 yazı sonunda bırakma kararı almıştık. Uzun bir aradan sonra tekrar faydalı sağlık bilgileri yazılarımıza devam ediyoruz.

İşte faydalı sağlık bilgilerimiz...

1 - Bir sağlık problemi yoksa 3.aydan sonra bebeğinizin odasını ayırmanız hem bebeğinizin hem de sizin uykunuzun kalitesini arttıracaktır.

2 - Diyetinizi yaparken ara öğünlerinizi aksatmayın. Ara öğünler metabolizmanızı hızlandırır ve kilo vermeyi kolaylaştırır.

3 - Ses tellerinizi korumak için yüksek sesle konuşmamaya özen gösterin.

4 - Çocukların, yemeğin hazırlanmasına yardım etmelerine izin vermek daha çok yemelerini sağlayabilir.

5 - Gün boyunca tok ve enerjik hissetmek için mutlaka ara öğün tüketin.

Faydalı Sağlık Bilgileri #10

30 Haziran 2013 Pazar

Günün sağlık bilgilerini aşağıda bulabilirsiniz. Tüm bilgiler uzman doktorlar tarafından sizler için önerilmiş bilgilerdir. Faydasını gördüğünüz bilgileri konu altına yorum bırakarak herkese yardımcı olmuş olursunuz...

  • Porsiyonlarınızı ufaltın, hareketinizi arttırın. Sadece bu bile ayda 2 kilo vermenizi sağlar.
  • Adetten kesilmiş bir bayanda, bir damla kanama ve kokulu akıntı ciddiye alınmalıdır.
  • Gözde ilerleyen astigmat keratokonüs hastalığının bulgusu olabilir.
  • Diyetinizin size özel olması için, metabolizma hızınız mutlaka oksijen tüketiminizle ölçülmelidir. Bu ölçüm bir maske yardımıyla yaklaşık 10 dakika nefes alıp vermenizle yapılmaktadır.
  • Hiperaktivite genetik temeli olan bir hastalıktır.Çocuğunuzu hiperaktivitesi yüzünden eleştirmeyin.
  • Çocuğunuzun ağzında koku mu var? Dikkat edin çürük olabilir!
  • "Tükettiğiniz yağlı gıdaların miktarını azaltın, lifli gıdaların miktarını arttırın."
  • Katarakt ameliyatı sonrası uzağı ve yakını gözlüksüz görebilirsiniz.
  • Çocuklarınızı fast food yiyeceklerden uzak tutun.
  • Yağ olarak zeytinyağını tercih edin. Kalp hastalıkları, meme, mide ve kolon kanseri riskinizi azaltın.

Taş Hastalıkları ve Korunma Yolları

25 Ocak 2013 Cuma

bobrek-tasi
Medical Park Ordu Hastanesi Üroloji Bölümü'nden Op. Dr. Hikmet Çavuş, "Taş hastalıkları ve korunma yolları" hakkında bilgi verdi. İdrar yolu taşlarının, böbrekte veya idrar yollarının herhangi bir yerinde oluşan, idrarda çözülemeyen ve atılamayan kimyasal maddelerin zamanla kristalleşmesi ve birikmesi ile oluşan sert cisimler olduğunu belirten Op. Dr. Hikmet Çavuş, "Günlük sıvı alımı 1.52 lt'nin altında olanlarda, taş hastalığı riski daha fazladır. Diyet yaparken; kalsiyum, oksalat, sodyum ve karbonhidratların gereğinden fazla alınması, yetersiz miktarda turunçgil tüketimi ve aşırı derecede güneş ışınlarına maruz kalmak taş hastalığı için risklidir" dedi.

İdrar yolu taş hastalığının, erkeklerde 23 kat daha sık görüldüğünü bildiren Op. Dr. Hikmet Çavuş, "Ailevi taş hastalığı olanlarda yüzde 25 risk vardır. Hareketsiz yaşam tarzı da taş hastalığında tetikleyici faktörlerdendir. Doğuştan böbrek ya da idrar kanalında anatomik bozukluğu olanlarda, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu geçirenlerde ve idrar yollarının herhangi bir bölgesinde darlık gelişen hastalarda daha fazla görülür" diye konuştu.

"Taş hastalığında ağrı, genellikle boşluk olarak adlandırılan, kaburgaların altından başlayıp sırttan öne, kasıklara doğru vuran şiddetli ağrı şeklindedir" Op. Dr. Hikmet Çavuş, şöyle devam etti: "Genellikle hastayı kıvrandıracak kadar şiddetlidir. Çoğunlukla bulantı, bazen de kusma görülmektedir. Bazı hastalarda idrardan kan da gelebilir. İdrar yaparken yanma, sızlama, sık idrara çıkma, gece idrara gitmek için uyanma, acil idrara çıkma, tuvalete gidince az idrar yapma ya da hiç idrar yapamama gibi idrar yolu şikayetleri olabilmektedir. Taş hastalığı tekrar edebilen bir hastalıktır. Bir defa taş oluştu ise 5 yıl içinde de 50 ihtimalle yine oluşacaktır. Bu yüzden idrarla ilgili en ufak bir şikayetiniz olduğunda, hemen bir üroloji uzmanına başvurmanız gerekir."

"Günlük yaklaşık olarak üç litreye yakın su içmek gereklidir. Bol egzersiz ve hareketli bir yaşam tarzı oluşturmaya çalışmak önemlidir. Tuzlu gıda ve içeceklerden uzak durulmalıdır. Ailenizden herhangi bir bireyde idrar yollarında taş saptandı ise şikayetiniz olmasa bile kendinizi kontrol ettirmeniz faydalı olacaktır. Kalsiyumdan zengin gıdaları aşırı tüketmemeniz gerekir (süt, yoğurt, peynir ve dondurma gibi tüm süt ürünleri, fasulye, çikolata, brokoli ve beyaz ekmek). Oksalattan zengin gıdaları aşırı tüketmek de doğru değildir (kola, ıspanak, pancar, kakao tozu, çikolata, yeşil yapraklı bitkiler, çerezler, koyu çay ve aşırı kahve). Diyetle birlikte turunçgilleri sık olmamak kaydıyla almaya çalışmakta fayda vardır (portakal, limon, mandalina gibi). Hazır sebze ve çorbalar, hazır yemekler, fastfood ürünleri gibi hazır ürünlerden uzak durmanız gerekir. Kırmızı et tüketiminde aşırıya kaçmayınız, bol miktarda balık ve balık yağı ürünlerini tüketmeniz önerilir."

Taş hastalığında izlemin, ESWL ve cerrahi tedavi seçenekleri olduğunu ifade eden Medical Park Ordu Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Hikmet Çavuş, açıklamasını şöyle tamamladı:

"Böbrek ile idrar torbası arasında yer alan üreterde (idrar kanalı) takılıp kalan taşların tedavisinde 'üreteroskopi' uygulanmaktadır. Taş hastalığının tedavisinde uygulanan 'perkütan taş cerrahisi' de etkili bir yöntemdir. Bu işlem sırasında; ciltte açılacak küçük bir delikten böbreğe girilerek, böbrek içindeki taşlar gözle görülüp, tamamen temizlenebilmektedir. Taşın çapının çok büyük olup, böbreğin hemen hemen tüm boşluklarını doldurduğu hastalarda, 'açık ameliyat' tercih edilmektedir."

Kuru Öksürük İçin Şifalı Bitkiler Nelerdir?

oksuruk
Kuru öksürük için bitkisel tedaviler:

1- Servi kozalağı kaynatılıp içilirse kuru öksürüğü keser.
2- 1 karaturpu üç bardak üzüm hoşafı veya 3 bardak şekerli suyla pelte gibi olana dek kaynatın. Günde 3-4 kez 1 çorba kaşığı yiyin.
3- 1 tutam baldıran otu. 1 tutam gelincik çiçeği. 10 gr meyankökü. 30 gr çekirdeksiz üzüm. 15 tane hünnap. 10 gr susam tohumu. 15 gr fındık kabuğu. 15 gr haşhaş kabuğu. Bu malzeme 2 bardak suyla kaynatılır. Nöbet şekeriyle tatlandırılıp öksürük şurubu yapılır.

Beslenmek Karın Doyurmak Değildir!

17 Kasım 2012 Cumartesi


beslenme

Bir düşünün, beslenmenize ne kadar önem veriyorsunuz? Vücudunuzun gereksinimleri olan tüm besinleri alıyor musunuz, yoksa sadece karnınızı mı doyuruyorsunuz? Uzmanlara göre beslenme ve sağlık uyumlu olması gereken ikilidir. Yemek yerken amaç sadece karın doyurmak değil, yeterli ve dengeli beslenmek olmalıdır.
Herşey beslenmeyle ilgili
Yeterli ve dengeli beslenme; vücudun gereksinimi olan karbonhidrat, protein, yağ, vitamin, mineral, su ve lifleri yeterli ölçüde ve düzenli bir şekilde alarak sağlanabilir. Vücudun çalışmasında her birinin ayrı görevi olan bu besin gruplarının eksikliği veya fazlalığı, sağlık bozukluklarına yol açar. Beslenmeyle sağlığımızın ne kadar yakın ilişkili olduğunu bir düşünün. Boyumuzun uzunluğu, zeka yüzeyimiz, cilt yapımız ve hatta davranışlarımız bile beslenmeyle ilgili.
Yapılan araştırmalar yetersiz ve dengesiz beslenmeyle vücut yapısı arasında doğru ortantılı bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Bunun yanında, gelişmiş ülkelerde görülen ölüm nedenlerinin başında gelen kalp-damar, diyabet, kanser gibi hastalıklarda yanlış ve dengesiz beslenmenin en önemli etken olduğu bilinmektedir.
Her gün bir bardak süt
Süt, yoğurt ve peynirler gruptaki besinlerin özelliklerin büyüme ve gelişme sürecindeki çocuklar, yaşlılar, gebe ve emziklikler için önemlidir. Bu besinler kalsiyum, fosfor, protein, a vitamini ve bazı b grubu vitaminler açısından zengindir. Kalsiyum, kemik yapısı için bilhassa önemlidir. 35 yaşına kadar yeterince süt, yoğurt ve peynir tüketmeyen kişilerde, ileri yaşlarda sıkça kemik erimesi problemiyle karşılaşılmaktadır. Her gün en az 1 bir bardak süt ya da yoğurt veya 2 kibrit kutusu kadar peynir tüketmek, sağlıklı yaşam için son derece yararlıdır.
Sebze ve meyveye önem verin
Et, tavuk, balık, yumurta ve kurubaklagillerde protein, A vitamini, bazı B grubu vitaminler, fosfor ve magnezyum gibi mineraller vardır. Sağlıklı bir bünye için her gün, bu gruptaki besinlerden birini ya da birkaçını tüketmemiz gerekmektedir. Sebze ve meyveler ise vitamin ve mineral ihtiyacımızı karşılar. Bu yüzden günde 3-4 porsiyon tüketilmelidir. Pirinç, bulgur, yulaf, çavdar gibi tahıl ürünleri ise karbonhidrat yönünden zengindirler ve vücuda enerji verirler.
Su ve liflerin sağlıklı beslenme için önemi ise tartışılmazdır. Su, besinlerin vücuda alınmasını, sindirimin kolaylaşmasını, hücrelere taşınmasını ve vücutta oluşan zararlı atıkların dışarı atılmasını sağlar. Ayrıca vücut ısısının denetimi için de gereklidir. Lif yani posa, bitkilerin sindirilmeyen hücre duvarıdır. Çözünebilen lif ve çözünemeyen lif olarak iki türü vardır. Çözünebilen lif sebze, buğday, ve diğer tahılların kepeğinde bulunur. Lifli besinler, midedeki sindirim ve boşaltma hızını düşürdükleri için daha uzun süre tok tutmaktadırlar.Sağlık için iki tür lif de önemlidir.

Aids ve Belirtileri

13 Ekim 2012 Cumartesi

AIDS, insan vücudunun immün sistemini yok eden ve bir dizi belirtilerle karakterize olan bir immün (bağışıklık) yetersizlik sendromudur. AIDS'li kişilerde HIV-I denilen virüs tipi T Hücrelerine girerek çoğalmaya başlar ve daha sonra bu hücreleri öldürür. Bu imha immun sistemi zayıf bir hale getirir ve bu durumda ayrıca değişik enfeksiyonların ve tümörlerin ortaya çıkışı da kolaylaşır. HIV-I virüsüne aynı zamanda HTLV-III, LAV ve ARV virüsleri de denilir. Virüs; değişik yollarla örneğin, damardan kirli iğnelerle yapılan iğneler, cinsel ilişkiler veya anneden çocuğa olmak üzere girerler. Birkaç ay içinde vücut bu virüse karşı antikor üretir. Kan testleri bu yüzden pozitif bir sonuç verir. Semptomlar 1-2 haftada gelişir. Bunlar virüs vücuda girdikten bir kaç ay sonra başlar. Bu sırada kanda antikor oluştuğu için Eliza ve Western Blot gibi tahlillerle teşhis konulabilir.

AIDS'li hastalar ikiye ayrılır. Homoseksüel ve biseksüel olanlar ve iğne ile uyuşturucu kullananlar. Riskli olan diğerleri ise AIDS'liyle cinsel ilişkide bulunanlar. Prezervatif kullanarak virüs geçişini azaltmak mümkün olabiliyorsa da tam korunma sağlanamaz.
AIDS, yüksek oranda bir bulaşıcı hastalık değildir. Virüs, AIDS'e yakalanmış kişilerin kanında ve menisinde bulunur.

HIV virüsünü öldürmek kolaydır ve bu virüs vücut dışında uzun süre yaşayamaz. Kapı tokmağı tutarak, tuvalet vasıtasıyla veya oturma yerleriyle temas içinde olarak bu virüse yakalanmak imkansızdır. Sivrisinekler bu virüsü yaymazlar.

Teşhis koydurabilecek belirtiler, genellikle hastalığın bulaşmasından 5-10 yıl sonra ortaya çıkar. AIDS'te sık görülen fırsatçı bir enfeksiyon Pneumocystis carinii etkeninin yol açtığı zatürreedir. Yaşlılarda ve bağışıklık sistemi bozulmuş hastalarda nadir bir habis tümör olan kaposi sarkomu oluşabilir.

En sık kullanılan, kan örneklerinde yapılan ELISA (Enzim-linked immunosorbent assay) testidir. Bu test çok duyarlıdır ve virüsün vücuda girdiği ilk ay dışında hemen hemen herkeste virüsü belirlemektedir. Bununla birlikte, nadir olarak romatoid artrit ya da diğer bazı faktörlerin varlığında yanlış pozitif sonuçlar verebilmektedir. Genel olarak, ELISA testinin pozitif sonucu Western biot testi ile doğrulanmadan AIDS teşhisi konmaz. Pozitif sonuçların Sağlık Bakanlığı'na bildirilmesi zorunludur.

Hastalığın henüz kesin bir tedavisi yoktur. AZT olarak kısaltılan azidotimidinin, hastalığı yavaşlatıcı etki gösterdiği tespit edilmiştir.

Her yıl 1 Aralık günü Dünya AIDS Günü olarak çeşitli etkinliklerle gündeme gelmektedir.

BELİRTİLER:
- Uzun süreli açıklanmayan yorgunluk,
- Lenf modüllerinin açıklanmayan şişliği,
- On günden daha uzun süren ateş,
- Gece terlemesi,
- Açıklanmayan kilo kaybı,
- Derideki renk bozulumu ve iyileştirilemeyen mukoz membran iltihapları,
- İlerleyen, açıklanamayan öksürük ve boğaz ağrısı,
- Nefes darlığı,
- İlerleyen üşüme,
- Devamlı ishal,
- Ağızda mantar enfeksiyonu,
- Kolay yaralanma ve açıklanamayan kanama,
- Zihinde karışıklık ve sonunda koma.

Faydalı Sağlık Bilgileri #09

30 Eylül 2012 Pazar

Çocuğunuzun okul başarısı düşüyorsa, nedeni işitmesinin azalması olabilir. Son yıllarda orta kulakta sıvı birikmesine “efüzyonlu otit” sıkça rastlıyoruz. Bu durumun belirlenerek zamanında tedavi edilmesi çocuğu kronik kulak hastalıklarından korumaktadır

Diş eti hastalığı kalp ve solunum yolu hastaları için bir risk faktörüdür.

Erkekte infertilitenin tedavi edilebilir en sık nedeni varikosel hastalığıdır ve çocuk sahibi olmak isteyen erkekler üroloji uzmanına başvurmalıdır.

Vücudunuzdaki değişikliklerden haberdar olun ve ihmal etmeyin: Böylece bir kanser erkenden farkına varılarak başarıyla tedavi edilebilecektir.   

Burun tıkanıklığı, hapşırma, burun-geniz akıntısı ve damak-geniz kaşıntısı gibi belirtilerinizin nedeni sıklıkla alerjik nezledir. Burnun “kendini temizleme mekanizmasını” (siliyer aktivite) yeniden canlandırmak alerjik nezlenin kontrolüne olanak sağlar.

Biberon çürüklerini önlemek için, süt ya da meyve suyu dolu biberonu çocuğunuzun ağzında yatağa bırakmayın.
   
Bayanlar; İdrar kaçırmak tedavisi olan bir hastalıktır.   

Emzik ve biberon kullanımı çocuklarda orta kulak enfeksiyonlarına yatkınlık yaratır.

Tekrarlayan boğaz ve akciğer sorunlarınızın nedeni burun ve sinüslere bağlı olabilir. Burun günde alınan 20000 litre solunum havasını filtre eder, temizler. Burun tüm solunum yollarının başıdır!

Yemekten hemen sonra diş fırçalamak, asit saldırısı nedeniyle diş minesini aşındırabilir.

Menopozda doktora danışmadan tek başına östrojen hormonu almayın.

Her burun tıkanıklığının nedeni burun eğriliği (deviasyon) olmayabiilir. Her burun eğriliği de ameliyat gerektirmeyebilir. Burun solunumunu sağlamanın daha konforlu yolları vardır.

Bayanlar; eviniz dışında idrarınızı yapmamak için kendinizi zorlamayın. İdrarı sürekli geciktirmek de hastalıklara neden olabilir.   

Yaşamdaki bazı hastalıkların işaret ve belirtileri ağızda başlar, hastalığınızın erken teşhisi için düzenli diş hekimi muayenenizi aksatmayın.

Bademciklerin sadece büyük olması, bademcik ameliyatlarının az bir bölümünün nedenidir.Bademcik ameliyatı kararı alabilmek için hastanın belirli bir süre takip edilmesi,ameliyat olmanın mı,yoksa olmamanın mı faydasının daha fazla olacağı belirlenmelidir.

Faydalı Sağlık Bilgileri #08

Tatlı yedikten sonra süt, ayran içmek ve peynir yemek, şekerin ve ortaya çıkan asidin zararlı etkilerini önler , Ph seviyesini kontrol ettiğinden dişler için koruyucu kalkan oluşturur.

Ayda bir kez yapacağınız 'kendi kendine ben muayenesi' olası cilt kanserlerinin erken tanı ve tedavisini sağlayacaktır.

Light sigaralar diğer sigaralardan daha az zararlı değildir.

Tükürüğünüzü fazlalaştırıp ağız ve diş sağlınıza fayda sağlamak için günde 8 bardak su için , yüksek lifli gıdalar tüketin.   

Sürekli geniz akıntısı sinüzit hastalığının habercisi olabilir. Kulak burun boğaz alanında endoskopik teknikler sayesinde sinüs kanallarını gözleyebiliyor ve gerekli tedaviyi yapabiliyoruz.

Ailenizde ki bireylerde, meme, yumurtalık ve kalın barsak kanseri sık ise ailesel kanser türlerine karşı genetik test yaptırın.   

Özellikle 50 yaşından sonra idrarda kan görmek çok ciddi hastalıkların belirtisi olabilir. Böyle bir durumda lütfen üroloji uzmanınıza başvurun.

Sigarayı bırakırken spor yapın, bol su için. Böylece sigara isteğiniz kısmen de olsa azalacaktır.

Protez yapıştırıcıları kısa süreli kullanımlar içindir. Kötü bir protezin kullanım rahatsızlığında geçici bir çözüm sağlamaktadır. Eğer proteziniz oturmuyorsa diş hekiminizi arayınız.   

Dengeli beslenme için kavurma ve kırmızı et öğle öğününde tüketilmeli, akşam öğününde ise sebze, kuru baklagil gibi posa içeriği yüksek yemeklerin tüketilmesi sağlıklı tercihtir.   

1 yaşına kadar çocuğun diyetinde tuz, baharat, salça, şarküteri ürünleri olmamalıdır.   

Diş eti hastalığı kalp ve solunum yolu hastaları için bir risk faktörüdür.   

Hamilelikte sigara içilmesi düşüğe, erken doğuma, bebeğin küçük doğmasına neden olabilir. Bu bebeklerde ileride astım ve allerjik rahatsızlıkların gelişme olasılığı artar.   

Çocuklarınızın tüm aşılarının 4-6 yaş arasında tekrarlanması gerektiğini biliyor musunuz?

Çocuklarınızı cep telefonlarının açık olduğu odalarda uyutmayın. Evdeki telsiz telefonların sabit cihazlarını yatak odalarında bulundurmayın.

Faydalı Sağlık Bilgileri #07

20 Haziran 2012 Çarşamba

Çürükten korunmak için yapışkanlı gıdalar, kurutulmuş meyveler, şekerleme, pastillere dikkat edelim.

Böbrek taşından korunmak için hergün 2-3 lt su için.

Çocuğunuzun okul başarısı düşüyorsa, nedeni işitmesinin azalması olabilir. Son yıllarda orta kulakta sıvı birikmesine “efüzyonlu otit” sıkça rastlıyoruz. Bu durumun belirlenerek zamanında tedavi edilmesi çocuğu kronik kulak hastalıklarından korumaktadır.

Pişirme yöntemi olarak; haşlama, fırın ve ızgara gibi yöntemler tercih edilmeli, kızartmalardan ve kavurma yönteminden kaçınılmalıdır.

Her sigara sizi kansere bir adım daha yaklaştırır. Sigara içen bir insanın akciğer kanserine yakalanma olasılığı, içmeyen birine göre tam 20 kat fazladır.

Yemeklerden sonra diş fırçalayamayacaksanız yapılacak en iyi şey su veya süt içmektir.Yemekten sonra içilen bir bardak su, yemek artıklarını büyük ölçüde uzaklaştırır ve ağızdaki asidik ortamı nötrler.

Mevsim ve ısı değişikliklerinde günlük cilt bakım ürünlerinin değişmesi gerekebilir.

Sigara, vücutta C vitamininin tüketilmesine, ve bu vitaminin eksikliği sonucu hastalıklara eğilimin artmasına neden olur.

55 yaşından sonra glokom, katarakt, sarı nokta hastalığı ve kuru göz sendromu taraması amacıyla yılda bir kez göz muayenesi olmalıyız.

Kuru deri kaşınır, nemlendirmek tek tedavi yöntemidir.

Gebelik, astım tedavisine ara vermeyi gerektirmez. Doktor kontrolünde gebelik boyunca düzenli ilaç kullanımı, bebeğin oksijensiz kalmasını engeller, sağlıklı büyümesine yardımcı olur.

Etler, C ve E vitaminini içermezler.Bu nedenle mutlaka etlerin yanında C vitamininden zengin sebze/salata/ taze sıkılmış meyve sularının tüketilmesi oldukça önemlidir.

Sağlıklı göz için kapak hijyenine dikkat etmek gerekir!

Etlerin sebzelerle birlikte pişirilmesi veya sebzelerle birlikte tüketilmesi besin çeşitliliğinin sağlanması, sebzelerde bulunan C vitamininin etlerde bulunan demirin emilimini artırması açısından sağlıklı bir yöntemdir.

Sakız çiğnemek özellikle de şekersiz sakız çiğnemek tükürük akışının hızlanmasına,ağız içinin temizlenmesine ve ağız içi asidin dengelenmesine yardımcı olur.

Faydalı Sağlık Bilgileri #06

10 Haziran 2012 Pazar

Öksürük ve balgam, sigara içmeye bağlı “normal” bir belirti değildir, kronik bronşit ve kanser gibi hastalıkların belirtisi olabilir. Mutlaka hekim tarafından değerlendirilmelidir.

Bayram ziyaretlerinden keyif almanız da çok önemli. Bayram sonunda aşırı yemek tüketmenin pişmanlığını yaşamamak için, mutlaka yeme planınızı önceden hazırlayın. Planlı yerseniz, yediklerinizden pişmanlık duymazsınız ve eğlenceniz bozulmaz.

Yemek yemeden önce su için. Her yemekten önce 1 ya da 2 bardak su içmeniz biraz doymanızı ve böylece fazla yemek yememenizi sağlar. Bu da sağlıklı kiloya kavuşmanın kolay bir yoludur.

Uzun ve sağlıklı yaşamak istiyorum diyorsanız kendinize yapacağınız en iyi yatırımın ideal kilonuza inmek ve korumak olduğunu biliniz.

Pişirmek için buzluktan çıkartılan etler, yine buzdolabının alt raflarına indirilerek çözdürülmeli, çözdürülen et hemen pişirilmeli, tekrar dondurulmamalıdır.

Kızartmalardan, kavurmalardan, hazır meyve suları vb. şekerli içeceklerden, aşırı yağlı börek ve ağır hamur tatlılarından uzak durulmalıdır. Ağır, yağlı yiyecekler içermeyen öğünler planlanmalıdır.

Kronik bronşit ve amfizemin başlıca sebebi sigaradır. Bu hastalıklar, kişiyi yatağa ve oksijene bağımlı hale getirebilmektedir.

Aşırı makyaj yapmayın! Makyaj cildin nefes almasını engeller.

Gün içinde dişleri temizlemenin en pratik yolu tatlandırıcılı sakızlardır.

Yeterli ve dengeli beslenmek için günde 7-9 porsiyon (en az 5 porsiyon) sebze-meyve yiyin.

Her çocuk 3 yaşına kadar en az bir kez göz muayenesi olmalıdır.

Cilt yaşlanmasının en önemli etkenleri güneş ışınları ve beslenme alışkanlıklarıdır. Bol meyve, sebze ve su tüketin.

Tüm çocukluk çağı zehirlenmelerinin %85-90'ı 5 yaşın altındaki çocuklarda ve kaza sonucu meydana gelmektedir.

Günde 1 kez ara öğün olarak 20 adet fındık ya da 8 adet ceviz yiyin, kalp hastalıklarına yakalanma oranınızı %50 azaltın.

Gözlerde batma ve yanma hissi Kuru Göz Sendromu’nun bulgusu olabilir.

Faydalı Sağlık Bilgileri #04

7 Haziran 2012 Perşembe

Ek gıda döneminde ilk seçilecek besin grubunun tatlı sebzeler olması, bebeğin sağlıklı yaşam adına attığı ilk adım olacaktır.

Menapoza yaklaşan bayanların, 6 ayda bir jinekolojik muayene, senede 1 smear, senede 1 mamografi çektirmeleri gereklidir.

Kolon kanseri önlenebilir bir hastalıktır. Özel bir durum olmasa bile 50 yaşından sonra en az bir kez kolonoskopi yaptırın.

Kalıcı kilo kontrolü için mutlaka metabolizma hızınızı ölçtürün.

Besin ambalajı üzerindeki etiketleri okuyun, etiket okuma alışkanlığı sağlıklı beslenmenize yardımcı olur.

Çocuklarınızın aşılarını düzenli yaptırınız.

6 yaş ve üzerindeki çocuklarınızın dişlerini çürükten korumak ve fissür sealant(örtücü) uygulaması konusunda diş hekiminizden bilgi alın.”

Doğru beslenme gözlerinizi erken yaşlanmaktan koruyabilir.

Hafta sonu yapılan halı saha maçlarına dikkat! Ani karar verilerek ve bir süre antrenman yapmadan maça başlarsanız, Aşil tendonunuz kopabilir.

Sağlıklı bir cilt için dogru ve sağlıklı beslenin.

Tuvalet ihtiyacınız geldiğinde ertelememeye çalışın.

Bu saate kadar kaç bardak su içtiniz? Günlük tüketmeniz gereken su miktarının 8-10 bardak olduğunu biliyor musunuz?

40 yaşında göz taraması yaptırmayı unutmayın.

1 saatten uzun süre egzersiz yapacaksanız her 15-20 dakikada bir az şekerli bir içecek (örneğin meyva suyu ) tüketin.

Banyo sonrası kullanacağınız nemlendirici vücut losyonları, cildinizin sağlıklı kalmasına yardımcı olacaktır.
 
Support : Blogger | Giresunspor
Copyright © 2012 - 2017. Sağlık Blogu - Tüm Hakları Saklıdır.
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Blogger